Osmanlı bir Avrupa/Doğu Avrupa imparatorluğu. Osmanlının kurucu dili ve halkı “Türk”tür. Ancak “Osmanlı” bir “Aile” adı değil; farklı dillerin ve halkın Türk halkının liderliğiyle inşa ettiği bir “Medeniyet atlası” olarak tarif edilir tarihte. Özellikle Balkanların hafızası ( Özellikle Boşnaklar-Arnavutlar) da “Türklerle beraber inşa ettiğimiz medeniyetimizdir Osmanlı!” derler… Nitekim Boşnaklar da Arnavutlar da “Türk” değildir; Ancak Osmanlının inşasında temel unsurlardır….
Dolayısıyla Osmanlı-Asya ilişkisi kurmak “Türk-Asya ilişkisi” ile kıyaslandığında daha fazla “Avrupai”dir. Bu “Avrupai” maya Osmanlının son döneminde “Batılılaşma”da zorlanılmadan ilerlemeye hizmet etmiştir. Daha kesin bir cümle kuralım: “Asya Osmanlı için “Ataların kökleri” olsa da “Geleceğimizin kıtası” değildir/olmamıştır.
Cumhuriyetin kuruluşundan önce ve sonra “Batılılaşma” serüvenimiz “Osmanlı’dan kurtulmuş/unutmuş bir program olarak işlenmek istenmiştir.
Doğal olarak Osmanlı’dan sıyrılmak hesabı: Yaşam tarzı olarak birebir “Batıcı” olmayı; tarihi kökleri ise Doğu Avrupa/Rumeli olmaktan söküp atmayı içermektedir.
Nitekim Cumhuriyet sonrası Anadolu-Rumeli hafızası sıfırlanıp, onun yerine Anadolu-Asya projesi devreye alınmak istenmiştir.
İşte yön-hafıza-ideoloji Anadolu-Asya eksenine oturtulmak istendiğinde; yani yön “Doğu”ya evrildiğinde; Türklerin karşısında, önünde “Kürtler” vardı!
Kürtler hakkında Cumhuriyet dönemindeki tartışmalar malum. Apo’nun çağrısındaki metnin kodları dikkat çekici. Nitekim YouTube kanalımızda “Apo’nun metnini kim hazırladı?” diyerek bu metnin kodlarını deşifre ettik.
Turan/Kızıl Elma perspektifi Anadolu’dan Çin’e kadar uzanan bir projeksiyon içeriyordu. Biz bunu şu cümle ile ifade edebiliriz: Türkler “Büyük Türkler” atlasını Avrupa’dan Asya’ya taşımak istiyordu. Peki hem “Batıcı olmak” hem “Asya’ya taşınmak!” nasıl mümkün olacaktı?.
Bu çok büyük bir “entelektüel hareket” gerektiriyordu. Bu hareketin ise üç büyük aktöre ihtiyacı vardı: Lider, Tanık ve İdeolog
Atatürk Liderliği, Mehmet Akif Ersoy Tanıklığı ve Ziya Gökalp de İdeolog rollerini üstlenecekti.
Atatürk’ün “Batılılaşma” projeksiyonu; Akif’in Panislamizm/Asya Müslümanlığı ve Ziya Gökalp’in Kürtlere “Türklerin liderliğinde yürüyüş” projesi zamanla bir tartışmaya sebep oldu: Türkiye Cumhuriyeti yüzünü Asya’ya mı dönüyor?
Anadolu topraklarının tarihi rolü; bin yıldır hem “Batı” hem “Doğu” içerse de; kesin olan bir şey vardı. Türklerin tarihi yürüyüşünde “Lokomotif” Anadolu idi ve yönü Batı2ya doğru idi. Sadece bu lokomotife bağlı vagonlar çok ama çok uzundu ve Asya’nın ortasına kadar uzanıyordu. Fakat yön kesindi: Batı
Yükselen Çin ekonomisi ise tarih boyunca İpek yolu üzerinden Batının/Avrupa’nın ortasına kadar uzanıyordu. Çin için (şimdiki) Türki Cumhuriyetler ve Anadolu bir “Ekonomi hattı”dır.
İşte Çin bu hattı son 25 yıldır yeniden inşa ediyor.
Bir şeye dikkat çekelim: Türkiye’nin doğu sınır kapılarından Batı limanlarına kadar uzanan otobanlar, köprüler, tüneller, limanlar ve havalimanları işte bu hatta Türkiye’ye hazırlamak içindi.
Türkiye’deki bütün ulaşım altyapıları ve destinasyonları bir “Türkiye-Çin İttifakı” sebebiyle/öngörüsüyle/hazırlığıyla ilgilidir.
Türkiye’deki “Yap-İşlet-Devret” modelinin bütün ağlarında “Çin’in sessiz yürüyüşü” vardır. Yakında Çin’in dev markalarının hamlelerini/yatırımlarını duyacağız.
Türkiye’yi son iki yıldır il il gezerim. Gözüme hiç “Çince” yazılı dev sanayii bölgeleri görmedim. Fakat bazı özel görüşmelerde Çin’in çoktan içimizde olduğunu öğrendim. Çünkü Çin “Davulsuz ve Zurnasız gelir!” geleneğini sürdürdüğüne tanık oldum.
İşte Trump’ın Çin ile ekonomi savaşında izin vermeyeceği bir konu da bu hat/projeksiyondur. PEki Türkiye hangi hazırlıklar içinde?
Araştırmacı Yazar: Servet hocaoğulları






















