1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Kim “MİLYONER” olmak ister?

Kim “MİLYONER” olmak ister?

Milyonların arayışının sosyolojisi-Ön seçimin "Arka seçim"ini deşifre ediyoruz-Öncelikle çok net bir sosyolojik kesit var: "Erdoğansız Türkiye" isteyen; bugünü hayal ederek uyuyan; Erdoğan nefretinde konsolide olmuş; ittifak etmiş ve her fırsatta, her olayda ve her olaylı süreçte sözlü-fiili duruma geçmeye "hazır kıta" bir seçmen kitlesi var

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

  • Milyonların arayışının sosyolojisi-
  • Ön seçimin “Arka seçim”ini deşifre ediyoruz-

Öncelikle çok net bir sosyolojik kesit var: “Erdoğansız Türkiye” isteyen; bugünü hayal ederek uyuyan; Erdoğan nefretinde konsolide olmuş; ittifak etmiş ve her fırsatta, her olayda ve her olaylı süreçte sözlü-fiili duruma geçmeye “hazır kıta” bir seçmen kitlesi var.

Özgür Özel’in ve cezaevinden İmamoğlu’nun “15 Milyon” arkamızda açıklaması; aslında oy kullanmaya giden kitlenin 15 milyon olmasından değil; yani gerçekten 15 milyon kişi gidip oy kullanmadı.

Dediğimiz gibi: “II: Millet İttifakı” kurmak için bir kurgu bu.

Ancak “Erdoğan’a tepki veren 15 Milyon seçmen var!” anlamında verilen sayı anlamında rakam doğru!… Hatta CHP tüm muhalefet partilerini iyi organize etseydi bu sayı rahatlıkla sandık başına gelirdi. Dolayısıyla İmamoğlu’nun yaptığı bütün yolsuzluklar ispatlansa da; söz konusu 15 Milyon her ortamda kasten “İmamoğlu’na operasyon siyasidir! Yolsuzluk dosyaları yalandır!” diyecek ve de Erdoğan’a karşı bilerek ve isteyerek “İmamoğlu! Seni Cumhurbaşkanı yaptıracağız!” diye tempo tutacaktır.

Ancak Erdoğan’dan kurtulmak isteyen bu kitle “Yeterki Erdoğan gitsin!… Velev ki “Hırsız” veya “Terörist” gelsin!…” hıncı içinde olsa da; süreçteki sorun Erdoğan’ın gitmesinde değil; Sorun şudur; Bu hınçlanmış kiteyi kim istismar edecek; kendi gemisini yürütecek ve finalde Cumhurbaşkanı olacak. Ve tabi iktidara gelerek iktidar imkanlarını kendine hizmet ettirecek. Yani “At” hazır da “Seyis” kim olacak?

Gelin bu psikolojinin iç travmalarına ve 15 milyon erdoğan karşıtı kitlenin istismara ne kadar müsait olup olmadığına yakından bakalım.

Erdoğan düşmanı seçmenin sayısı iktidara ulaşacak sayıya ulaşsa da; Aday kavgası sebebiyle sonuç alamayacak.

Çünkü Erdoğan nefretiyle dolu seçmen kitlenin nefreti “Ahmak” görülmeye sebep olacak kadar kendini zehirlemiş değil. Yani 15 milyon her fırsatta Erdoğan aleyhinde konuşur. Ancak bir veya birkaç kişiyi iktidara getirmek adına kendini asla riske etmez. Örneğin;

I. Millet İttifakında şu tablo vardı. Erdoğan gidecekti; Ancak BÜYÜK KADRO iktidara gelecekti. Yani içinde Ekonomi tecrübesi olan ALİ BABACAN; Dış ilişkiler tecrübesi olan AHMET DAVUTOĞLU, hizmet tecrübesi olan Yavaş-İmamoğlu ikilisi; Devlet tecrübesi olan MERAL AKŞENER; Muhafazakar-Dindar çevreyi işe katacak Saadet Partisi… gibi bir KOLEKTİF KADRO vardı. Hem KADRO etkin görüntüsü vardı; Hem de 270 sayfalık çok geniş bir akademisyen-bürokrat tarafından hazırlanmış BİLİMSEL İKTİDAR programı vardı.

