1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. AK Parti ve CHP’nin Kentleşme Karnesi?

AK Parti ve CHP’nin Kentleşme Karnesi?

"Bu100denTürkiye" Müzakereleri"BURSA VE "EMİN" ELLER RÜYASI -1-İlçeden Büyükşehire "El ATMA" HikayesiDemokraside üç kimlik sorumluluk alır/almalıdır: Seçmen - Vatandaş-MüslümanSEÇMEN; Yerelde ve Genelde "İktidar iradesi"ni kullanır ve siyasal sorumluluk alacağı seçimi yapar

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Bu100denTürkiye” Müzakereleri”
BURSA VE “EMİN” ELLER RÜYASI -1-
İlçeden Büyükşehire “El ATMA” Hikayesi

Demokraside üç kimlik sorumluluk alır/almalıdır: Seçmen – Vatandaş-Müslüman
SEÇMEN; Yerelde ve Genelde “İktidar iradesi”ni kullanır ve siyasal sorumluluk alacağı seçimi yapar. Notere gider gibi Sandığa gider ve “Sözleşme”yi imzalar. İmza demek “Siyasal tarafgirlik beyanı” demektir.
VATANDAŞ; Toplum ve Devlet ölçeğinde/katmanlarında Ahlak, Hukuk, Girişimcilik, Dayanışma, Katılım/Katkı ödevleri olan “Parti üstü/Devlet altı” bir Yurttaşlık ödevidir. Sandıkta kime oy verirse versin; beklenen ve uygulanan hizmetlere ahlak, adalet, erdem, iyilik, bilinç, katkı değerleri ile yaklaşır ve hem sözünü hem tavrını esirgemez.
MÜSLÜMAN; Seçmen ve Vatandaşlık ödevlerini yaparken; “Niyet”ini İslam’a defans veren ve seçmen ve vatandaşlık sürecine de refakatçi olarak Müslümanlığını “denetçi” olarak görevlendirme halidir.

Öncelikle temel bir tespit yapalım. Parti ayırımı yapmadan teşhis koyalım: Türkiye’de “Seçmen” yani “Siyasal Tarafgirlik” hem Vatandaş hem de Müslüman referans ve refakatçiliğine izin vermeyecek kadar fanatikleşmiştir. “Partime/İktidarıma zarar gelmesin!” gerekçesi/psikolojisi hem Vatandaş tavrını hem Müslüman refakatçiliğini adeta esir almış/kafese kapatmış/elini, dilini zincirlemiştir. Bunun en klas örneklerinden biri Bursa diğeri de İzmir’dir. Zaten Kentleşme karneleri de benzerdir. İzmir CHP’nin; Bursa da AK Partinin uzun süre yönettiği kenttir. İki kentinde “Durum” tablosu herkes tarafından gözlemlenebilir ve yaşanınca karnesine tanık olunabilir.

“Seçmen” olmayı Vatandaşlık sorumluluğu ve Müslümanlık kimliğinin üstünde gören, yani Seçmen tercihini “Üst Kimlik/Rol” olarak benimsemiş ve tercih ettiği partinin her halini savunmayı kendine şiar edinmiş kişiler değil kitleler var. Çünkü Cumhuriyetin ilanından bu yana sosyolojimiz Vatandaşlık ve Müslümanlık odaklı/fokuslu değil “Partizanlık” ve “Parti içi Lobicilik(İç Tarafgirlik) üzere oturmuş, kemikleşmiştir. Şimdi kitle düzeyinde, milyonların pozisyon aldığı bir ortamda Bozbey ve AKtaş’ın elinde tuttuğu “Bursa” tablosunun “Elinde kalmak!” gerçekliğine dair bazı kritik kodları/notları paylaşmak ne kadar “algı ve olgu” açısından faydalı veya izah edici olacak; emin değilim. Fakat hem Mustafa Bozbey’in hem Alinur Aktaş’ın temsil ettikleri siyasi çizgi açısından tuttukları tabloya ilişkin deşifre edici ortak özelliklerini resmedelim.

