İmamoğlu büyükşehir adayı olduğu ilk gün karar vermişti: Cumhurbaşkanı adayı olacağım!… Büyükşehir belediyesinin bütün imkanlarını ve uluslararası network’unu kendi adaylığı için kullandı. Hizmet bekleyen Istanbulluyu sürekli oyaladı. Çünkü İstanbulun muhalif seçmeninin hizmetten çok “Erdoğansız Türkiye” talebini (zaafını) çok rahat sömüreceğini düşündü. Fakat bu ülkenin başkanı olmanın kendine özgü koşulları, onay alması gereken iradeleri ve çok daha önemlisi önüne çıkacak her badireyi atlatacak bir zekaya, metoda sahip olması gerekirdi.
İmamoğlu büyükşehir başkanı olduğu ilk günlerde verdiği ilk demeçte kendi hikayesini ve gelecek senaryosunu “Erdoğan gibiyim!… Millet yeni bir lider doğurdu!”… diye açıklama yaptı. Hatta istinafta aldığı cezayı bile Erdoğan’ın belediye başkanı iken aldığı cezaya benzetti. Ayrıca İmamoğlu yaşının genç oluşunu; Erdoğan ve Bahçelinin yaşını dikkate alarak; şansının çok yüksek olduğuna ihtimal veriyor.
Oysa Türk Devleti yaşlı değil!… Kimin başkan olacağına Türk Devlet Aklı karar verir. Verdiği kararı milletiyle paylaşır; Milletle müzakere alanı oluşturur; millet ikna olduğunda sandığa gelir ve sonuç gelir!…
Türk Devlet Aklına sürekli parmak sallayan İmamoğlu henüz devlet mekanizmasının nasıl çalıştığını çözememiş. Sadece 14-28 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçiminde bile 15 günde “Türk Devlet Aklı”mın süreci yönetme ve milletin iyi iz süren okuması buluşunca sonuç ortada.
Şimdi Erdoğan hikayesi ile kendini özdeşleştiren İmamoğlu’nun bugün “Cumhurbaşkanı adayı ilanı” diyeceğimiz açıklaması ile kendi kalesine attığı golü “Replay” olarak birlikte izleyelim.
1) Türkiye CHP’yi iktidara taşıma kararında mı? Kesinlikle Hayır! Dolayısıyla İmamoğlu’nun CHP adayı olması demek; Halka “CHP’yi iktidara getir!” demektir. Çünkü yürütmenin başı Cumhurbaşkanı. İmamoğlu “Millet hazır!..” diyor; peki neye? CHP’yi iktidara getirmeye mi hazır? Bu konuda hiç bir ufuk/ışık yok!… Hatta İmamoğlu’nun CHP adayı ilanı sadece CHP’yi içerde böler.
2) Türkiye muhalefette olan bütün partilerin bir araya gelip iktidara gelmesini mi istiyor? Hayır! En güçlü oldukları dönem Altılı Masa dönemiydi ve “Kılıçdaroğlu aday olmasın! Ekrem olsun; Mansur olsun!…” temposuna rağmen; muhalefet adına herkes herseye ile birlikte oldu; Olmadı!… Şimdi altılı masadan eser yokken; İmamoğlu hangi masaları, muhalif kesimleri kendisini “Lider” olarak kabul ettirecek!… Muhalefet kesimlerin çoğu İmamoğlu’nda bir “Lider” kapasitesi görmüyor ki!… Dolayısıyla İmamoğlu’nun kendi başına aday ilanı demek; muhalefet cephelerine bir dayatmada bulunması demek: “Erdoğan’ı istemiyorsanız! Bana mecbursunuz!…”. demek. Hiç karşılığı yok.
3) Türkiye İmamoğlu hakkında açılan davaları “Yalan, siyasetin yargıya müdahalesi; masumu ve karizmatik lideri oyun dışı bırakma!” olarak mı görüyor. Hayır!… Aksine İmamoğlu güven telkin etmiyor!… Kılıçdaroğlu’na bile “Şaibeli” zeminden bakıldığında muhalefet seçmeni daha çok güveniyordu. O nedenle İmamoğlu sadece “Erdoğan düşmanlığı” veya “Erdoğansız Türkiye” hesabı içinde olan kesimlerin “Sözcüsü” olabilir!… İmamoğlu aslında kendi hakkında açılan “Turpun Büyüğü” dahil bütün dosyaların içinde “gerçekler”in ortaya çıkmasının önünü almak istiyor; “Bana iftira atıyorlar!…” dese de; Erdoğan-Bahçeli karşıtı olanların koşullanmış desteği dışında; kimseyi ikna edemez…İmamoğlu’nun “Tek başına kurtuluş olmaz! Ya hep beraber ye hiçbirimiz!” derken bütün muhalifleri ( sokak hareketleri dahil) konsolide etme stratejisi tutmaz!
