Türk Siyasetinde “Teşkilat” Kültürü
– AK Parti Teşkilatında “Cheeck up” sonuçları-
– 23 Yaş kaç anlama gelir?-
AK Parti 23 yıldır iktidarda. Demek ki; Kuruluşunda bulunan her bir kişinin ömrünün son 23 yılı iktidara eşlik etmiş. 20 yaşında bir genç ise; şimdi 43 yaşında. 30 yaş ise; şimdi 53 yaşında…
Gelin bu “23 yıl”ın TEŞKİLAT analizi için önemini birlikte deşifre edelim.
1) TEŞKİLAT BİR “KARİYER” SÜRECİDİR.
Düşünün koca bir 23 yıl. İnsan ömründe; eğitimini tamamlar; askerliğini yapar; Meslek edinir, evlenir ve çoluk çocuğa karışır… Dönüp geriye baktığında statü-ekonomik güç-itibar gibi duygusal-sosyal tatmin karnesine bakar….
Parti teşkilatları da bir “ÖMRÜN DEFTERİ” tercihidir ve teşkilatlarda görev alanlar da 23 yıl boyunca; nişan-düğün-askerlik-iş sahibi, çocuk sahibi olmak… heyecanı gibi: Mahalle temsilcisi; Meclis üyeliği, Başkanlık; Milletvekili gibi… heyecanların peşinde olurlar. Fakat partilerin şöyle bir handikapı var: Tatmin edecek “görevler/statüler/imkanlar/koltuklar” kontenjanı teşkilat üyeleri-yapısı içinde en fazla %10 kapasitededir. Bu %10’a girmek için parti içi mücadele hikayesinin özü şudur: “Hırs dostluğu teper!… Başarı için ince ayar siyasetin doğası gereğidir!…”.
Geriye kalan %90 ise partiye emeğin karşılığını “Kariyer” olarak alamamaktır. Bu partiler için çok büyük bir “Talep tortusu/basıncı” demektir. Bu basınç şu yöntemle aşılmaya çalışılmaktadır: “Resmi işlerde aracılık” defansı olmak: Yani resmi kurumlarda işlerin hızlanması, öncelenmesi, İHALE-ATAMA-RANT süreçlerinde pay almak, “Bir telefonla çözülebilir!…” kampanyasını sürdürmek… Yani “İşlerini yürütmek” amaçlı partilerde aktifleşmek….
Şİmdi düşünün; %10 içinde olmak noktasında 23 yıldır mücadele içnde olan bir örgüt var karşınızda; ve işlerini yürütmek noktasında “Partiye yıllarımı verdim!…” diyen bir 23 yıllık sosyoloji!… Yönetilmesi ve kontrol edilmesi ne kadar zor bir sosyolojik akış-basınç; değil mi?
İşte CB Erdoğan’ın da bu zoru başarması: %10 kısmını “Vardiya usulü” yöntemiyle “aynı kadro-dönemsel görevler” taktiğiyle;; %90 sosyolojiyi de “Oy ver; işlerin yürüsün!…” koordinasyonu noktasındaki performansıyla işin altından kalkabilmiştir. Ancak bu o kadar yorucu bir süreç ki; kondisyon ister! CB Erdoğan bu kondisyonu şu sade yöntemle sağlıyor: “Tek Karar! Partide İstikrar!…”. Yani bu kondisyonu asla ekibiyle paylaşmıyor; ekibinin kariyerini sistematiğe bağlıyor. O nedenle “Kariyer diploması” tek imzalıdır: CB Erdoğan.
CB Erdoğan “Metal yorgunluk-Parti Ticarethane değil!…” derken; 23 yıldır yönetmek zorunda olduğu bu kariyerci ev aracı kitleye “Aile içi tavsiye”de bulunuyor. Değilse; Erdoğan şu tecrübeye sahip: “Kariyeri yarım kalmış her teşkilat üyesi; Potansiyel taşıyıcıdır!…”.
*** 2) TEŞKİLAT BİR “SEÇMEN” SÜRECİDİR.
Seçmen de AK Parti iktidarı açısından 23 yaşında!… Seçmen ise iki talebinde sorun-aksaklık olmadıkça; Oyunu partide sabitler. İktidar-Muhalefet fark etmez. Birincisi; Partinin “aracılık hizmetleri” vermesidir. Resmi kurumlarda işin hızlanması; İmar-Ruhsat-Rant süreçlerinde kolaylaştırma… gibi. İkincisi de hayat standardı. Yani ekonomik iyileşme. Yalnız bu iyileşmede “Çocuklarına iş verme” dahildir… Biz buna POPÜLİZM diyebiliriz. Zaten partilerin de seçmenin de siyasetten anladığı budur. Bu zihniyeti AK Parti bile dönüştürememiştir; Ancak AK Parti popülizmi KURUMSALLAŞTIRMIŞ bir örgütlenme modeli geliştirmiştir.