1) İNEGÖL VE NİLÜFER HAFIZASI/KARŞILAŞTIRMASI AÇISINDAN;

NİLÜFER İLÇESİ; Bursa metropolünün “Batı Yüzü” yani Kentleşmenin hızla sürdüğü ve yeni yerleşim bölgesi. Kentleşmenin ulaşım, otopark, imarlaşma, orta tabaka üstü seçmen kitlesi olan ve “Kent sorunları” henüz başlamamış ve düşük yoğunlukta sorunların yaşandığı bölgedir. Nitekim Mustafa Bozbey bu nedenle “Kentleşme” ödevi çok az olan ( İmarlaşmadaki marifetini/İnşaat alanları kabiliyetini unutmadan) daha çok seçmenin başına “Halkla İlişkiler” ve “İmaj Makyözü” kanatlarını takarak konmuş bir “Gülümseyen Kuş” politikası uygulamış ve sonuç almıştır. Daha açık ifade edelim: Bozbey bir “Enformasyon/Ajans/Maket-Raket” politikasını başarı ile yürütmüş biridir. En klas yaptığı şey “Kent Grafikerliği” veya “Kentleşme Animasyonu”dur. Yukarıdan aşağıya kurgusal bir “İmaj simülasyonu” propagandası yaparak seçmenin başına konan “Enformasyon kuşu” olmuştur. Kentleşmenin kriterleri açısından Nilüfer’de bıraktığı tek bir “Kent mirası” yoktur. Ancak halkla ilişkilerin, ajans taktiklerinin, seçmenle sosyalleşmenin nasıl bir başarı öyküsü yazılabileceğinin en iyi örneklerindendir. Örneğin; Bozbey’in rol modeli olan: Yılmaz Büyükerşen hem enformasyon hem de kentleşmeyi bir arada başarmış CHP’nin elindeki neredeyse tek modeldir. Diğer il ve ilçeler Büyükerşen modelinin az-çok taklidinden ibarettir.

Dolayısıyla sayın Bozbey, Büyükşehir Belediye başkanı olarak “Gülümseyin Bursa’dasınız” reklamını yaparken ( Bu arada çok ilginçtir; hiç birinde Bursa yok; Gülümseten yerleri yok; sadece kendisi var sadece”)i tipik “Gülümseyen Kuş; Seçmenin başına konacak!” klasik propagandasına devam etmektedir.

Dolayısıyla sayın Bozbey için Bursa “Büyük Nilüfer”den ibarettir; 20 yılı aşkın Nilüfer’deki stratejilerinin birebir aynısını Bursa’ya da uygulayacaktır/uygulamaktadır. “İmaj yap; Oyları kap!…”. Bu arada bu mottoyu küçümsemeyelim; özellikle imarlaşma ajandasında; “Kap(ı)!” kampanyasına eşlik etmeyen çevre, seçmen, parti tarafgiri kalmayacaktır. Sayın Bozbey yine “Çoklu parti/Parti üstü ittifaklar” stratejisini uygulayacak ve sonuç alacaktır.

( Kişisel bir not: Bu arada evden çıkıp evimize dönene kadar, her köşede, her manzarada, her sokakta, her başımızı kaldırdığımızda “Başkanın fotoğrafını” ısrarla “sağnak başkan yağışı” şeklinde kullanmak ( Bu aslında başkanların “Kenti kendine hizmet ettirme” taktiğidir…) asıl niyetin kendi kariyeri olduğunu ve kente dair ödevlerini ikincil kıldığını betimlemektedir. Bu imaj baskısına asla “Abartılacak birşey yok; tipik ve rutin belediye hizmetlerinin başkanın fotoğrafıyla reklam edilmesidir. Moda enformasyondur!” diye bakılamaz….Bakılmamalıdır.)

Tabi bu kişisel notumuza karşılık: “Kenti kendine hizmet ettirmek” amaçlı kendi fotoğrafını 7/24 topluma dayatmak artık tüm partilerin huyu oldu!” denebilir. Ancak imaj/ajans performansı duayeni sayınBozbey olduğu için; sayın Bozbey’in eline kimse bu konuda su döküp aabdest aldıramaz.

