Zaten doğru yerde dursalar şaşardım. İnsan bu kadar mı öngörüsüz olur. Sonra da kalkıp ‘halkın kendilerini anlamadığından’ dem vururlar. Hatta bu yüzden ona hakaret ederler. Halbuki halk, şaşmaz sezgisiyle doğru olanı görür bilir, ona göre tutum alır. Bunu anlamamış olanların hezimeti kaçınılmazdır.
O kadar basitler ki ‘İktidarın lehine olacak’ diye halkın en acil taleplerinin karşılanmasının bile karşısında yer alıyorlar. Halbuki onurlu bir duruş sergileseler daha fazla takdir görecekler farkında değiller.
Tabi bu durum yalnızca öngörüsüzlükle açıklanamaz. Bunları mobilize eden birilerinin varlığından etkileniyor olmaları da muhtemeldir.
Suriye politikaları baştan beri yanlıştı. Zalim ve kaybedecek olanın yanındaydılar. Hâlâ kaybettiler diye yürekleri sızlıyor. Bu hayal kırıklığı onları daha dibe çekiyor. İsrail’in Suriye’yi ‘mezhepçilik’ üzerinden karıştırma politikasına alet oluyorlar. Silah bırakma sürecini yokuşa sürme niyetlerini belli ediyorlar. Suriye’nin bütünlüğünden yana olmaya karar vermiş SDG’ye çemkirmeye başlamaları da yakındır.
HAK ERGEÇ KAZANIR
Yıllarca tepindiler Suriye’nin üzerinde. Birinin pas geçtiğini diğeri bombaladı. Bir ülkenin devlet başkanı kendi halkına savaş açtı. Yetmedi, halkını katletmek üzere başkalarını da ülkeye davet etti. İsrail gibi bölgeyi kana boğmaya azmetmiş bir sözde devletle gizliden iş birliği yaptı. O bir kuklaydı ve her isteyen onu istediği gibi oynattı. Zaman geldi Kavuklu zaman geldi Zenne oldu. Ta ki hak tecelli edene kadar. O şimdi bir sığıntıdır.
Onun ülkeden kaçması sadece Esad’ın ve Nusayri oligarşisinin yenilgisi değildir. Kuklacılarının da yenilgisidir. Tabi bunu hazmedemediler ve kirli oyunlara kalkıştılar. İsrail’in Suriye’yi parçalara ayırıp bölüm bölüm yutma planı ortadadır. Ne yazık ki başka yerde konumlanması gereken İran da onunla aynı pozisyonu alıyor. Bunlar zalim rejimin artıklarını toparlayarak mezhepçilik üzerinden bir iç savaş tetikleme peşindeler. Yine ne yazık ki bizdeki muhalefet de bu değirmene su taşıyor.
Bu hamleye karşı hamle Türkiye’nin ve yeni Suriye yönetiminin kararlı duruşundan geldi. SDG yeni yönetimin şartlarını büyük ölçüde kabul ederek yerini Suriye’nin bütünlüğünden yana seçti. Kendisi için de en doğru karar buydu. Bu seçim ‘Davut Koridoru’nu da çöpe attı.
Tabi durmayacaklar; yeni hamleler gelecektir. Fakat artık Ortadoğu’da tarihin yönü değişti. Ortadoğu’nun çehresi onların istediğine göre değil, Ortadoğuluların tercihleri doğrultusunda şekillenecek. Türkiye ise vesayeti ve emperyalist dayatmacılığı yendiği gibi kırk yıllık terörü de bitirmek üzere. Ortadoğu’da daha iyi ve güzel günler çok da uzak değil.






















