Yıl 2004 veya 2005 filan olmalı. O zamanlar henüz Merkel başbakan olmamıştı. Almanya başbakanı Schröder Türkiye’nin önemli bir ülke olduğunu ve AB’ye alınması gerektiğini düşünüyordu. İki ülke ve başbakanlar arasında iyi ilişkiler vardı.
Trafik dersi veren Profesörümüz, Almanya’nın büyük şehirlerinden birisinde önümüzdeki 10 yıl içerisinde trafiğin nasıl gelişeceğini anlatan bir grafik gösterdi.
Önce, bölgede işsizlik arttığı için şehirde yaşanacak dışarıya göçlerden dolayı trafiğin de ciddi şekilde azalacağını düşündüklerini, sonradan akıllarına gelen bir etken yüzünden tam aksine trafiğin eksilme değil, artış göstereceğine karar verdiklerini söyledi.
Merak ettim, ”Grafiği bu denli etkileyen unsur neydi acaba” dedim. Türkiye’nin 10 yıl içinde AB’ye katılacağını tahmin ettiklerini ve Türkiye’den büyük göç olacağını düşündükleri için grafiği yukarı doğru değiştirdiklerini söyledi.
‘Siz Türkleri tanımıyorsunuz’ dedim. ‘Türkiye AB’ye girer de seyahat serbest olursa ilk etapta imkan bulan herkes Avrupa’ya gelir, buradaki hayatı görünce 6 ay içinde hepsi geri dönmüş olur’ dedim.
Sonra seçimleri Merkel kazanınca Türkiye aleyhine bir politika benimsedi ve Türkiye AB’ye alınmadı.
Alınmış olsa şu milletin bir yerinden uydurduğu 3 ayda bir ev ve araba alınan saçma sapan Almanya/Avrupa efsanesi olmayacaktı.






















