Hazreti Salih’ten Günümüze;Azgınlıktan Helake Giden Yol;
“Salih kavmine dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir mucize geldi. İşte şu Allah’ın devesi, sizin için bir mucizedir…”
(A’râf, 7/73)
İnsanoğlu, tarih boyunca aynı sınavlarla yüzleşti:
Kendini yeterli görmek, nimetle azmak, hakikati inkâr etmek ve sonunda helak olmak.
Kur’an-ı Kerim’de kıssası detaylı biçimde anlatılan peygamberlerden biri olan Hazreti Salih (a.s.), Semûd kavmine gönderilmişti. Onların gösterişli şehirleri, teknik ilerlemeleri, dağlara oydukları görkemli evleri vardı. Ama bu maddi refah, onların kalplerini taşlaştırmış, hakikate karşı körleştirmişti.
Bu durum, günümüz dünyasının da çarpıcı bir aynasıdır.
Hazreti Salih’in Dönemi; Semûd Kavminin Refah İçinde Azgınlığı;
Kur’an’da Semûd kavmi; güçlü, zengin, mühendislikte ilerlemiş bir toplum olarak tanımlanır:
“Dağları oyup evler yapıyorlardı. Güçlüydüler.” (Fecr, 89/9)
Ancak bu refah, onları şükre değil, şirke, inkâra ve kibre sürükledi.
Hazreti Salih’in “Allah’a kulluk edin!” çağrısına şöyle karşı çıktılar;
“Ey Salih! Sen bizim içimizde, umudumuz olan biriydin. Şimdi atalarımızın taptıklarına tapmamamızı mı söylüyorsun…?” (Hûd, 11/62)
Günümüzde benzerlik;
Bugün de toplumlar refah, konfor ve teknolojiye ulaştıkça; inançtan, ahlaktan, maneviyattan uzaklaşıyor. Atalar dini, gelenekçilik ya da popüler kültür üzerinden hakikate kapılarını kapatıyor.
Semûd’un Gösterişli Ama Çürümüş Düzeni;
Semûd kavmi, dağlara evler oydu. Şehirlerini büyüttü, güç gösterileri yaptı. Ama o görkemin altında, haksızlık, zulüm, azgınlık ve inkâr vardı.
Allah onlara Salih’in devesiyle bir uyarı verdi. Bu deve, sadece biyolojik bir varlık değil; sabır, emanet, denge ve sınav sembolüydü. Ama onlar bu mucizeyi dağlardan güçlü sandılar ve onu katlettiler.
“Onlar o dişi deveyi ayaklarından kestiler. Rablerinin emrine başkaldırdılar…” (Şems, 91/14)
Günümüzde benzerlik;
Bugün de insanlar ilahî dengeyi katlediyor. Doğayı hoyratça kullanıyor, çevreyi talan ediyor, “bu bizim malımız” diyerek Allah’ın emanetine saldırıyor. Salih’in devesi, bugün yok edilen ormanlar, kuruyan nehirler, kirletilen gökyüzü değil midir?
İnkâr, Alay ve Toplumsal Psikoloji;
Semûd halkı, Salih Peygamber’i küçümsedi, alaya aldı. “Sen de bizim gibi bir beşersin” dediler. Onu ve iman edenleri toplum dışına itmeye çalıştılar. Hatta;
“Eğer Salih ve yanındaki müminler şehirde kalmaya devam ederse, onları çıkarırız.” (Neml, 27/56)
Günümüzde benzerlik;
Bugün de hakikati haykıranlar, imanla yaşayanlar, ahlaki duruş gösterenler “gerici”, “yobaz”, “anormal” gibi yaftalarla ötekileştiriliyor. Salih’in kavmi gibi, modern toplum da hakikati dile getirenleri susturmak istiyor.
Helak ve Ders; Yıkım Sessizce Geldi.
Salih (a.s.), kavmini defalarca uyardı. Tövbe edin, dedi. Hakkı görün, dedi. Ama halk, bildiğini okudu. Sonunda;
“Onları korkunç bir ses yakaladı ve evlerinde diz üstü çökmüş hâlde kaldılar.” (Hûd, 11/67)
Bu ses, bir azap çığlığı idi. Hem fiziksel hem metafizik bir çöküştü.
Günümüzde benzerlik;
Bugün insanlık, görünmeyen ama her geçen gün yaklaşan bir manevî helake gidiyor. Ahlaki çürüme, ailelerin dağılması, bireyciliğin kutsanması, fıtratın bozulması… Bunlar birer “sessiz kıyamet” değil midir?
Bugüne Mesajlar Salih’in Mirası;
Hazreti Salih’in kıssası, sadece geçmişin ibretlik bir hikâyesi değil; bugünün insanına, toplumuna ve yöneticilerine verilmiş evrensel mesajlardır;
Güç, hakikati bastırmak için değil, desteklemek içindir.
Semûd kavmi gücünü inkârda kullandı. Sonuç; Yıkım…!
Allah’ın mucizeleri, her dönemde karşımıza çıkar ama biz çoğu zaman onları görmeyiz.
Bugünün “Salih’in devesi” doğa, vicdan, kalp, çocuklar, masumlardır. Onlara saldıran her sistem, Semûd kavmiyle aynı yola girmiştir.
Alay etmek, inkârın perdesidir.
Hakikati küçümsemek, aslında kalpteki kibri gizlemenin bir yoludur.
Peygamberler yalnız kalabilir ama asla haksız kalmazlar.
Salih’in mesajı, azınlıkta kalsa da bugün hâlâ yaşıyor.
Sonuç: Salih’in Sesi Bugün de Duyuluyor mu…?
Bugün dünyanın dört bir yanında yeni Semûdlar yükseliyor;
Teknolojiye tapan toplumlar,
Doğayı sömüren sistemler,
Hakkı alaya alan medya,
Ahlakı itibarsızlaştıran yapılar.
Hazreti Salih’in kıssası, bugüne yüksek sesle şunu söylüyor;
“Görkemli yapılarınız, inkârı örtemez.
Gücünüz, sizi hakikatin karşısında koruyamaz.
Eğer tövbe etmezseniz, helak bazen bir çığlık kadar yakın olabilir.”
Bugün hâlâ vakit varken, Hazreti Salih’in sesine kulak vermek gerek;
“Ey kavmim! Allah’tan korkun ve bana itaat edin…!” (Şu’arâ, 26/144)






















