Hıristiyan dünyasının tahammül gücünü gösteren iki sarsıcı olay! Aynı hafta içerisinde meydana geldi. Kanada’da bir Hıristiyan genç, camiyi bastı silahıyla içeride namaz kılanları tarafı ve 6 Müslümanın ölmesine sebep oldu.
Benzeri olaylara geçtiğimiz aylarda diğer birçok Batı ülkelerinde de zaman zaman şahit olduk. Bakın mesela, geçtiğimiz Aralık ayı içerisinde Fransa’da ve Hollanda’da iki ayrı cami kundaklanarak yakılmak istendi.
İşin vahimi tarafı, Amerika’da yeni seçilen Başkan’ın bazı İslam ülkelerinden insanların ülkesine girmesini yasaklamasından sonra, üstelik Amerikan vatandaşı olan Müslüman bir ailenin 5 yaşındaki çocuğuna hava alanında polis, yasaklanan ülkeden geldiği gerekçesiyle kelepçe taktı ve 5 saat boyunca çocuğun feryadına daldırış etmedi.
İşin daha da vahimi, böyle bir olayın Başkan Trump’un sözcüsü, bunu savunmak gibi bir hamakat örneği göstererek şunları söyleyebildi:
“Yaş ve cinsiyetinden dolayı birinin ABD için tehdit oluşturmayacağını sanmak yanıltıcı ve yanlış olur.”
Bizdeki Batıcılar belki biraz üzülecek, ama Batı’yı tanımlamada en güzel örneği yine de ben Batılıların diliyle vereceğim:
“1980 yılında silahlanma yarışında 450 milyar dolar harcayan, eşitlik ilkesi tanımayan alışveriş oyunları yüzünden aynı yıl Üçüncü Dünya ülkelerinde 50 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açan Batı’nın günümüzdeki hegemonya biçimine ne isim verilmeli? Eğer geçip giden zamanlar binlerle ölçülecek olursa Batı, tarihte görülmüş en büyük canidir!” (RogerGaraudy, İslâm’ın Va’dettikleri; Pınar Yayınları, İstanbul-1983; s.11)
Camileri kundaklamak, burada ibadet yapan masum insanları öldürmek, ya da beş yaşındaki bir çocuğa Müslüman olduğu için kelepçe takmak başka neyle izah edilebilir?
Biz adı konmamış bir Haçlı Seferi çılgınlığını yaşıyoruz. 11 Eylül olayları sırasında, Amerikan Başkanı Bush’un ‘Haçlı Seferleri şimdi başlıyor’, ifadesi, şuuraltındaki niyetlerinin kontrolsüz bir şekilde dışa yansıması değil midir?
Batı basınında sıkça gündemde tutulan bir korku var: “2050’da Batı’da İslâm hâkim din haline gelecek!” Saldırganlığı besleyen de bu gizli tahriktir. Ekonomist dergisi, 1900 yılında dünyada 200 milyon Müslüman vardı, şimdi 1,5 milyara ulaştı”, ifadesiyle de belli ki, radikal grupları harekete geçirmek istemektedir.
Bir taraftan Müslüman ülkelerin kaynaklarını sömür, öbür taraftan Müslümanları terörist olarak gör ve bu yönde acımasız uygulamalara yönel! İşte Batı medeniyetinin fark edemediğimiz fotoğrafı budur!
Kaynak Muhsin İlyas Subaşı






















