1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Efkan Ala’nın “Başkanvekili” Performansı?

Efkan Ala’nın “Başkanvekili” Performansı?

KONGRE'Yİ SESSİZLEŞTİRMEK-Veya Efkan Ala'nın "Başkanvekili" Performansı-Kongre sonrası CB Erdoğan vekili olarak katıldığı programda sayın Ala soruları cevaplamak yerine "sessizleştirmek"i tercih etti

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

KONGRE’Yİ SESSİZLEŞTİRMEK
-Veya Efkan Ala’nın “Başkanvekili” Performansı-

Kongre sonrası CB Erdoğan vekili olarak katıldığı programda sayın Ala soruları cevaplamak yerine “sessizleştirmek”i tercih etti. Soruları cevaplamak yerine sessizleştirmek bir siyasi beceridir. Ancak 8. Olağan kongrenin çıkardığı “Ses”in volümünü azaltmak “Teknik” açıdan mümkün değil. Nedenlerini paylaşalım.

1) Sayın Ala, AK Partinin kurulduğu günden bugüne Türkiye’yi her alanda bir noktadan daha iyi bir noktaya getirme performansına; Muhalefetin katkı sunamadığını ve başarı öyküsünün gerçek sahibinin CB Erdoğan liderliğindeki kadroya ait olduğunu hatırlatarak; Değişimi 22 yıldır şu anlayışla uyguladıklarının altını çizdi: “Kadroyu değiştirmek” değil de “Kadroyu farklı görevlerde tutarak etkinleştirmek” olduğunu söyledi.

Oysa 8. Olağan kongre ile sesini yükselten “gerçek” başka.
22 yıldır Muhalefetin performansını deşifre eden ve muhalefeti beceriksiz ve iç kavgalarda boğulan adres olarak tarif eden AK Parti, bu tarifte haklı. Ancak FETÖ, Açılım süreci, AK Partiden kopuşlar, Abdullah Gül liderliğinde parti içi bölünme; Eğitim, Gençlik, Aile, Kültür-Sanat, Din konularındaki sosyolojik kırılma ve sosyo-kültürel çürüme gibi AK Partinin iddialı olduğu alanlardaki sosyoloji karnesi de ortada. 2017’den bu tarafa düzenli oy kaybı ve kaybedilmiş onlarca belediye tablosu da ortada. Dolayısıyla 2019’dan bu yana CB Erdoğan’ın “Mesaj alınmıştır!” kadrajından bakınca; 8. Olağan kongrenin Muhalefetin değil bizzat iktidarın kendi seçmeniyle ve sosyolojisiyle yaşadığı esaslı sorunların gereğinin yapılmadığı çok açık. O nedenle seçmen artık her konuyu “Muhalefetin durumu ortada!” susturucusu takılarak hesaptan düşülmesinden rahatsız.

2) Sayın Ala, AK Parti aleyhinde ve hatta CB Erdoğan’ın devrilmesi kampanyasına öncülük etmiş muhalefet partilerden bazı isimleri üstelik MKYK ve MYK ile ödüllendirmeyi; Türkiye vizyonuna katkı sunacak kapasitede olan ancak başka partilerde kıymetleri bilinmeyince; gelip AK Paride hizmet etme taleplerine evet cevabı verilmesinin AK Partinin özgüven örneği olduğunu söylüyor. Dolayısıyla “transfer yok!” diyor; aksine “Kapasiteli isimlerin doğru adresi bulma” finali olarak tarif ediyor. Yani transferin gerçeğini sessizleştirmek istiyor. Oysa gerçek başka. Çünkü yıllarını AK Partiye vermiş; seçmen veya gönüllü destekçi ve hatta AK Parti teşkilatı içinde emeği olup Türkiye vizyonuna katkıda bulunduğu kamuoyu tarafından bilinen onlarca, yüzlerce insanın aynı özgüvenle değerlendirilmediğine halk tanık. Dolayısıyla transfer edilen isimlerle ilgili bir soru orta yerde duruyor: Türkiye’nin vizyonuna katkıda bulunan partinin AK Parti olduğu ve kendi kapasitelerinin en iyi değerlendirecek yerin CB Erdoğan ile olacağı bilincine neden şimdi erdikleri konusu; ayrıca CB Erdoğan’ın şahsına yönelik yürüttükleri açıktan kampanyalar sürecinde hangi “bilinç kaybı” içinde oldukları merak ediliyor kamuoyu tarafından. Oysa transferi essizleştirmeye gerek yok. Bu da bir politik oyun kuruculuk ve perde arkasından yürütülen bir transfer diplomasisi zaten vardı.

