Bunu, iktidara, halkın tercihine karşı savaşmanın, her türlü pisliği yapıp arkasına saklanmanın bir aracı haline dönüştürdüler. Hakaret edip, suç işleyip, devlete kafa tutup ‘ben Atatürkçüyüm’ demek moda oldu neredeyse. Terzi yamağı millete söver, ağza alınmayacak laflar eder, Atatürkçüdür. Dilruba aynını yapar, hakeza, genel başkan yanında ağırlanır, milletvekili sigara kaçakçılığından yakalanır en kral Atatürkçü kesilir, Belediye Başkanı rüşvet karşılığı ihale satar ondan âlâ Atatürkçü yoktur. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor. Bunlar Atatürk’ü rezil eylemlerine maske mi yapıyor yoksa ‘Atatürkçülükte’ bir sorun mu var? Ayıp edilmiyor mu gerçek Atatürkçülere?
Yemin töreninde devlete kılıç çekip göz dağı vermeye çalışan teğmenleri örgütleyip onlara öncülük eden beş teğmen de aynını yapmış. Savunmalarına ‘Biz Mustafa Kemal’in askeriyiz’ diye başlamışlar. ‘Örgütlü bir eylem değildi, kendiliğinden gelişti’ demişler. Pişmanlık falan da gösterdikleri yok. Hala kafalarının dikindeler. Bu mu yani?
Bir kere yalan söylüyorlar. Mesajlaşma trafiğinden besbelli ki diğerlerini örgütlemişler. Daha önce resmi yemin dışında eski yemini etmek için defalarca başvuru yapıp reddedildikleri halde yine de bildiklerini okumuşlar. Bu durumda bile bazıları hâlâ onları pamuklara sarıp korumak için ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demelerini kullanmaya çalışıyor. Böyle mi oluyor M. Kemal’in askeri? Kabadayı, itaatsiz, bildiğini okuyan, geçerli kurallara posta koyan ve sıkışınca yalan söyleyen.
Zafiyet acziyettir. Umarın disiplin kurulu bu emir tanımazlığı hoşgörünün dozunu kaçırıp göstermelik bir cezayla geçiştirmez. Bu tür düşünen ve canı istediği gibi davranan insanlar birliklerine gidince onlara emanet edeceğimiz evlatlarımıza neyi öğretecek? Vatanı savunmayı ve devletine bağlılığı mı ona kafa tutmayı, aklınca çeki düzen vermeyi mi? Kanun ve kuralların öngördüğü cezayı almalılar ki bir daha hiç kimse ordu içinde ikilik çıkarmaya cesaret edemesin.
Kaynak : Firuz Türker






















