Türk siyasi hayatında “4.Kuvvet” hep “Medya” oldu. Ancak bir de “4.5” kuvvet var; Oradaki “buçuk” anlaşıldı ki; Anket imiş?!
“Buçuk atmak!” biraz ironi gelebilir; Ancak her seçimde bildik, gördük ki; Anket ( Daha doğrusu Anket firmaları) aslında “Müşterisi Politikacı” olan tipik tüccarlar.
Fakat “Taraf olmayan bertaraf olur!” kuralını gören anketçiler “Sipariş üzere anket hazırlamak” moduna geçtiler. Hatta “İktidar anketçileri” ve “muhalefet anketçileri” denilecek kadar açıktan saf tutmalar oldu.
Bir de “Objektif anketçiler” etiketiyle endam gösterenler çıksa da; sözde “Ne muhalefet ne İktidar yanlısı olmayız! Bilimin, İstatistiğin ve halkın sesi oluruz!” diyenler, aslında artık “Politika yorumcuları” oldular. O nedenle Türkiye’de “anket/anketçilik/anket firmalar katıksız politize olmuş durumdalar.
Fakat uzun yıllar bu “anket dünyası”nı yakından takip ettiğimde bir gözlemim oldu. Araştırma alanım/uzmanlık odağım “Enformasyon” olduğu için bu anket dünyasını “deşifre” dürbününden hep takip ediyorum.
Dürbünden gördüğüm şu: “İletişim Oyu” ile “İrade Oyu” farklı şeyler/refleksler. İrade Oyu seçmenin “karar yönü/kodu” demek. Yani gerçek “tahmin konusu” olan seçmen tercihi.
Fakat bir de “İletişim Oyu” var. Anket sırasında seçmenin o günkü psikolojisi/vermek istediği mesaj veya bir yerlere duyurmak istediği “uyarı sinyali” gibi içerikte/işlevde olan ve de seçmenin “an itibariyle seçmen dili” diyeceğimiz adeta “yorum” baremi.
Nitekim aynı ay hatta hafta içinde yapılan anket sonuçlarında çok farklı sonuçların çıkması; hatta zıt yönde sonuçların oluşması; işte bu “İletişim Oyu” grafiğidir.
Mesela. Hakan Bayrakçı gibi Türkiye’nin en eski anket firması sahibi olan ve daha çok “Politika analisti” olarak kendini tarif eden; Anket ve yorumlar bağlamında da “Makul adam” izini hep bırakan biri olarak; son yaptığı anket sonucunun “İletişim” değil “İrade” anketi olduğunda ısrar ediyor.
Kuşkusuz bizim yaptığımız ayrımı-dili kullanmıyor, ancak yorumlarından, analizlerinden anlıyoruz ki; bu ayrım üzerinden gidersek eğer; son anketin “irade oyu” içeriğinde olduğunu ifade ediyor. Peki anketin konusu ne? “Erken seçim olsun mu?” sorusuna %60 “Evet erken seçim olsun!…” demiş.
Şimdi… Aynı Hakan Bayrakçı “Siyasette her an herşey olabilir! Bir bakmışsınız bam başka sonuçlar çıkar! Fakat AK Parti hızla oy kaybına sebep olacak işler peşinde….” diye ısrarla anket sonucunun “irade oyu” sayılmasını istiyor… Normal/Olağan.
Yazının odağına anketi ve Bayrakçıyı almak için söylemiyorum. Dikkat çekmek istediğim bir metot ve analiz ayracına dikkat çekmektir.
Seçmenin kendisine soru sorulduğunda; bir seçmen olarak “mesajlarını-yorumlarını-psikolojisini-mevcut durumunu” anlatma fırsatını kullanıp “İletişim Oyu”nu yansıtması bam başka bir süreçtir; gerçekten verdiği kararı ( nihai durumunu) belirtmek amaçlı “irade oyu” da bam başka bir şeydir.
Nitekim 2023 seçimlerinde neredeyse bütün anket firmaları Millet İttifakını en az % 55 ile iktidar yapmıştı. Sonuç başka olunca da; anket firmaları , bilerek ve yalan söyleyerek, “ders alacağız!” diye sözde öz eleştiri de yapmıştı. Oysa başından beri anket firmaları için seçim dönemi “hasat dönemi” idi ve sipariş anket geçmekle meşgul oldular.
” %60 erken seçim istiyor!…” özü itibariyle bir “irade oyu” olamaz. Çünkü Türkiye’deki seçmen “erken seçim”in ne anlama geldiğini bilir. Seçmen iktidarı kesin değiştirme kararı verdiğinde ve bunu sadece mevcudu göndererek değil gelecek olanı da kesinleştirdiğinde yapar.
Dolayısıyla %60 erken seçim istiyor demek zımnen %60 CHP iktidarına hazırı da ima ediyor. Yok eğer “%60 AK parti iktidarını istemiyor!” Ancak iktidar adayı da kesinleşmiş değil!” denmek isteniyorsa; o zaman zaten bizim ayracımıza göre bu sonuç “İletişim Oyu”dur. Yani itibariyle psikoloji ve seçmenin mesajı anlamı taşır. Ki, bana göre bu oran da ayrıca şüpheli.
Bayrakçı “23 yıldır hep kazanan AK Parti akıl almaz şekilde oy kaybı yaşayacak şekilde seri hatalar yapıyor, aklım almıyor!…” diyor; Ve İmamoğlu’nun durduk yerde “Muhalif Kahraman” haline getirildiğini söylüyor…. Vesaire.
