Analiz de Neler Kaleme Alındı
-Erdoğan Halkla mı, Parti ile mi yoksa Devlet ile mi iktidarda-
İmamoğlu kimin adayı?
Erdoğan hangi “Lider”i hazırlıyor?
Dün gece Halk TV sürecinde karar henüz netleşmemişken “Tutuklama olacak!…” demiştim. Oldu… Çünkü verilmiş kararlar var! Önümüzdeki günlerde de sürpriz olmayacak gelişmeler yaşayacağız. Hep söyleyip duruyoruz: Satrançta hamleler önemlidir; Hamlenin hangi taşla yapıldığı da önemlidir. Hatta oyuncunun aklındaki strateji de… Fakat;
Esas olan soru şudur: “ŞAH” Nedir?…
Çünkü bütün hamleler, taşlar, stratejiler bir ŞAH’a doğru yapılır ve amaç “MAT!…” demektir. Bazen de hamle sırası gelen “uzun süre düşünme” hakkını kullanır… Oyun süresi uzar. Fakat odaklanmamız gereken ŞAH’tır.
İmamoğlu’nun kafası karışık. CHP’nin yönü ve yöntemi karışık. CHP örgütü taşlarını bile dizemiyor. Düşünmek için değil; içindeki kargaşayı örtmek için zaman kazanmaya çalışıyor. O nedenle elindeki tek ama tek propagandaya sesleniyor: “Ey halkım! Senin hedefindeki ŞAH: bizzat Erdoğan’dan kurtulmak, değil mi? Erdoğan giderse herşey hızla düzelecek! değil mi?… Gel devirelim bu adamı! Yoksa “Tek başına” kalırsam; beni yemeye niyetliler bunlar! “.
İmamoğlu ise çok daha fazla panikte. “Beni kurtar ey halkım!… Ben de seni kurtarayım dertlerden!…” diyor. Kendini zaten Cumhurbaşkanı adayı görüyor; kurtarıcı görüyor; Halkın da dünyanın da kendisini heyecanla beklediğini söylüyor!… Fakat çok büyük bir sorunu var: Zaman!… Zaman onun lehine işlemiyor; ayak bağı bir sürü konu var önünde: Başta Mansur Yavaş olmak üzere… Kılıçdaroğlu olmak üzere…. Saymakla bitmez. Tek tesellisi Batı/Küresel bazı lobiler ona çok fena gaz veriyor…. Fakat…
1) DEM öyle bir uluslararası “daralma” içinde düştü ki; İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı olmasını bekleyemez. DEM erken seçim olmadan önünü görmek ve alanını genişletmek zorunda. Çünkü Kuzey Suriye’de PKK/PYD üzerine çok büyük operasyon hazırlığı var. İmamoğlu’nun egosuyla uğraşamaz…
2) Mansur Yavaş çoktan “İmamoğlu’nun tezgahlarından bıktım!…” modunda ve aklen çoktan koptu İmamoğlu ile birlikte hareket etmekten. Zaten İmamoğlu sürekli demeç veriyor; halka sesleniş konuşmaları yapıyor. Yavaş ise “Yavaş YAVAŞ” ilerlemekten yana, Devletinden de komut bekliyor…
3) Altılı masanın dağılan adreslerinin zaten adayı İmamoğlu değil. Onlar erken seçimde mecliste koltuk sayısının peşinde.
4) Türk Devlet Aklı içine gidiği uluslararası türbülans sebebiyle; İmamoğlu gibi profili düşük ve tecrübesiz birini bu süreçte iktidara getirtmez. İmamoğlu sadece hesabı olan her çevre için çok kullanışlı ve önündeki mayınların yerini tespit etmek için bir “mayın tespit cihazı” gibi bir “Politik teknisyen” işlevinde. Devlet de kullanıyor İmamoğlu’nu.
Peki Erdoğan, Cumhur İttifakı cephesinde durum ne?
A) Hem AK Parti hem MHP teşkilatı, Erdoğan-Bahçeli ikilisinin stratejisinden koptu. Ne izleyebiliyor, ne iz sürebiliyor ne de neyin geleceğinden haberdar. Hatta Erdoğan-Bahçeli mümkünse teşkilatlarını “dondurulmuş örgüt” eşiğinde tutuyor. Erdoğan’ın masasında teşkilatın ne yapıp-ettiğinin takibi yok. Seçim yaklaşırsa bir “ajans” gibi aktifleştirilecek.