Yalnız partilerin bu alanda şöyle bir handikapı var: İktidar nimetlerinden yararlana bilen seçmen sayısı en iyi dönemlerde %25’i aşmaz. Geride kalan %75 ise sürekli bir “Gergin şikayetçi” konumdadır. Mobilize olmaya teşnedir. İktidar bu kitleyi “Ev kampanyası”, “Ucuz kredi”, “Maaşlara zam,” Kadroya geçirme” gibi popülizm damarlarından verdiği “ekonomi oksijeni” ile elde tutar. Bu sürekli ekonomiye yük getirse de; Toplumun şantajı sonuç almaktadır. CB Erdoğan’ın “Yapmak; Vatana ihanettir! Siyasi hayatıma mal olsa bile yapmam!…” dediği; ancak kritik seçimlerde toplumun şantajlarını yumuşatmak adına “Yapmam!” dediği halde yaptığı çok şey vardır: Memurların sayısını azaltma; Faiz düşürme, EYT, Kadro verme… en şöhretli popülizm karnesinden örneklerdir…
Düşünün; Tamı tamına seçmen 23 yıldır Erdoğan’a popülizmin dibini gösteriyor! Ne kadar zordur; bu süreci yönetmek!… Yalnız Erdoğan bunu da rutine bağlamıştır: “Muhalefeti içeride bölmek” ve kendi seçmenine “Bunlar gelirse; Kayıplarını bir düşün!…” telkinidir. İkisi de saat gibi çalışmaktadır; Hem de cepte “köstekli” saat gibi!…
3) TEŞKİLAT “ÇOCUKLARA İŞ-AŞ” DEMEKTİR.
Partilerin en çok tutuna bilme/tarih sahnesinde kalabilme sermayesi budur. Yıllarını teşkilata vermiş ve %10 içinde kalmış örgütün kendi ailesini-akrabasını-eşini-dostunu önceleme becerisidir. Türk siyaset gerçekten bir “SOYADI” siyasetidir. Erdoğan soyadının marifet atlasına 23 yıldır herkes tanık. Bu “SOYADI SİYASETİ” ilk sarsıntıyı FETÖ operasyonunda gördü. Çünkü teşkilatın her soyadından birine FETÖ kapak atmış; kendine bulaştırmıştı.
CB Erdoğan’ın hayatının en büyük sınavı kendi Soyadını koruma süreci oldu ve “Son gülen” kendisi oldu! Fakat kendi soyadını yücelten ekibinin üçte ikisi ondan koptu ve muhalif partiler, STK’lar kurdular! Fakat kurudular! Çünkü hepsini sulayan Erdoğan’dı…
İşte 2017’den beri Erdoğan’ın kontrolünden çıkan “23 yıl” bu bağlamdaki sosyolojidir. Çünkü “Çocuklarına iş ve aş vermek” noktasında; Toplumun gözü önünde bir sosyal tabaka oluştu; bir elit-seçkinci örgüt üst yapısı kemikleşerek görünür oldu. Bu alanda çocuklarına artık iş-aş bulmakta zorlanan seçmenin en az %50’si artık popülizmi bıraktı! İktidara “demokratik şantaj” yapıyor. 31 Mart yerel yönetim “Şantaj değil bu! Muhalefete Montaj!” duruşunu da sert vermesi bundan.
Fakat CB Erdoğan bunun da formülünü bulduğunu; genişletilmiş İl başkanları toplantısında verdi: “Herkes rahat olsun! İmamoğlu-CHP gerçekten yolsuzluk yaptı! Dosyala hergün dolup taşacak!… CHP rakibimiz olmaktan düştü!… Yalnız halka gidin!…”.
İşte “Halka gidin!…” dediği; 2017’den beri CB Erdoğan’ın kontrol edemediği bu üçüncü “23 yıl” sosyolojisi. Çünkü 2017’den beri İKNA edilemiyor!
Değilse; Erdoğan ile birlikte 23 yıldır Milletvekili-Bakan-Danışman-İl Başkanı makamlarını vardiya usulü dolduran bir üst yağı var. Bazıları “Erdoğan’ın etrafını kuşattılar; Kale var! aşılamıyor!” diyorlar; Oysa yanılıyorlar; Erdoğan açık alanda mücadele eden biri ve hepsini Kale’de bırakarak sefere çıkan biri!… Neden? Çünkü seçmen kitlesinin ezici bir çoğunluğu kale kapısında yığılı!…
Fakat biz son sözümüzü söyleyelim; Hangi 23 yıl olursa olsun; İnsan ölümlüdür ve yılların sosyolojisi yerini yeni sosyolojilere bırakır…
Türkiye’de “Yeni sosyoloji” var ve kendi 23 yılını inşa etmeye başladı! 2023 yılında başladı! Biz buna “2023 Kuşağı” diyoruz. Bakmayın siz daha iki yaşına yeni girdi! Fakat CB Erdoğan’ın Türkiye’yi getirdiği noktadan alarak yürüyor!…
Unutmayın; sosyoloji görünür olduğunda; biz ona siyasallaşma diyoruz!… Fakat 2023 Kuşağı henüz “Etkin ve Sivil” bir sosyoloji… Erdoğan hayatta iken siyasallaşmaz!…






