3) Sayın Ala “Yargının siyasallaşması” ve “Fikir Özgürlüğü” bağlamındaki soruları da sessizleştirdi. İki alanda da en büyük reformların AK Parti döneminde yapıldığını belirtti. Yargıya intikal etmiş her konunun “Demek ki suçları var!…” ve her fikir özgürlüğü tartışmasının da ” Küfür ve hakaret içeren konularla sınırlı” eşiğine indirgedi; ve özellikle “Devletin tedbir alma hakkını” Gezi, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz örnekleriyle anlamlandırdı. Oysa sayın Ala soruyu sessizleştirmek yerine cevabın sesini yükseltmeliydi. Gezi, 17-25 aralık ve 15 Temmuz olayların üçünde de sayın Erdoğan “Aldatıldım!… Yalnızım!” dedi. Demek ki bir dezenformasyon ile kuşatıldı ve kişisel tecrübesi olmasa bizzat üç olayda da ekibinin dalgınlığının/yetersizliğinin kurbanı olacaktı.

4) Sayın Ala, Türkiyenin bölgesel güç olma hikayesinin ve doğal olarak sayın Erdoğan’ın küresel aktör oluşunun önemine işaret ederek; İmamoğlu gibi “Tipoloji”lerin Cumhurbaşkanının muhatabı olmadığını söyledi. Oysa gerçek başka. 2017’den beri “Erdoğansız Türkiye” isteyen ve kemikleşmiş %40 bandında seçmen var ve sayın Erdoğan’ın vefatı veya seçim kaybetmesi durumunda; sadece CB Erdoğan’ın değil AK Partinin son 22 yılını itibarsızlaştırmak için örgütlenerek gelen muhalefet dokusu büyüyor.

Dolayısıyla “Erdoğan hayatta iken; Erdoğan sonrasına hazırlık” noktasında gerekli yeniliklerin ve gelişmelerin yavaş işlediğinin en büyük kanıtı 8. Olağan kongredeki tablodur.

Sayın Ala kendisi dahil görevinde kalan kadronun çoğunun varlığını sadece CB Erdoğan’ın takdirine bağlamıyor; AK Partinin özünün, geleneğinin bu olduğunu belirtiyor. Oysa 31 Mart seçimlerinde halkın ısrarla “adaylar yanlış!” uyarısını dikkate almayan; onun yerine “Vatandaşın cebinde para eksildi; bu yüzden adayı bahane ediyor!…” gerekçesiyle halkı sessizleştirmeyi tercih etmenin bir sorumluluk/hesap verme konusu olmadığı ileri sürülmüş olunuyor.

Neden? Çünkü CB Erdoğan sonuçlardan ekibini sorumlu tutmayı ve cezalandırmayı kamuoyu önünde yapmayı “kendi kalesine gol atmak” olarak görüyor ve bunu asla yapmaz.

Hatta, Ekibinin içinde; her türlü zaafı, suçu ve hatta ihaneti yapmışları bile rakiplerine teslim etmemeyi liderliğinin sorumluluğu içinde görür.

Son olarak; Sayın Ala CB Erdoğan’ın çekirdek/çelik kadrosundan. Konuştuklarından daha fazlasını yaşayan biri. Haber Türk müzakeresinde de “Soruları sessizleştirmek” konusunda çok başarılı oldu. Çünkü sayın CB Erdoğan 2019’dan bu tarafa soruları da sorunları da sessizleştirme stratejisi uyguluyor. Nitekim sayın Ala CB Erdoğan ile özel toplantılarında herseye seslendirdiklerini ancak kamuoyu önünde dikkatli olmak durumunda olduklarını ifade ediyor. Ancak sayın Ala şu tecrübeye sahiptir: Halk sorularının ve sorunlarının sessizleştirildiğini gördüğünde şuna hükmeder: “Zaman avansı isteniyor!…”. Ancak 8. Olan kongredeki tablo bu sürenin/avansın dolduğunu açık ediyor.

Muhalefetin beceriksizliği AK Partiye hem moral veriyor hem zaman kazandırıyor. Ancak gerçek muhalefeti halk yapar. Halk da muhalefetini sessizce yapar! Başka arayışlara yöneldiğini de şu duruşla anlatır: İktidarla ilgili soruları sessizleştirir!.

Bu arada biz 8. Olağan kongreye dair ses veren videomuzu yayınladık. İlginize sesleniyoruz!

araştırmacı yazar Servet hocaoğulları

Efkan Ala’nın “Başkanvekili” Performansı?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.