Hayatı okumaya çalışmak yerine kendi kafandakini gerçeklik diye sunmaya kalkarsan hayatın gerisinde kalırsın. Suriye’de aniden ortaya çıkan gelişmeler içte-dışta pek çok kimseyi afallattı.
Şu ‘değişim’ denilen şeyi insan havsalasının alması kolay olmuyor. Bir bakıyorsunuz Türkiye’nin, rejimin elinden güç bela kurtarıp İdlib’e çekilmelerine ön ayak olduğu güçler, zamanı gelince atağa kalkıp bombalar ve katliamlarla kovuldukları Halep’e geri dönüp kendilerini kovanları kaçmak zorunda bırakıyor.
Amerika’nın pohpohlamasıyla kendini dev aynasında görmeye ve boyundan büyük işlere bulaşmaya başlayan PKK, tuzaklarını ve mayınlarını gömmeye bile fırsat bulamayıp etrafa saçarak ‘kolayca’ ele geçirdiği yerlerden tüymek zorunda kalıyor.
Ülkesinin savunmasını ve toprak bütünlüğünü hiç düşünmeyen, bunu, Rusya’nın ve İran yanlısı milislerin arkasına sığınarak yapacağını sanan Esad, rahat yatağında uyuduğunu sanırken birdenbire kafasını tahtalara vurunca ne yapacağını, kime sarılacağını şaşırıyor.
Bakıyorum da her televizyona çıkan, Suriye’deki son gelişmelere kendine göre açıklık getirmeye çalışıyor. Aslında çok basit. Olması gerekenler oluyor. Ama hiçbiri bunları beklemiyordu. Onlar sanıyordu ki Amerika-Rusya anlaşıp, Suriye’yi paylaşacak, Esad da İran’ın şemsiyesi altında küçülen Suriye’sini yönetmeye devam edecek. Bu yüzden de milyonlarca yurttaşını, sanki onlar Suriyeli değilmiş gibi katliamlarla ülkeden sürdü
Dışarıdan ne kadar karışılırsa karışılsın Suriye’nin kaderini yerli güçler çizecek. İşte şimdi bu oluyor. İlahi adalet denilen şey budur.
Kaynak Firuz Türker





















