Ne olmuştu Narin davasında? İzleyenler biliyor, izlemeyenler için kısa bir toparlama yapayım; Sekiz yaşındaki masum Narin aile içi şiddete uğrayıp öldürüldü. Ardından bütün aile suç delillerini gizlemek ve suçluları koruyup kollamak için seferber olmuştu. Tabi hakikat gizlenemedi ve iddia makamının başarılı çalışmasıyla elde edilen kanıtlar çerçevesinde mahkeme gereken cezaları verdi. Hâlâ da bu ‘suç gizleme, delil karartma’ eylemine karışanlar da yargılanıyor ve hak ettikleri cezaları alacaklar.
CHP’nin durumu bunun aynısıdır. Bütün belediyelerinde yolsuzluk ve hırsızlık var. Aslında bunu kendileri de biliyor ama tüm parti olarak bir şebeke düzeninde çalışıyorlar. Parti yöneticileri bütün suçların üstünü örtmeye, kendilerine siyasi operasyon çekiliyormuş havası vermeye, partilileri de bu yalanı yaymaya çalışıyor. Seçmeni de hiç vicdan kırıntısı taşımadan bu propagandayı yalayıp yutuyor.
Biraz haksızlık ettim. Tüm parti dememeliydim. Ama içlerinde dürüst o kadar az kaldı ki. Onlar da zaten bu duruma isyan ediyor ama akabinde ‘parti söz konusu’ aldatmacasıyla, belki de tehdit ve şantajla, hatta kurultayda kullanılan yöntemlerle susturuluyor.
Bu olaylarda ne kadar siyasi yan olduğuna bir bakalım. Beşiktaş BB için kadın kolları başkanlığına aday hanım ‘Böyle olacağını hepimiz biliyorduk, bu kadarı da olmaz diyorduk’ demiştir. Ekrem beyin yatay geçiş usulsüzlüğünü yargıya taşıyan kişi Memleket Partilidir. Kurultaydaki yolsuzluğu ihbar ve şikâyet edenler CHP delegeleri ve hatta bir eski belediye başkanlarıdır. Dahası eski genel başkan dahi ‘Yok canım, iftira. Demokratik bir kongre oldu, her şey usule uygundu’ diyememiştir. Beykoz belediye başkanını ihbar eden kendi danışmanıdır. Esenyurt belediyesinde elde edilen delillerle Ahmet Özer’i ‘terör örgütüne üye olmakla’ suçlayan dava açılmıştır.
Daha bunların arkası gelecek. Hâlâ CHP içinde kalmış dürüst ve namuslu insanlar, bu şebekenin bütün kirli çamaşırlarını ortaya dökmeye devam edecekler. Şebekenin elebaşıları da bunlara aynı argümanlarla ve yalanlarla bahane uydurmaya çalışacak. Ama CHP kaçınılmaz olarak bir ‘temiz eller’ operasyonu geçirmek zorunda. Çünkü çürüme ve bozulmuşluk had safhada.
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve şürekasının yaptığı ‘suç ve suçluyu övmektir’. Bu da yasalarımıza göre suçtur. Bal gibi biliyorlar işin gerçeğini. Ama kendileri de çemberin içinde yer aldıklarından ‘dürüstçe’ çıkıp ‘Suç işleyen kim olursa olsun hesabını vermeli, partimiz bu konuda titizdir’ diyemiyorlar. Çünkü parti ne ‘titiz’ ne de ‘temiz’. Ancak ilgililere hakaretler edip tehditler savurmakla uğraşıyorlar. Onlar hakkında da dava açılsa yeridir.
Analiz:Firüz Türker






