Peki Bursa seçmeni neden “Gülümseyen Kuş”un başına konmasını istedi? Hatta bunu” hizmet piyangosunun sembolü” saydı? Nedeni çok açık: AK Partinin Bursa karnesi her dönem daha çok zayıfladı ve Bursa seçmeni yoruldu. Üstelik bu “metal yorgunluk”, “Aday tekelciliği”, “Mecbursunuz manifestosu” ve en önemlisi “Oyu Erdoğan’a veriyorsunuz, biz sadece vekiliz!” diye zımnen sayın Erdoğan’ı öne atma taktiği…tüm Türkiye’de yürürlüğe konuldu. 2017’den beri oy kaybını, şehirlerin kaybını hiç ama hiç üstüne almayan; varsa yoksa “Bana değil; Erdoğan’a sor!” diye “Politik sıvışma” yöntemine sığınan ve ardından da “Oy kaybı yok! Cepte para kaybı var!… Cep dolar; Oylar akar!” diye tuhaf bir stratejik zeka devreye sokulduğu için. Sonuçlar ortada.

Kuşkusuz seçmen nezdinde iletişim/enformasyon duyarlılığı/psikolojisi Bozbey’den hep etkilendi. AK Partinin sahadan kopuşu ve başka yönelimlere odaklanmış çevrelerin tekelleştirdiği “Biz daha iyi biliriz!” gettoculuğu; Bozbey’in işini kolaylaştırdı. Ve seçmen iradesi tercihini demokratik ve meşru olarak yaptı. Ne seçmen ne de sayın Bozbey bu zaferden ötürü kınanamaz!… Üstelik mecliste Cumhur ittifakı daha baskın kazanmışken.

Fakat yazımızın bağlamı Bozbey-Aktaş portrelerinin “Kişisel” karşılaştırması değil; Altını çizerek tekrarlayalım: Dikkatimizi iki başkanın kişisel biyografisine odaklamayalım; Daha sağlıklı ve faydalı olanı; Müzakereye değer olanı: NİLÜFER-İNEGÖL siyasetinin/ufkunun/çapının Bursa’ya taşınmasından kaynaklı Bursa gerçeğimizi ve bu iki model üzerinden; fakat iki başkanın yüzü üzerinden müzakere etmek.

Dolayısıyla bu yazıyı Bozbey-Aktaş karşılaştırması olarak okumak; hem yazının canını okumak olur, hem polemikle söylediklerimiz örtme gayreti olur. Yazımızın bağlamı çok net: Seçmen olarak değil; Vatandaş olarak Nilüfer-İnegöl kadrajının büyükşehire taşınınca neler yaşadığımıza dair mini bir epikriz orta koymaya çalışacağız.

İNEGÖL’e gelelim. Herşeyden önce İNEGÖL her fırsatta il olmak istemiş; bir Taşra hikayesidir. Buradaki Taşradan kasıt merkeze kıyasla “Çevre”den gelmek anlamındadır. Biz bunu iki türlü yorumlayabiliriz: Anadolu girişimciliği veya Kentleşememiş Kasaba zekası. Kasaba zekası/kuşu iki kanatlıdır: Esnaf Tüccarlığı ve iddialı (Merkeze yönelmiş) Taşra politikacılığı. O nedenle Nilüfer “Konfor/Hazıra konma” kültürü/dokusu alanı iken; İnegöl alanı ise “Yırtık/Girişimci/Teşkilatçı/Kurnaz” fakat bir o kadar da içe dönük “kamplaşıcı/dedikoducu/yetinici/dayatıcı” huyuna sahip bir alandır.

İşte İnögöl’ü Çevreden merkeze taşıma (İl yapma) hikayesinin öncüsü Milli Görüş hareketidir. Bu merkeze yönelme hikayesi çok eskidir: Erbakan-Şahin-Aktaş tablosu ile netleşen bir hikayedir.

Yani sayın Aktaş “çevreden merkeze iniş” hikayesi içinde siyasete doğmuş biridir. Dolayısıyla yeni kentleşen ve kent sorunları düşük olan Nilüfer’e kıyasla çok daha karmaşık, zorlu fakat daha çok “Kasaba” eşiğinde problemlerle boğuşarak merkeze/büyükşehire inmiş biridir. Aktaş konu proje, organizasyon, problem çözme, teşkilat, bürokrasi ise; Bozbeye kıyasla “Gelenekli”dir.

Peki Bursa neden Aktaş’a “Dinlen!” mesajı verdi. Aktaş’ın adaylığının devamı durumunda Bozbey’in geleceğine kesin gözüyle bakan kamuoyuna rağmen; Neden Aktaş aday yapıldı ve kaybetti?