CB Erdoğan’ın grup toplantısındaki şu sözünü de araya alalım: ” CHP’de bakalım Cumhurbaşkanı adayı olarak daha kaç kişi telef olacak!….”.
CB Erdoğan’ın grup toplantısındaki ana mesajı şu olsa gerek: “CHP gerçek “Muhalefet Partisi” misyonunda ve vizyonunda değil; Genel başkanları da bu misyona, vizyona uygun çapta değil!… Bunlar “Beleşçi”ler ve “Armut piş, ağzıma düş!” taktiğinde Cumhurbaşkanı adayı olma peşindeler, nefesleri yetmez tabi!…”.
Bayrakçı, işte CB Erdoğan’ın bu ana duruşunu “Oy kaybının ana nedeni” görüyor. Bayrakçıya göre telef olan aslında AK Parti…
Neyse; sadede gelelim ve sade olana gelelim. Konumuz/Odağımız: İletişim Oyu ile İrade Oyu arasındaki farkı bilerek anketleri deşifre etmek gerekir.
Benim Türkiye turu kapsamında sahada gördüğüm çok net bir fotoğraf var: “İrade Oyu” sepetinde hızla AK Parti ve CHP dışında üçüncü seçenek üzere bir “Arayış Oyu” ivmesi var!… Ancak arayışa cevap olmadığı sürece; İletişim Oyu kapsamında AK Partiye tepki varsa da; İrade Oyu hala AK Parti lehinde.
CHP gerçekten “Beleşçi” politikasını ( Ne diyordu Özgür Özel; %70 ile kazanıyoruz. Ekrem çıkıyor, Başbakan oluyor; Mansur da belki Cumhurbaşkanı!…”) sürdürdükçe; ülkeyi yönetmeye talip muhalefetteki kişilerin seviyesi ortada iken; sırf “Erdoğan için artık yeter!” kampanyası sürdürmek; ne iletişim ne de irade alanıdır.
Fakat bir öngörü de ortada duruyor: AK Parti yanlısı anketçilerin İletişim Oyu ve İrade Oyu arasındaki farkı bilmeden/dikkat etmeden; “Kaynayan suya bir bardak su katmak!” tekniğiyle çalışmaları; bir başka gerçeğe işaret ediyor:
İletişim Oyları bize İrade Oyu tablosunun pazıl parçalarını verir. O nedenle İletişim Oyu anket sonuçları aslında iktidara metot-kadraj tavsiyesidir. Ancak görülen o ki; İktidar aynı formülde ısrarlı: Reisdir! Bir yolunu bulur!…”.
%60 erken seçim istiyor demek, 2023 yılında sonuç alamayan Muhalefet seçmenine artık Erdoğan seçmeninin destek verdiği ve 2023 yılında Erdoğan’ı tekrar seçerek büyük hata yaptığını kabul ettiği iddiası taşır. Bu doğru ve gerçekçi değil. Ve 2023 seçiminde sandığa gitmeyen seçmenin artık CHP’yi desteklediğini ileri sürmek olur. Bu hiç doğru değil!
Türkiye’de “Erken seçim istiyoruz!…” dili özünde “İletişim Oyu” tercihidir ve iktidara “Erken çöz sorunları!…” uyarısıdır. CB Erdoğan’ın iddiası ne?
CB Erdoğan grup toplantısında şu mesajı veriyor: İrade Oyu nefes işidir!… İletişim Oyu ise heves işidir!… Asl olan heves değil nefestir!…”. Bu çok doğru. Bu nedenle muhalefet liderlerinin hiç birinin nefesi Erdoğan ile yarışamaz.
Ancak, CB Erdoğan’ın bir tecrübesi var: Milletin nefesi!
O nedenle grup toplantısında “Milletin dediği olur!…” diyor. Ancak Milletin başta ekonomi olmak üzere bir çok alanda “Nefes darlığı” ortada!…
Hatırlayalım; tarihten: Milletin nefesi daralınca; Boğazdan nefes borusuna “Trakeostomi” yapar!…
Türk siyasetinde bir ilk yaşanabilir. Politik Trakeostomi!…
Sonuç: Anketleri Deşifre Etmek
Anketler, doğru okunduğunda iktidar ve muhalefet için bir yol haritası sunabilir. “İletişim Oyu”, seçmenin mesajlarını ve tepkilerini anlamak için bir pusula; “İrade Oyu” ise nihai tabloyu öngörmek için bir anahtar. Ancak Türkiye’de anketlerin politize yapısı, bu ayrımı zorlaştırıyor. Şu anki tabloya bakılırsa:
İletişim Oyu: AK Parti’ye tepki ve erken seçim talebi gibi mesajlar içeriyor.
İrade Oyu: Hâlâ AK Parti lehinde, çünkü muhalefet güvenilir bir alternatif sunamıyor.
Arayış Oyu: Gelecekte siyaseti dönüştürebilecek bir potansiyel taşıyor.
Erdoğan’ın “nefes” vurgusu doğru bir tespit: İrade, nefes işidir ve muhalefetin nefesi şu an zayıf. Ancak milletin nefesi daraldığında, tarih göstermiştir ki, siyaset “trakeostomi” ile yeni bir soluk alabilir. Anketler bu süreci anlamak için bir araç olabilir, yeter ki sipariş değil, gerçek veriler üzerinden okunsun.
Araştırmacı Yazar: Servet Hocaoğulları






















