CHP ve DEM Parti’nin Suriye’deki duruma ilişkin tutumlarının Alevi-Sünni gerginliği yaratma çabası olarak görülüp görülmediği soruluyor. Ayrıca, Suriye’deki meselenin bir Alevi-Sünni çatışması değil, eski rejim kalıntılarının yeni yönetime karşı silahlı saldırıları olduğu vurgulanıyor.
Suriye’deki Durumun Gerçek Doğası
Suriye’de yaşanan çatışmalar, özellikle Lazkiye ve Tartus gibi sahil bölgelerinde yoğunlaşan eski rejim kalıntılarının (şebbihalar, Hizbullahçı milisler vb.) ve dış güçlerin (İran, İsrail gibi) teşvik ettiği grupların yeni yönetime karşı silahlı saldırılarından kaynaklanıyor. Bu saldırılar, güvenlik güçlerine pusular, askeri noktalara baskınlar ve şehir girişlerinde bariyerler oluşturma gibi eylemlerle kendini gösteriyor. Suriye ordusu ise bu isyanı bastırmak için hızlı ve kararlı bir müdahalede bulunuyor.
Bu durum bir darbe girişimi olarak planlanmıştı: Rejim kalıntıları Lazkiye’yi, İsrail destekli Dürziler Süveyda’dan Şam’a, YPG unsurları Halep’e ilerleyecek ve şebbihalar Humus’u ele geçirecekti. Ancak Suriye ordusunun etkili müdahalesi bu senaryoyu bozdu. Dolayısıyla, mesele Alevi-Sünni çatışması değil, devletin otoritesine karşı bir isyan ve bu isyanı bastırma çabasıdır.
CHP ve DEM Parti’nin Tutumları
Türkiye’de CHP ve DEM Parti, Suriye’deki bu gelişmeleri “Alevi katliamı” olarak nitelendirerek kamuoyuna sunuyor. Bu söylem, özellikle seküler kesimlerde ve sosyal medyada yankı buluyor. Ancak bu yaklaşım, Suriye’deki olayların gerçek dinamiklerini yansıtmıyor ve mezhepsel bir çerçeveye oturtularak çarpıtılıyor.
- DEM Parti: DEM Parti’nin bu tutumu, geçmişte PKK’nın hendek eylemlerinde Türk güvenlik güçlerine karşı yürütülen kara propagandaya benzer bir çizgi izliyor. Suriye’de rejim kalıntılarının silahlı isyanını “Alevilere soykırım” olarak framed ederek, isyancıları dolaylı yoldan savunuyor gibi görünüyor. DEM Parti, Esed rejiminin varil bombaları ve kimyasal silahlarla milyonlarca insanı öldürdüğü dönemde sessiz kalıp Esed’le görüşmeyi tercih etmişken, şimdi yeni yönetime karşı isyan edenleri destekler bir pozisyon alıyor.
- CHP: CHP’nin tutumu ise daha çok bilgi eksikliği ve medya etkisine dayanıyor gibi görünüyor. Parti, Suriye’deki karmaşık durumu derinlemesine analiz etmek yerine, bazı medya organlarının ve sosyal medya yayınlarının yönlendirmesiyle “Aleviler katlediliyor” söylemine katılıyor. Bu, Türkiye’de Alevi-Sünni gerginliğini körükleme potansiyeli taşıyor. CHP’nin bu yaklaşımı, bilinçli bir gerginlik yaratma çabasından ziyade, bölgedeki gelişmeleri yanlış okumasından veya iç siyasi hesaplarla hareket etmesinden kaynaklanıyor.
Mezhepsel Gerginlik Çabası mı?
CHP ve DEM Parti’nin söylemleri, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde, Türkiye’de mezhepsel bir gerginlik yaratma riski taşıyor. Suriye’deki çatışmaların etnik veya mezhepsel bir temelden ziyade siyasi ve askeri bir isyan olduğu açıkken, bu partilerin “Alevi katliamı” vurgusu, gerçeği çarpıtarak Türkiye’nin iç siyasetinde hassas bir fay hattını tetikleyebilir. Ancak, bu durumun kasıtlı bir “Alevi-Sünni gerginliği çıkarma” planı mı, yoksa yanlış bilgilendirme ve siyasi oportunizm mi olduğu tartışmaya açık.
- DEM Parti açısından, bu söylem geçmişteki tutumlarıyla tutarlılık gösteriyor ve ideolojik bir çizgiye işaret edebilir.
- CHP için ise, bu daha çok bölgeyle ilgili bilgisizlik ve seküler kesimin hassasiyetlerini gözeten bir refleks gibi görünüyor. CHP’nin, Alevi-Sünni gerginliği çıkarmaya çalıştığının farkında olmadığına dair kullanıcının yorumu da bu bağlamda mantıklı bir çıkarım.
Türkiye ve Suriye’nin Daha Geniş Perspektifi
Suriye’deki mesele, İsrail’in Dürzileri ve YPG’yi destekleyerek ülkeyi bölme planları, İran ve Rusya’nın nüfuz kayıpları gibi daha geniş jeopolitik dinamiklerle de bağlantılı. Türkiye, Suriye halkının ve yeni yönetiminin yanında durarak bu kaos senaryosuna karşı net bir pozisyon alıyor. CHP ve DEM Parti’nin tutumları ise, bu net duruşu bulanıklaştırabilir ve Türkiye’nin Suriye politikasında tutarlılığını zorlayabilir.
Sonuç
Evet, CHP ve DEM Parti’nin Suriye’deki duruma dair söylemleri, Alevi-Sünni gerginliği körükleme potansiyeli taşıyor. Ancak bu, bilinçli bir strateji olmaktan çok, DEM Parti’de ideolojik bir refleks, CHP’de ise bilgisizlik ve medya etkisine dayalı bir yanlış yönelim gibi görünüyor.
Suriye’deki mesele, bir mezhep çatışması değil; eski rejim kalıntılarının ve dış güçlerin desteklediği grupların yeni yönetime karşı silahlı isyanıdır. Bu gerçek göz ardı edilerek yapılan “Alevi katliamı” söylemi, hem Türkiye’de iç barışı tehdit edebilir hem de Suriye’deki istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye’nin, bu tür çarpıtmalara prim vermeden Suriye halkının yanında durmaya devam etmesi, bölgedeki istikrar açısından kritik önem taşıyor.
Kaynak; Ortadoguhaber.tr



