- Veya HAKAN FİDAN Tünel’den Çıka bilecek mi?-
- Tünel uzun olduğu için yazı da uzun –
Ortada “Savaş” varsa; siz bir tarafsınızdır. Taraf iseniz; söyleyeceğiniz-yapacağınız her şey/her nefes sizin başarınıza hizmet etmelidir.
Kuşkusuz savaşta bir taraf(ta) olanların; savaşın zararını azaltmaya; zafere katkıya ve hatta barışa hizmet noktasındaki çabalarına baktığımızda; taraftarların da bilinci, zekası, basireti, ahlakı, duruşu, adaleti, feraseti… çeşit çeşit olacaktır.
Nitekim “Kahraman” ile “Hain” arasındaki yelpazeye de bu çeşitlilik serpiştirilmiş olacaktır. Ve yine “Ahmak(ça) dostluk”, “Cahilc(ce tarafgirlik”, “Zarar verici komploculuk” gibi durumlara düşen birey ve-veya topluluklar olabileceği gibi; ” Sivil inisiyatif cepheleri”, “İsimsiz kahramanların operasyonları”… gibi organizasyonlarda etkinleşen birey ve topluluklar da olacaktır…
Çok açıktır ki; bu süreçte “Sosyal Medya”anın küreselde-yerelde durumu ortadadır. “Karınca” misali sosyal medyada katkı sunma gayretleri de yadsınamaz; ancak esas olan “Hedef’e sistematik-planlı-etkin ve sürdürülebilir” performansta gidebilmektedir.
Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’ın son program dahil yaptığı açıklamaları deşifre edersek; “İsrail mi yoksa Müslüman dünya mı hedefe yakın”ın cevabını-çözümlemesini de yapabileceğiz.
Bu bağlamdaki durum tespitini “TÜNEL” metaforu ile müzakere edeceğiz.
1) HAMAS’ın TÜNELLERİNİN UCUNDA IŞIK VAR MI?
Bugün İsrail açısından “zor durumda kalmak / bariyer” etkisinde olan biri İç politikada diğeri de dış politikada iki konu var: İç politikada”Hamas’ın elindeki Rehineler”; Dış Politikada da “Sivillerin öldürülmesi/Soykırım”…
Yani İsrail rehineleri bir şekilde aldı mı; İç politikada rahatlayacak; Sivil ölümleri de zamana yayarak biraz uyutursa, ikinci badireyi de kendisi için yönetebilir olacaktır. Dolayısıyla “Rehine” ve “Sivil ölümler” konusu dışında İsrail açısından hedefe gitmeyi engelyyecek hiç bir bariyer yok; hatta İsrail’e göre hedefe de çok yakınlar.
Peki rehineleri bir türlü neden alamadı İsrail?… Çünkü HAMAS’ın mücadelesinin aort damarları dediğimiz Gazzenin altındaki TÜNEL AĞI buna engel. Yani HAMAS içi tüneller neredeyse eldeki tek zafere çıkış yolu!… İsrail onca çabaya rağmen bu tünel ağının tamamını çözemedi.
Fakat HAMAS mücadelesindeki TÜNEL dışındaki imkanlarını/aldığı lojistik desteklerin çoğunu hem askeri-hem ekonomik-hem istihbari açıdan kaybetti. Elde var, teknik açıdan, Tüneller!…
Şimdi HAMAS’a “Tünelden Çık!…” deniyor. Yani eldeki tek-son imkan alınmak isteniyor. Yapılan baskıların ana gerekçesi ise “Daha fazla sivil ölmesin!…” baskısı.
Fakat HAMAS 7 Ekim operasyonundan sonra bir yılı aşkındır bir şeye şahid oldu: İSRAİL’in de çözülmesi çok zor TÜNEL AĞI var! Bu ağ “DİPLOMATİK/İSTİHBARAT” ağı!…
İsrail’in bölgedeki bütün ülkelere ahtapot gibi yayılmış “Diplomatik/İstihbari Tünelleri” var ve çoğu deşifre edile bilmiş değil. Sadece Müslüman dünya şu tepkiyi veriyor: “İsrail tek başına bu diplomasi-istihbarat ağını kuramaz! İşin içinde ABD-İNGİLTERE-AB var!…”. Ancak, tepki versen ne olur; bu ağ var ve aktif operasyonda!…
Nitekim İsrail, Lübnan-Suriye-Irak-Yemen-İran-Katar-Mısır ülkelerindeki bütün suikastlerini ve hatta askeri saldırılarını bizzat bu ülkelerin içindeki diplomatik-istihbari tünellerini kullanarak yaptı!…
Dolayısıyla söz konusu edilen Barış için yol haritası aslında iki TÜNEL arasındaki mücadelenin sonlandırılmasına yönelik büyük ve üstünde iyi çalışılmış bir “Barış Tuzağı” işlevinde… Neden “Tuzak” diyoruz? Çünkü Savaşların Barışa geçerken kullandığı tek bir yöntem vardır: TUZAK!