Bunun cevabı çok net: İnegöl kaybetti!… Nilüfer kazandı!…
Nilüfer kazanırken aslında Bursa’nın kaybettiği… Sonradan fark edilecek. Ancak İnegölün kaybetmesi ardından Bursa’nın kazanacağına mesaj vermiyor. Neden?

Aktaş için sürekli “İnegöl Lobiciliği” eleştirisi yapıldı. Oysa Aktaş’ın İnegöl lobiciliği “İnegöllüler” için yapılan lobicilik değildi; İnegöl kentleşme anlayışını Bursa’ya taşıma ısrarı idi. Tıpkı şimdilerde Bozbey’in Nilüfer kentleşme modelini Bursa’ya boca etmekteki ısrarı gibi.

Onun için paylaştığımız tabloda; Doğu’da İnegöl ve Batı’da Nilüfer elinin tutması durumunda Bursa’nın “Elde kalmak” yani “Elinde kaldı (Parçası)!” yazgısından kurtulamayacağı çok net.

Bursa için ne İnegöl ne de Nilüfer bir “ayraç/rol model” olacak enerjide ve vizyonda değil(di). Tabi bu cümlemiz kentleşme tecrübesi ve ortaya çıkan ilçelerin karnesi bağlamında söylüyoruz. Bursa’nın Yeni bir modele ihtiyacı varken; AK Parti bunu üretmekte/aramakta gecikti; O nedenle sayın Aktaş son dönemin başkanı olduğu için her konuda ihalenin kendisine çıkmasına alışmak durumda; Reel politikanın doğasında bu var. Sayın Bzobey’in ise bu yeni modeli bulmak ilgili bir hazırlığı/iradesi ise zaten yok; Çünkü bu tespit bir niyet okuma değil; Nilüfer tecrübesinin açıkça telkin ettiği bir öngörü.

Sonuç olarak; Bursa’yı ne Nilüfer ne de İnegöl şablonu/modeli taşıyabilir. Zaten taşınamayacak kadar krize evriltilmiş bir durumda.

Şimdi CHP genel başkanı Özgür Özel “Aktaş döneminde özel kalem harcamaları” listesi üzerinden patırtı koparmaya çalışıyor; sayın Aktaş da “her şey usule uygun” diye tepki veriyor….

Oysa… Bursa’nın durumu ve geleceği “özel kalem” listesi üzerinden değil; Nilüfer-İnegöl modellerinin kıyaslanması ve müzakeresi üzerinden teşhis edilebilir ve tedavisi yapılabilir.

Bu arada son olarak; Aktaş’ın seçimi kaybetmesinin en önemli nedenlerinden birinin (şahsi gözlemimdir; yanılıyor olabilirim) son zamanlarda “Bozbey taktiği”ne başvurmasıdır; yani İmaj-Maket-Raket-Algı stratejisine kendisini yöneltmesi olmuştur. Çünkü rakibi Bozbey önceki seçim kaybından sonra “ritmik halkla ilişkiler”i hiç elden bırakmadı.

Unutmayalım: Raket-Bilboard siyasetçiyi kariyerine taşıyabilir; Ancak hayat reklam panolarına sığmaz ve hayat “görünme ısrarı”na karşı ya içine kapanır ya da cezalandırır.

“Algı olgu’dan önce gelir!…” diye bir kabul var. Dijital dünyada anlaşılır bir kabul. Fakat algıdan sonra olgunun neden gelmediği izah edilmezse; olgu nerede? diye peşine düşürmezse; kentler başkanlarının kariyerlerine hizmet eden “taşıyıcı/taşeron kamusal alan” olur!

Nilüferİnegöl karşılaştırması ekseninde yazılarımıza devam edeceğiz. Ayrıca “Bu100denTürkiye” başlığı altında şahsi kanalımda buna ilişkin yani Şehir-Kentleşme üzerine Analiz videolarımı da ilginize sunacağız. Zaten kanalımızı takip edenler Şehir-Kent analizlerimize dair önceki videolarımız biliyorlar.

Bu vesileyle bu yazıyı beslemesi açısından ilk videomuzun linkini buraya bırakayım.

AK Parti ve CHP’nin Kentleşme Karnesi?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.