4) Kayyum, Ayşe Erim, İmamoğlu soruşturması, Gezi olayı göndermesi…. Bahçeli’nin “İstifa et! Aday Ol!” çağrısı; hepsi bir bütünün parçaları!… Türk Devlet Aklı satrancı… İstihbaratın ve yargının elindeki “Turp Sandığı” sebebiyle; ilmek ilmek ördüğü politik zemin.
İmamoğlu şunu göremiyor: Cumhur İttifakı defansta değil; aksine muhalefetin ceza sahasında top çeviriyor. Bahçeli’nin asistini okuyamıyor… Gerçekten İmamoğlu devlet aklını okumakta “acemi” bir politikacı… Erdoğan-Bahçeli denklemini de ikilinin oyun kuruculuğunu da anlayamıyor. Çünkü İmamoğlu Türk Devlet Aklının oyun kurucu adreslerinin Erdoğan-Bahçeli üzerinden iç ve dış politikadaki yol haritasını çözümleyemiyor. İmamoğlu milletin kızgınlığını kendine rüzgar vehmediyor!… Cumhur İttifakının eksikliklerini kendi artısı sanıyor!… Milleti tanımıyor!…
Ne sayın Erdoğan’da ne de sayın Bahçeli’nin “Rakipleri tasfiye” diye bir gündemi var; aksine dünyadaki gelişmelere odaklılar ve bunlarla mücadele odağındayken iç politikanın buna gölge düşürmemesi için şu yöntemi kullanıyorlar:
1- Küresel güçler; sokak hareketlerini mi örgütlüyor bu aralar!… O zaman, 15 Temmuz ve Gezi örneklerini vererek gündemi biz konsolide ederiz! ( Bahçelinin konuşmasına dikkat!…)
2- Küresel güçler kendilerine İmamoğlu gibi “Acaba kazaen başıma Cumhurbaşkanlığı konar mı?” dışında sermayesi olmayan adaylar mı buluyor; o zaman gelsin Turplar!
3- Küresel güçler sanatçılar üzerinden bir hazırlık mı yapıyorlar ( Gezi olaylarındaki gibi); o zaman gelsin Ayşe Barım süreci…
4-Küresel güçler PKK/PYD üzerinden Suriye’yi Türkiye için bataklık mı yapmak istiyor; O zaman “Gelsin Apo! Açıklasın!…”.
5- Küresel güçler İsrail’i Türkiye’nin üstüne mi salacak! “Gelsin Ahmed El-Şara!… Girsin Şam’a… Hadi Görelim!.”.
5- Küresel güçler “Erdoğan-Bahçeli yaşlandı!…” diye plan mı yapıyor; O zaman “gelsin irili ufaklı onlarca parti!…”.
“Bu da mı gol değil!…” enstantanesi gibi hepsi.
Tüm bunlara rağmen….
Kritik soru/gündem şu: Türk Devlet Aklının kurduğu oyunda; asistleri sayın Bahçeli üstlenmişken; Erdoğan ( eski futbolcu deneyimiyle) gol atarken; yani skor her maçta Cumhur ittifakının kazanmasıyla sonuçlanırken… Yine de Cumhur ittifakı seçmeninde ve toplumda acil kodu ile ele alınıp çözülmesi gerek sorunlar ve huzursuzluklar var!…
Yani… “Maçlar kazanılıyor; Fakat takımda, taraftarlarda huzursuzluklar var!..” gerçeği ne olacak?
Evet.. doğru: Cumhur ittifakı konu edilen bir çok huzursuzluğu, sorunu çözmekte zorlanıyor/yavaş hareket ediyor; her huzursuzluk gündeminde ise; ısrarla “Maçları alıyoruz ya!…” diye gerçeklerle yüzleşmeyi erteliyor.
Sahi bunu da Cumhur İttifakına yine Türk Devlet Aklı mı yaptırıyor?
Gözlemim o ki; Türk Devlet Aklı şu tecrübeye sahip; Hükümetler Devleti teslim alacak dozajda yönet(e)mez! Devletler hükümetleri stratejisine uygun etkinleştirir!… Olan bu!






