Yani 15 Milyon seçmen Erdoğan sonrası riski göze alırken; Erdoğan nefretinin verdiği hırsın kör ettiği gözlerle değil; bu konsensüs ikliminde açılmış FAL taşı gözlerle vardı.

15 Milyon “Ahmak” gibi değildi karar verirken ( Ahmak muamelesine izin vermemek anlamında), aksine “Umutlu Karar” üzereydi. Kafa yapısı da netti: Bir tarafta BİR ADAM diler tarafta BİN ADAM!…

Fakat Erdoğan kazandı!… Bin Adam’ın toplamı ve marifeti yenemedi bir Adamı!… Afalladılar. Bunalıma girdiler…

Oysa Millet İttifakının görmediği/görmek istemediği bir rakibi vardı ve asıl gerçek rakibi Erdoğan değildi; Tecrübeli seçmendi: 20 Milyon seçmendi.

Bu 20 milyon seçmen “Erdoğan aşkı” üzere değildi her koşulda; “Devlet aşkı” üzereydi ve “Erdoğan Güveni” bu aşkın sadece bekçisiydi. Bu şu demektir: 20 milyon seçmen, son günlerde yaşanan İmamoğlu’na yönelik operasyonun devlet tarafından yapıldığına inanıyor ve İmamoğlu’nun İBB bütçesini kendi kariyeri için sömürdüğüne “Katıksız İstismarcılık/Hırsızlık” diye bakıyor/inanıyor; Operasyonu yapanın da Erdoğan değil Devlet olduğunu düşünüyor. Sadece bu sürecin Erdoğan’ın işine geleceğini yan bir sonuç olarak da görüyor.

Dolayısıyla 15 Milyon seçmen ile 20 milyon seçmen zaten “Bölünmüş sosyoloji” olarak 25 yıldır karşıtlanmış durumda; gelecek senaryoları noktasında zaten 25 yıldır yarışta! 5 milyon fark da çok ciddi fark. O nedenle 20 milyon hep avantajlı kaldı/kalacak.

Fakat gelinen nokta şudur. 2023 yılında yarışan 15 milyon ile 20 milyon seçmendi. Yer değiştirme ihtimali olan 10 milyona yakın seçmen ise Millet İttifakı tarafından ikna edilemedi. Ve Cumhur İttifakı kazandı.

“Erdoğan diktatör!” demek dışında bir cümlesi/zekası olmayana geleceğini teslim etmeyecek; Çakılı 25 milyon seçmen var.

Fakat şimdi ortam çok farklı: Bu operasyonla artık; Şimdiki yarış PARTİ-DEVLET yarışına evrildi.

Yani seçmen sosyolojisi 2023 yılında yarıştı ve bitti. Aynı sosyolojik enerji ve karşıtlanma iki tarafta da yok. İki tarafta yorgun!…

Dolayısıyla şu gerçeği görelim: Yeni süreç şudur: PARTİ-DEVLET yarışı sürecine girilmiştir.

Yani CHP aslında “Partinin fendi Devleti Yendi!” stratejisine yönelmiş durumdadır. Yani CHP ki, hep Devlete sığınmıştır; Şimdi ise açıktan karşı karşıyadır!…

O nedenle… CHP diğer muhalif parti kadrolarıyla birlikte Devlet ile yarışa girecek süreci örgütlemek istiyor. Özgür Özel’in “Bu devlet ve millet kavgasıdır; Biz Milletiz!” demesi önemli bir cümledir.

Peki türk siyasetinde parti veya partilerin ( yönetimlerinin) Devleti yendiği görülmüş müdür? El-Cümle: Hayır!…

15 Milyon ne kadar tempo tutar da: “Ekrem Başkan!” derse; CHP dahil diğer tüm partilerin yönetimiyle ilgili benzer “Terör ve Yolsuzluk” dosyaları servis edilir. O nedenle Mansur Yavaş temkinli bu süreçte.