HAMAS; “TÜNEL’in ucunda IŞIK görmezsem; Çıkmam!” diyor.
Peki kastettiği ışık nedir? Onca yıl mücadele etmenin ana hedefi olan “Bağımsız-Güçlü Filistin Devletinin Dünya’ya açılan Kapısı: Gazze” hedefidir. Çünkü tanındığı söylenen Filistin devletinin her açıdan “Liman-Petrol-Doğal gaz v.s.. elindeki tek imkan Gazze’dir. O nedenle HAMAS bu garantiyi istiyor! Peki bu garantiyi alıyor mu? Alıyor! Kimden? Başta Türkiye olmak üzere; Mısır-Suud-Katar-Suriye ve hatta Yemen’den!… Yani bir “Müslüman ülkeler komisyonu”ndan alıyor bu garantiyi!…
HAMAS bu ışığı görmeden ve tünelin çıkışına gelmeden ve çıkarken tünelden komploya kurban gitmeden; Tünellerden çıkmaz! Çünkü HAMAS binlerce daha sivilin ölümü ile bile sonuçlansa; Tünel’den çıkmaz! Zaten HAMAS’a “Biz ölürüz! Sen Tüneli yaşat!” diyor Gazze halkı….
Fakat; bu sefer Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkeler HAMAS’a ısrarla tünelin sonunda Işık olduğunu göstermeye çalışıyorlar!
Kim bilir belki de Tünelin sonunda Işık olarak görülen “Gün ışığı/Güneş” değil sadece birileri tarafından yakılan Işıktan ibarettir!…
2) İSRAİL’in TÜNELLERİNİ kim çözecek?
7 Ekim operasyonundan sonra İsrail’in başta Hizbullah ardından Hamas olmak üzere bölgede HAMAS’a destek veren tüm örgütlerin lider ve kadrosunu “nokta atışlı suikast” ile öldürdü!… Etrafındaki bütün ülkelerin hava sahasına girdi ve nokta atışlı öldürücü darbe etkisinde tesislere saldırdı. Üstelik ABD-İNGİLTERE-AB lojistik desteği alarak.
İsrail neye tanık ettirdi bölge ülkelerini: “Benim de “TÜNELLER AĞI”m var ve hepsi diplomasi-istihbarat-lojistik özellikli tünellerdir. Hepinizin altını çoktan oydum; yerleştim ve şimdi operasyon örnekleri sergiliyorum!…
Şimdi… HAMAS rehineleri verse; Ki İsrail için iç politikadaki bir zorluk kapanmış olacak. Ardından Müslüman ülkelere güvenip tünellerden çıkıp, silahları verse… Ki İsrail en büyük zorluğu sonlandırmış olacak! Ardından bir süreliğine katliamlar dursa!…
İsrail açısından yola devam noktasında bir engel-pürüz kalacak mı? Hayır! Peki bu arada İsrail’in bölge ülkelerin altını oyup konuşlandığı bu diplomatik-istihbari Tünelleri ne olacak?
HAMAS’a ışık tutan Müslüman ülkeler ( En acil ihtiyaç sivillerin öldürülmesinin durması ve yardımın gitmesi gibi hayati bir aciliyet olsa da… ) acaba kendi altlarındaki İSRAİL TÜNELLERİ konusunda, sonrasında, ne yapacak? Yapabilecek mi?
3) HAKAN FİDAN “TÜNELDEN” ÇIKA BİLECEK Mİ?
