Bu çok eleştiriliyor. Sanki önceden harikaydı. Dünya çapında ne bilim insanları yetiştirmiştik. Eski zamanlarda yetişmiş proflara, doçentlere baktıkça içim acıyor. Pek çoğu topluma öğretecek şeyi olamayan şov peşindeki insanlar. Ağzı olan da olmayan da bu konuda fikre sahip. Neresinden dokunsan dökülüyormuş. Peki bilgi sahibi mi bu eleştirileri yapanlar?
Ben fazla derine girmeyeceğim. Rakamlara bakarım. Elbette ‘çok iyi’ demeyeceğim. Ne var ki sanıldığı gibi de değil. En büyük manipülasyon ise ‘Sağlık sistemi tamam da (gerçi ona da laf söyleyen çok) eğitim fecaat’ türü yaklaşım.
Eğitim sistemimize topluma kabul ettirilmeye çalışıldığı gibi ‘çok kötü’yü bir kenara bırakalım ‘kötü’ bile demek büyük haksızlık.
Dört yıllık dönemlerin her üçündeki öğrencilerimiz 2024 yılında girdikleri uluslararası yarışmalarda tam 188 madalya kazanmış.
Kimsenin ilgisini çekmiyor ama okullarımızdaki modern laboratuvarlarda öğrencilerimiz harika işler çıkarıyor. Üniversitelerin sayısı artmış memnuniyetsizler ‘ne yapacağız o kadarını, hoca var mı, mezun olup da ne yapacaklar, işsizler ordusu’ diye burun kıvırıyor. ‘Açmayalım’ demeye getiriyor. Halbuki yapmazsan yanlışı görüp düzeltip ilerlemeyi sağlamak mümkün değil.
Ben üniversiteye giderken kıç kadar odada altlı üstlü ranzalarda altı kişi kalırdık. Dolaplarımız da o odanın içinde. Af ederseniz birisi yellense burnumuzun direği kırılırdı. Kaloriferlerimiz yanmaz, banyo yapmak için saatlerce sıra beklerdik.
Ne yazık ki insanoğlu unutmakla malul. Eskiyi bilmeyen gelişmenin nereye vardığını anlayamaz, sırf eleştiri olsun diye karnından konuşur. Alternatif önerisi olan var mı, yok. En kolay şey olanı eleştirmektir. Eleştiri dedikleri de doğruyu gösterecek şekilde olsa razıyım. Sırf eleştirmek karalamaya çalışmaktan başka bir şey değil. Her şey dört dörtlük değil ama gelişme ne yönde ona bakmak lazım. İyiye gidişi görememek körlerle görmek istemeyenlere mahsus.




