Nitekim…. Cumhur İttifakı aynı adres olan Devlet ile geçmişten bu yana “Uyumlu-İtaatkar” çalışmasaydı/davranmasıydı; aynı operasyonları yerdi!…

Çünkü Devlet mekanizmasının elinde; herkes hakkında operasyon yapacak malzeme var. Devletin arşivinde istemediğin kadar bilgi-belge-görüntü-tabe var….

Fakat iki konuda bu mekanizma tolerans tanımıyor: Bölgesel gelişmelerde küresel operasyon yerken; başka devletlerle perde arkasından iş birliği ve devlete parmak sallamak, Ki İmamoğlu bunu cesaretle yaptı/yapıyor. İkincisi de seçmen karşıtlığını sokak karşıtlığına evriltme çabası, Ki Özgür Özel bunu deniyor/yapıyor.

Selahaddin Demirtaş’ın Erdoğan’a hitaben “Seni başkan yaptırmayacağız!” deyip; sokak hareketlerine çağrısı sonucunda yaşanan ölümler sebebiyle; suçlandı ve içeride… Aynı şekilde sokak hareketlerine davet eden Özel yaşanacak ölümlerden sorumlu olacaktır ve bir-kaç ölüm aynı akibeti getirecektir.

O nedenle ön seçim oyunun 15 milyon olduğunu ileri sürüp-demokratik tepki esastır; sokak hareketleri olmasın! diye U dönüşü yapacaktır. “Erken Seçim” diyecek ancak “Ekrem Seçim!” demeyi zamana yayacaktır. Çünkü CHP kongresinin/kurultayının ve kendisinin akıbeti belirsizdir. Zaten 15 milyon ilanı da kendini de sağlama almaya çalışmasındandır.

Kuşkusuz…Demokratik tepki; Sivil direnç ve seçmen tepkisi meşrudur; Ancak bu hakları kullanma biçimi ile Yolsuzluk soruşturmasına karşılık verilecek sokak provakasyonu arasındaki fark bellidir.

Peki; PARTİ-DEVLET karşı karşıya gelirse; Ki CHP bu karşıtlığa düşmüştür! Ne olur? Çok basit; İTİRAFÇILAR ve SATANLAR süreci başlar. “Devlet Partiden büyüktür!” anlayışı bu topraklarda çok köklüdür. O nedenle istemediğim kadar itirafçı-Pişmancı çıkar.

CHP içinden itirafçıların ve satıcıların ortaya çıkması ve devletin savcısının eline dosyala vermesi bu karşıtlıktan kaynaklanmaktadır. Devlet isterse bu sayı yüzlerce kişiyi bulur.

Dolayısıyla “Erdoğan karşıtı” kitleyi “İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapacak kitle” diye okumak/sanmak ya siyaseti bilmemektir ya da Devleti tanımamaktır!…

Peki Erdoğan’ın bu süreçten siyaseten alacağı hasar var mı? Var. Fakat 15 milyondan değil; 20 milyondan alma ihtimali yüksek. Peki bu hasar nerede tecelli edecek; Erdoğan’ın başkanlığında mı? Bence Hayır. TBMM seçiminde alacak; Vekiller konusunda. Yani bu süreç AK Partiye fena vuracaktır. Eğer AK Parti çok büyük toplumsal reforma yönelmez; Enformatik çaresizliğini çözemez ve halkla ilişkilerinde hızla ikinci bahara evrilmezse; artık Erdoğan’ın hatırına meclise eski gücünde giremez!…

Peki, 15 milyon “Erken seçim için sandık!” diye tempo tutsa da; sonuç alır mı? Hayır. 20 milyon istemedikçe olmaz!…

20 milyon ise Erken seçime değil iki şeye odaklı: Ekonomi ve Suriye’nin yük olmaktan çıkması. Erdoğan’ın da odaklandığı iki konu bu zaten. Peki bu iki konu çözülür mü? Erdoğan için süre daralıyor her gün!… 20 milyon bu yılın sonuna kadar ışık görmek istiyor.

Bu arada haftalardır söyleriz: İmamoğlu’nun ön seçim talep ettiği gün itibariyle CHP bölündü!… 15 Milyon asla bölünmüş parti ile kuyuya inmez!…

Kim “MİLYONER” olmak ister?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.