AK partinin ilk zamanlarıydı. ‘Dış politikada sıfır sorun’ mottosuyla bir atak başlatılmıştı. Kıbrıs sorunu masaya yatırılmış, Rusya ve İran’la ilişkiler dostane bir şekilde geliştirilmeye başlamış, AB ile cicim aylarına girilmiş, ABD ile müttefiklik kılıfına sarılmış patron-çalışan ilişkisinin dışına çıkacak ilişkiler gelişmeye başlamış, Ermenistan’la olan problemler barışçıl yoldan düzeltilmeye çalışılır olmuştu. Cumhurbaşkanları birlikte maç seyrediyordu. Tam her şey yoluna giriyor derken birdenbire işler tersine dönüverdi.
Nasıl oluyordu da oluyordu bunlar?
Aslında ne olduysa 2008 krizi sonrası oldu. Emperyalizmin devleri bu işlerin Türkiye’nin palazlanmasına yaradığını görüverdiler. Onların Titanikleri finansal krizin anaforunda can derdine düşmüşken Türkiye’nin kayığı sakin sularda yüzüyordu. Nasıl oluyordu da oluyordu bunlar? Türkiye nerden güç bulup da hem IMF’le hesap defterini kapatabiliyor hem de kriz burnunun ucunu yalayıp geçip gidiyordu?
Bu istenen bir şey değildi ve o andan itibaren ellerinde ne imkân varsa o minik çektiri kadırgaya dönüşmeden önce onu devirmeye seferber ettiler. Türkiye’nin çevresinde bir ateş zinciri oluşturuldu. Ne şimşekler çaktı ne yıldırımlar düştü. Ne girdaplar oluştu ne kasırgalar, tayfunlar estirildi. Allah’tan kaptan köşkü emin ellerdeydi de çok şükür o hengameden yaralı bereli de olsa yüzümüzün akıyla çıkabildik.
Ermenistan-Azerbaycan sorunu çözüldü?
Şimdi şöyle bir bakalım çevremize. Yunanistan hariç tüm Balkan ülkeleriyle dostane ilişkilerimiz var. Gerçi son zamanlarda o da yelkenleri suya indirdi. Ermenistan-Azerbaycan sorunu çözüldü. Libya ile yapılan deniz anlaşmasıyla Türkiye’yi taca çıkarma planları suya düştü. Suriye’de Esad münafığı ortadan kalktı PKK da gün sayıyor. İnşallah bir terslik olmazsa yarın sabahtan itibaren Gazze’de ateşkes yürürlüğe girecek. Bütün bu işlerin çözülmesinde Türkiye’nin parmağı var. Bunu ben demiyorum ABD başkanı ve dışişleri bakanı söylüyor. Ukrayna sorunu da masada sayılır. Onda da Türkiye’nin rolü büyük olacak. Çünkü savaşan iki ülkeyle de görüşebilen tek ülke o. Bir tek İran kaldı bağırsaklarında gazlı. O da ya gazını başka türlü çıkaracak ya da sancısına katlanacak. Çünkü o çektiri artık dev bir baştarda.
Düşünün, bu kadar işin gücün arasında birisi kalkmış, o kart sesiyle bağırıyor. Kırmızı kaaart! Kartı da koltuk altından tabanca çeker gibi çıkararak.
Güler misin ağlar mısın?






