Duyduğumuzda, okuduğumuzda; zorumuza gidebilir; ağır gelebilir, hazmedemeye biliriz; ancak bir gerçeğimiz var:
Müslüman dünya küresel güçlerin tüm müslüman ülkelerin altını oyup; diplomatik, istihbari, eğitsel, kültürel, ekonomik, teknolojik, tarımsal TÜNEL AĞI karşısında; bırakın karşı atağa geçip Tünel kazmayı veya onların tünelini başına geçirmeyi; genelde toprağı kazıyor görülür önce; “Herhalde Tünel çalışması var!” sanırsınız; Fakat kısa süre bakarsınız ki, aslında toprağı kazan Müslümanlar başka Müslümümanlara tuzak kuruyor; başkasını gömmek için kazı yapıyormuşlar meğer!…
Müslüman dünyanın son iki yüzyıldaki maalesef durumu bu: Ortada “Kazı çalışması” var ama TÜNEL için değil; ya mezhep ya meşrep ya ırk ya tarih ya dil ya yaşam tarzı üzerinden bir birlerinin mezarını kazmakla meşgul Müslüman coğrafya…
Şimdi Türkiye’nin son yıllarda bir iddiası var: Müslüman dünyanın kazı çalışmalarını bir birlerini gömmeye değil de karşı atak olarak TÜNEL hareketine çevirmeye çalışmak!…
iddia sahibi kim; kesintisiz 23 yıldır iktidarda olan AK Parti ve Lideri. Peki TÜNEL YAPMAK sorumlusu kim(de)? HAKAN FİDAN!… (Kurumsal sorumluluk makamı olarak söylüyorum; değilse iş büyük ve büyük bir kadro gerektiriyor…)
Peki HAKAN FİDAN bu ” CV’de “TÜNEL OPERATÖRÜ” özelliğini ilk nerede kullandı? TİKA!
TİKA-MİT-DIŞ İŞLERİ…. Değil mi?
ŞİMDİ…. İsrail son iki yıldır kendi kazdığı Tünellerden bölge ülkelerine “Canlı yayın” yaptı MI!…Yaptı. Hatta adresini verdi, saat verdi, geliyorum dedi ve geldi!…
Peki bunlar olurken… Hakan Fidan neredeydi? Mısır’da! Ne tepki verdi? “One Minute” tepkisinden daha cesurca bir tepki verdi ve şöyle dedi: “Netenyahu’nun tasmasını elinde tutanlara sesleniyorum! Tasmayı adam gibi tutun!… Yoksa biz gereğini yapacağız!…”.
Yani sayın Fidan şunu mu kastetti: “Bizim de diplomatik-istihbari Tünellerimiz var artık!…. Örnek mi istiyorsunuz? İşte Suriye!….”.
Yani sayın Fidan 23 yıllık kesintisiz iktidar döneminin TÜNELLER DÖNEMİ olduğunu mu ima etti!… İsrail’in bölgedeki tünelleri başına yıkacak bir ağın tamamlandığının müjdesini mi verdi?…
… Haberler göre; Bu yazı yazılırken: Mısır’da Filistin-İsrail ekibi söz konusu barış için yol haritasını takvimlemeye çalışıyorlar!
HAMAS’ın elinde TÜNELLERİ! İsrail’in elinde bölge ülkelerin hepsindeki TÜNELLERİ! aynı masada karşılıklı pazarlık içindeler.
İsrail Hamas’a “Çık Tünelden!” diyor! Müslüman ülkeler de Hamas’a aynı şeyi söylüyor: “Çık Tünellerden!…”.
Peki İsrail’e “Sen de Tünellerden çık!” kim diyecek; Bu masada!
Ne diyordu sayın Hakan Fidan katıldığı son programda: “Biz AB gibi sistem sahibi bir ülke değildik; bizi almadılar… O nedenle sisteme ulaşıncaya kadar “Lidere Demir Atmak seçeneğine yöneldik; Erdoğan doğru liderdi! Bizi sisteme taşımak için uğraşıyor yıllardır; işlemin tamamlanması için liderlikte bir süre daha kalmalı; sonrasında zaten Sisteme geçiş dönemi başlayacak!….”.
Acaba sayın Fidan “Sisteme geçiş için tünelin ucunda ışık görüldü!” mü demek istedi. Eğer böyle ise; sayın Erdoğan’ın vefatı sonrası, Türk Devlet aklı zaten uzun zamandır sistem üzere çalışıyorsa ve baya baya mesafe aldıysa; Erdoğan sonrası da topluma “Artık karizmatik lider arayışını sonlandıralım; artık bu Gemi lidere demir atmasın; sisteme atsın!…” denecekse; o zaman sayın Fidan bize şu müjdeyi de veriyor olsa gerek: ” Kesintisiz 23 yılda bizlerde bölge ülkelerde; hatta Balkanlarda, Afrika’da, Asyada diplomatik-istihbari-eğitsel-kültürel-ekonomik tünellerimizi kazdık! İşlem tamam!… “İsrail’in ABD-İNGİLTERE-AB destekli tünelleri varsa, bizim de var! Tarihi tecrübemiz ve şimdiki performansımız buna yetti! O nedenle HAMAS bize güvensin! İsrail tünellerini başlarına yıkarız! Hem ABD’siz, Hem İngiltere’siz hem AB’siz…!….”.
