AK Parti’nin 8. Olağan Büyük Kongresi, 23 Şubat 2025 tarihinde Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirilecek ve bu kongre, parti için yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu kongreyi “yeni bir dönem” olarak tanımladı ve teşkilatların motivasyonunu sürdürecek kadroların belirleneceğini vurguladı . Ancak bazı eleştiriler, AK Parti’nin Atatürkçülük, İslamcılık, Türkçülük ve Kürtçülük gibi konuların çözülememiş olmasını vurguluyor ve gerçek bir “yeni dönem” için bu çatışmaların devam edeceğini belirtiyor.
AK Parti Kongresi: Yeni Dönem mi?
- Kongre Hazırlıkları: AK Parti’nin ilçe ve il kongreleri bulunup bulunmadığı, büyük bir coşkuyla karşılanmaktadır. İstanbul’da da benzer şekilde 7 Şubat’ta gerçekleşen il kongresinde Osman Nuri Kabaktepe görevi Abdullah Özdemir’e devredilecek.
- Yeni Dönem Vizyonu: Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “yeni dönem” ifadesini daha çok teşkilatlandırmak ve seçmen psikolojisini denemek amaçlanıyor gibi görünüyor. Gerçek bir değişim için ise daha derin toplumsal siyasetlerin ele alınması gerektiği şekilde savunuluyor.
Toplumsal Meseleler
- Atatürkçülük: Türkiye’nin kurucu ideolojisi olarak kabul edilen Atatürkçülüğün modern Türkiye’nin temellerinin katıldığı belirtiliyor.
- İslamcılık: Siyasal İslam’ın etkileri Türk siyasetinde önemli rol oynamaya devam ediyor.
- Türkçülük: Milliyetçi akımların bilgisi Türk kişiliğinin güçlü bir şekilde tıslanması.
- Kürtçülük: Kürt meselesi hala çözülmemiş sorunlar arasında yer alıyor.
Bu konuların devam etmesi veya yeniden değerlendirilmesi olmadan gerçek anlamda yeni bir döneme geçilemeyeceği görüşü hakimdir. Muhhalefetin ise müzakere yetkisinin sınırlandığı eleştirileri var.
Analiz ve Değerlendirme:
1. “Yeni Dönem” Söylemi ve Gerçeklik Arasındaki Çelişki
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yeni bir dönem başlıyor” vurgusu, AK Parti’nin “konsolidasyon ve motivasyon” ihtiyacına işaret ediyor. Ancak sizin de belirttiğiniz gibi, Atatürkçülük, İslamcılık, Türkçülük ve Kürtçülük gibi Türkiye’nin yüzyıllık ideolojik kırılmalarını çözmeden “yeni bir dönem” iddiası, retorikten öteye geçemeyebilir.
- Kongre ve Kadro Meselesi: AK Parti’nin yeni listesi, bu sorunları çözecek “dönüştürücü bir vizyon” yerine, teşkilatı mobilize edecek ve seçmen tabanını tutacak isimlerden oluşuyor. Örneğin, Kürt meselesinde diyalog kapısını kapatan, seküler kesimle gerilimi tırmandıran politikalar sürdükçe, “yeni dönem” sadece “eski siyasetin devamı” olarak algılanacak.
2. Çözülemeyen İdeolojik Kırılmalar
Atatürkçülük-İslamcılık Gerilimi
- AK Parti, “muhafazakar demokrat” kimliğiyle 2000’lerde bu kutuplaşmayı yumuşatmıştı. Ancak son dönemde “Saray Rejimi” ve “Yeni Türkiye” söylemleriyle seküler kesimi dışlayan bir dil, Atatürkçülükle uzlaşma ihtimalini zayıflattı.
- Cumhur İttifakı’nın Doğası: MHP ile ittifak, Türkçülük vurgusunu güçlendirirken, Kürt meselesinde “güvenlikçi politika” baskınlığı, sorunu kronikleştirdi.
Kürtçülük ve Kimlik Politikaları
- 2013-2015 Çözüm Süreci’nin Çöküşü: AK Parti, Kürt meselesinde “siyasi çözüm” yerine “askeri operasyonlar ve OHAL politikalarına” geri dönerek, toplumsal uzlaşı şansını kaybetti.
- HDP’nin Kriminalize Edilmesi: Kürt siyasetinin ana aktörünü marjinalleştiren yaklaşım, “ortak bir gelecek” inşasını imkansız kılıyor.
3. Muhalefetin Zafiyeti: Nefret Siyaseti ve Vizyon Eksikliği
- CHP ve İYİ Parti’nin Stratejisizliği: Muhalefet, AK Parti karşıtlığı üzerinden “ortak payda” yaratmaya çalışsa da, “nefret siyaseti” dışında somut bir proje sunamıyor. Örneğin, Kürt seçmenle bağ kurmak yerine, “ulusalcı” söyleme sıkışıp kalmak, muhalefetin kısır döngüsünü besliyor.
- Zafer Partisi ve Ümit Özdağ Etkisi: Aşırı milliyetçi söylemler, muhalefet içinde bile “kutuplaşmayı derinleştiriyor”, çoğulcu bir siyaseti engelliyor.
4. “Bu100denTürkiye” ve Yeni Sosyolojinin Talepleri
Videonuzda vurguladığınız “yeni sosyolojinin kadro kodları”, Türkiye’nin genç nüfusu, kentli dinamikleri ve kimlik çeşitliliğini kucaklayan bir siyaset gerektiriyor. Ancak AK Parti’nin “muhafazakar-demokrat” çizgisiyle bu talepleri karşılaması zor:
- Z Kuşağı ve Dijital Aktivizm: Gençler, “ideolojik kalıplar” yerine “özgürlükçü, şeffaf ve katılımcı bir siyaset arıyor.
- Kadın ve LGBTİ+ Hakları: AK Parti’nin “geleneksel aile” vurgusu, toplumsal taleplere cevap veremiyor.
Sonuç: “Yeni Dönem” İçin Gerçekçi Adımlar
- İdeolojik Açılım: AK Parti, “Türk-Kürt, dindar-seküler” ayrışmasını aşmak için anayasal vatandaşlık temelinde yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyaç duyuyor.
- Muhalefetin Yeniden İnşası: CHP, “Atatürkçülük” nostaljisinden çıkıp, “sosyal adalet ve özgürlükler” ekseninde bir dil benimsemeli.
- “Bu100denTürkiye”nin Rolü: Toplumsal diyaloğu besleyecek platformlar, “yeni dönemin müzakere zemini” olabilir. Ancak bu, siyasi partilerin içe kapanık yapılarını kırmalarına bağlı.
Özetle:
AK Parti’nin “yeni dönem” iddiası, eski sorunları çözmeden bir “rebranding” (yeniden markalaşma) girişimi olarak kalma riski taşıyor. Gerçek bir dönüşüm için toplumsal uzlaşı, anayasal reform ve özgürlükçü bir siyaset şart.






