B) Halk yoruldu. Halkın gündeminde “Yargının siyasallaşması” veya “Hukuk” yok;zaten bu alanda mağdur da değil. Mağdur gündemi politikacı, gazeteci ve terörcülerde var. Halkın iki ana gündemi var: Ekonomi ve İletişim. Yani Ekmek ve Bilinmek!. Cumhur İttifakı ikisini de çözüme kavuşturamıyor bir türlü. Zamana yayıyor; zaman kazanmaya oynuyor. Bu arada Ekmek bir iktidar işi; Fakat bilinmek özelde bir teşkilat işi. Fakat teşkilat halkın bilinmek talebine odaklı değil; Erdoğan’ın tarafından bilinmek yarışında. Ve bu çözülemez…
C) Ne Devlet mekanizması ne de Erdoğan-Bahçeli ikilisi İmamoğlu’nu veya Yavaş’ı kendilerine rakip görmüyorlar. Yani bir “İmamoğlu’nun önünü kesme!” planı içinde değiller. İmamoğlu aslında Erdoğan’dan nefret eden bir kesimin “sözcü” ve “lider” arayışının seçeneği. Onlar bile “Ne yapalım! Elde başka malzeme yok!” sendromundalar. Asıl rakip/hedef iki tane: Biri DEM ile somutlaşan “Kürtçülük” sosyal dokusu ve ikincisi de Batı’nın ülkemizdeki örgütlü “Batıcı Elitist”lerin para-medya gücü… İşte bu ikisine odaklı Erdoğan-Bahçeli stratejisi
D) Tüm bunlara rağmen.. Hayat ve İnsan “Canlı” ve “Değişken/Doğaçlama” üzere… Ayrıca dijital enformasyon ağı sebebiyle… Her an “Canlı yayın” etkisinde. O nedenle her gün yönetilmesi gereken olaylar, süreçler oluyor. Erdoğan-Bahçeli inanılmaz yoruluyorlar. Hatta yer yer kalelerine gol giyiyorlar. Çünkü Erdoğan-Bahçeli ikilisinin elindeki medya-enformatik güç hem hantal, hem demode hem de pozisyon alışları hep ofsayt!… Zaten bir türlü Enformasyon işini oturtamadılar gitti. Dezenformasyonla mücadele eşiğinde tutuk kalmış; Kendi PR’larını yapma şehveti içinde sürekli bir “Erdoğan soyadını suistimal” güruhu oluşmuş… O nedenle Halkın bilinmek talebini savsaklayan ve hatta halkla inceden alay eden bir iletişimsizlik kadrajı olmuş…
Sonuç: Halk çok kızgın. iki talebi var; İmamoğlu umrunda değil. Ekmek ve Bilinmek!…
Cumhur İttifakı bu ikisini çözmeden erken seçime veya normal seçime giderse; değil İmamoğlu iktidarın başına “Yılan” bile gelir. Çünkü ekmeğe ve habersizliğe düşen halk sadece “Yılan”a sarılır. Yani sokak yılanına!… Sandık mı Sokak mı? İkilemine halkın sabrı bir yere kadardır.
Zaten İmamoğlu’nun koynunda ısrarla “Sokak yılanını” besleme gayreti ve kendini “Hukuk mağduru” oldurtmak için özel gayret gösterme çabası bundan. Yargı mensuplarına sürekli parmak sallaması da bundan.
Ancak İmamoğlu tecrübeli olmadığı için şunu bilmiyor: Sokak yılanının ( yasa dışı eylem, isyan, iç kargaşa çıkarma anlamında olan sokak hareketlerine yılan benzetmesi yapıyorum… Değilse, izni alınmış her türlü protesto “Bilinmek” talebidir… ) başından değil de kuyruğundan tutmak; sadece kendini zehirletmektir.
İmamoğlu sokak yılanının başını değil, kuyruğunu tutmuş görülüyor, bu yetmiyor bir de yılanı sallayıp duruyor ve kalabalıkların üstünde gezdiriyor!…
Unutmayalım: Gezi olaylarının ilk bir kaç günü “Bilinmek talebi” sanıldı. Oysa o FETÖ-Darbeci Ulusalcıların planlı bir “sokak yalanı/sokak yılanı” idi… Erdoğan bunu fark ettiğinde iş işten geçmişti.
CHP içinde sandığa inanmayan ve hayatlarını sokak yalanları/sokak yılanı üzere kurgulamış çok ciddi bir örgütlenme var. İşte bunlar bile İmamoğlu’nu kullanma peşinde.
Onun için; Erken gelecek sokak yalanlarına herkes hazır olsun!
Analiz: SERVET HOCAOĞULLARI






