Böyle mi?!
ŞAH’sen sayın Hakan Fidan’ın son programında “Lidere Demir Atmak’tan Sisteme Geçiş” aydınlatma fişeğini şunun için ortaya atma ihtimali/seçeneği var:
” Herşeyi liderin kazımasında ararsak; Lider ancak ya Tünelin başlangıç/temel atma törenini yapabilir; ya da her fani gibi kendi mezarını kazmakla sonuçlanacak kadar kazabilir… Fakat esas olan “Sistem”dir ve tünelleri zaten kazan, çoğaltan da kurulacaksistemdir!… Liderlik öncülükte önemli, ancak geleceğin omurgası sistemdir!…”.
Zaten HAMAS da askeri sistem olmasaydı; İsrail’e operasyonlar yapabilir miydi! Zaten İsrail bu sistem karşısında bozuk aldığı için sivilleri öldürmüyor mu?….
Şimdi HAMAS’ı ikna etmeye çalışan Müslüman ülkeler acaba ABD-İNGİLTERE-AB Sistemi karşısında hangi SİSTEM garantisiyle yol haritasını kontrol altında tutacaklar! Veya el birliğiyle bir SİSTEM geliştire bilecekler mi?
Yine ve son olarak; duyduğumuzda zorumuza gidebilir, ağır gelebilir, hazmedemeye biliriz; fakat Müslüman dünya olarak genelde “SİSTEM” çalışmak yerine “SİTEM” çalıştırmayı seviyoruz. Sistemsizliğin bize ödettiği büyük acıları arabesk bir kullukla dillendirmeye alıştık ve bir de tabi yapıp ettiğimiz iyilerin bile sonuçlarını abartırken sürekli bir zafer kehanetinde bulunmayı elden bırakmıyoruz!
Sanırım; Sayın Fidan ” Rakiplerimizde SİSTEM var! Biz de ise LİDER!… Fakat Liderimizin 23 yıldır yol haritası zaten sistem’e geçiş fedakarlığı!…” derken; şu müjdeyi de veriyor olsa gerek:
” 23 yıldır önce Anayasa’da; ardından kurumlarımızda ardından siyasi partilerimizde ve ardından STK’larımızda ve ardından Medyamızda ve en son halkımızda SİSTEM’e geçiş aşamalarını zaten yaşıyorsunuz/Yaşadınız!.
Sanırım sayın Fidan tünelin sonunda bir ışık gördü ve bunu “SİSTEMİN DOĞUŞU” olarak tarifliyor!…
Tabi buna bir de AK Parti teşkilatlarının SİSTEME GEÇİŞ PROGRAMI kapsamında gönüllerde, evlerde, sokakta, meydanlarda, iş yerlerinde yani hayatın her alanında verdikleri mücadeleyi de eklemeliyiz! Değil mi?
Yoksa bir “IŞIK” görme hali hepimizde var da; herkes artık hangi tünelin içindeyse; kendisi için bir umut-çıkış ışığı olarak mı yorumluyor!
ŞAH’sen ben kendi cevabımı çok keskin bir cümle ile vereyim:
Türkiye’yi içine sokulduğu tünelden çıkarmaya çalışan ve sadece elinde “el Feneri” olan bir lider olarak Erdoğan; Tünelin içinde yol boyunca ( yer yer çökmeler de yaşandı ) arkasından yürüyenlere hep şunu anlatmaya çalıştı: “Ben de bir beşerim! Ölürüm! Önemli olan; ben ölünce eline kim el fenerini alıp yola devam edecek değildir! Önemli olan Türkiye “Gün ışığını” gördüğünde ( Mesela Terörsüz Türkiye deniyor şimdi buna ); tünelden çıkınca “SİSTEM KURACAK KADRONUN” hazır olmasıdır!…
Şimdi Erdoğan’ın bu mesajına karşılık acaba arkasından yürüyenler şu cevabı mı verdiler: “SİSTEMİ KURMAYA HAZIRIZ!…”.
Allah şehadet şerbetini cennet şerbeti bilen Gazze halkının ve HAMAS’ın yardımcısı olsun; Onlar Ölmeyi şehid olmayı Tünelin sonundaki ışık bilidiler… Ancak onların Gün yüzü görmesine ve sistem kurmasına Müslüman ülkeler ne kadar hazır?! Bilemiyorum. Çünkü çoğu henüz kendi içine düşürüldükleri tünelin ucuna varmış ve sistem ışığını görmüş değiller!…
Bu arada sayın FİDAN’ın gördüğü ışığa doğru gittiğimiz kesin!.



