1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. DEVLETİN TARİHSEL AKLI VE TÜRKİYE’NİN YENİ KIRILMA EŞİĞİ?

DEVLETİN TARİHSEL AKLI VE TÜRKİYE’NİN YENİ KIRILMA EŞİĞİ?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Son günlerde CHP ve iç politikada yaşanan gelişmeler hakkında açıklama yapan Metin Külünk, Türkiye’nin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda tarihsel ve jeopolitik bir kırılma sürecinden geçtiğini savundu. “Devlet aklı”, küresel güç mücadeleleri, dijital dönüşüm, tekno-feodalizm ve yeni dünya düzeni üzerinden yapılan değerlendirmelerde; Türkiye’nin bağımsızlık eksenli yeni bir yön arayışında olduğu vurgulandı.

İşte Metin Külünk’ün açıklaması

Devlet aklı, CHP’yi yeni bir eksene oturtuyor.

Eğer bu eksen, Türkiye sosyolojisini anlayabilme ve kendini doğru konumlandırabilme becerisi gösterebilirse, Türkiye “iç cepheyi” tahkim etmiş olacaktır.

Bu nedenle sürecin normalleşmesine karşı, AK Parti ve mensupları büyük hassasiyet göstermelidir.

Butlan tartışmaları hakkında ise lehte ya da aleyhte hiçbir şekilde sürece dahil olunmamalıdır. Konu siyasallaştırılmamalıdır.

Çünkü mesele yalnızca günlük politika değildir.

Mutlak kararları yalnızca politik gerçeklikle okuyanlar yanılır.

Türkiye, tarihî bir kırılma noktasındadır.

Bugün Türkiye üzerinde çok sert bir mücadele yürütülmektedir.

Bir tarafta, Türkiye’yi Rusya ile savaştırmak isteyenler vardır.

Diğer tarafta ise “Türkiye, Rusya ile savaşmayacaktır” diyenler vardır.

Bir tarafta, Türkiye’nin LGBT eksenli küresel kültürel dönüşüme ve çürümeye teslim olmasını isteyenler vardır.

Diğer tarafta ise “Aile esastır. Toplumun çekirdeği ailedir” diyenler vardır.

Bir tarafta, Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin askerî gücü hâline getirmek isteyenler bulunmaktadır.

Diğer tarafta ise “Türkiye, Avrupa Birliği’nin ya da Londra-Tel Aviv hattının Rusya’ya karşı ileri karakolu değildir.

Türkiye bağımsız bir devlettir ve bağımsız bir güç merkezidir” diyenler vardır.

Bir tarafta; dijital para sistemleri ve tekno-feodalizm üzerinden ülkelerin bağımsızlıklarını, toplumların iradelerini ve milletlerin ekonomik özgürlüklerini ortadan kaldırmak isteyen bir akıl vardır.

Bu akıl; insanı sadece veriye, tüketiciye ve kontrol edilebilir dijital kimliğe dönüştürmek istemektedir.

Diğer tarafta ise buna itiraz edenler vardır.

“Türkiye bağımsız bir devlettir” diyenler vardır.

Yapay zekâ devrimini, dijital dönüşümü ve yeni teknolojik süreci kendi medeniyet diliyle, kendi devlet aklıyla ve kendi toplumsal değerleriyle yönetmek isteyen bir irade vardır.

Çünkü mesele yalnızca teknoloji meselesi değildir.

Mesele; teknolojiyi kimin yöneteceği, insanı kimin tanımlayacağı ve geleceğin hangi değer sistemi üzerine kurulacağı meselesidir.

İşte bugün yaşanan mücadele tam olarak budur.

Devlet, tarihsel geçişleri devlet aklıyla okur.

Tarihsel kırılmaları günlük politik dille değerlendirmez.

“Kim hangi partide?” sorusuna değil, “Hangi yapı hangi parti içinde nerede duruyor?” sorusuna bakar.

Cumhuriyet Halk Partisi ise bu süreci doğru okuyamamıştır.

Kendisine nefes alanı olarak Tel Aviv-Londra hattında şekillenen Avrupa merkezli siyasal dili, Almanya’daki Siyonizm eksenli çevreleri ve küresel medya unsurlarını adres edinmiştir.

Toplumsal tabanında görüldüğü üzere; LGBT eksenli yapılar üzerinden yeni bir siyasal zemin arayışına yönelmiştir.

CHP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalığa…

Taşınan pankartlara…

Atılan sloganlara dikkatle baktığınızda;

CHP’nin nasıl da tekno-feodalizmin adresi hâline gelen küresel elitlerin içerideki şubesi konumuna sürüklendiğini görmek gerekir.

Ortaya çıkan tablo; Türkiye sosyolojisinden uzaklaşan, milletin tarihsel kodlarıyla bağ kuramayan ve küreselci Babil akıl merkezlerinin diliyle konuşan bir siyasal zemini göstermektedir.

Devlet aklı ise bu tabloyu görmektedir.

Ve bu yapının Türkiye’nin tarihsel yönüyle uyuşmadığını da fark etmektedir.

Anlaşılması gereken temel mesele şudur:

Devlet ve millet, Türkiye’nin küresel tekno-feodal yapılara eklemlenmesini ve millî iradenin küresel elitlerin yönlendirmesine teslim edilmesini asla kabul etmeyecektir.

Oysa Türk devlet aklı, dünyanın geldiği yeni jeopolitik eşiği görmektedir.

Dünyanın yeniden yapılanmasında Asya’nın yükselişini fark etmektedir.

Avrupa Birliği’nin içine düştüğü stratejik şaşkınlığı, sürekli geriye gidişini ve artık küresel ölçekte belirleyici bir merkez olma kabiliyetini kaybettiğini görmektedir.

Yetmemektedir…

İngiltere’nin Türkiye’yi ısrarla Rusya ile karşı karşıya getirmek istediğini de görmektedir.

Ve devlet, bütün bu gelişmeleri okuyarak yeni bir irade ortaya koymaktadır.

Bu iradeye itiraz edenler…

Tarihsel dönüşümü okuyamayanlar…

Yeni dünyanın güç merkezlerini anlayamayanlar…

Zaman içerisinde tasfiye olacaklardır.

Anlayan anlasın.

DEVLETİN TARİHSEL AKLI VE TÜRKİYE’NİN YENİ KIRILMA EŞİĞİ?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.