AK Partideki büyük değişimin Yüz’leri.
- Yazı uzun; gerçekler çok kısa-
AK Partinin 8. Olağan kongresinin birgün belgeseli yapılırsa veya AK Partinin siyasal çizgisindeki sicili/hikayesi yazılırsa; en kritik ayraç/ölçüm 15 Temmuz gecesinde şehid olan Erol Olçak portresi ile 8. Olağan kongrede Medya-Tanıtımdan sorumlu Genel başkan yardımcısı olan Muhammed Faruk Acar’ın portresi arasındaki “Nereden nereye” kadrajı konu edilecektir. İki portrenin hikayesi AK Partinin de 2016 önce AK Parti ile 2016 sonrası AK Parti arasındaki değişimi de özetlemektedir.
Acar’ın uzun süre AK Parti ile çalışmasına ara verip İYİ parti lideri Akşener’e yönelik “İnandığım Lider” diyerek Akşener ile çalışmaya başlaması, Acar’ın Erdoğan’a karşı yürüttüğü kampanya sebebiyle “Erdoğan’ı iktidardan düşürmek amaçlı kampanya” ile ortaya çıkan “Acar’ın Profesyonelliği” ile Erol Olçak’ın şehid oluncaya kadar ki Erdoğan’ın liderliğine inanması arasındaki 7 fark uzun süre tartışma konusu yapılacaktır.
Fakat biz bu yazıda Erol Olçak ile Muhammed Faruk Acar arasındaki 7(yedi) farkı konu etmeyeceğiz. Sonuçta Acar bir Profesyonel Reklamcı. Uzun yıllar sayın Erdoğan ile çalışması daha sonra da “Akşener’in liderliğine inanıyorum!” demesi ve bir süre Erdoğan’a karşı kampanya yürütmesi; hatta AK Partiyi eleştirerek kendisinin ayrıldığını söylemesi, bu yazının konusu değil. Acar bir bakıma “yuvası”na dönmüş oldu.
Sonuçta Ahmed Davutoğlu da Ali Babacan da ayrıldılar. Kendi mesleki alanında Acar’ın da ayrılması profesyonelliğin gereği. Bizi asıl ilgilendiren şudur: CB Erdoğan 8. Olağan kongrede iki tercih yaptı: Profesyoneller ve Milliyetçiler.
Profesyoneller ve Milliyetçiler… Neden? CB Erdoğan AK Parti içinde hiç bir değişim yapmayarak; sadece ek kontenjan olarak neden Profesyonelleri ve Milliyetçileri partinin en üst organında görevlendirdi. Gelin birlikte bu tercihin / organizasyonun / operasyonun kodlarını deşifre edelim.
1) AK Parti “Devlet”leşti. Bu kesin. Tıpkı CHP’nin devletleşmesi gibi zamanla bir “Devletçi Elit” oluş(turul)du. Üst yönetim CHP üst yönetimi gibi “Kadro Statükosu”na evrildi. Erdoğan ekibini hep korudu ve “Vardiya usulü yer değiştirme” metodunda karar kıldı. Doğal olarak toplumsal olanı okumaktan kopan; Halk merkezli teşkilat ve enformasyon dili kaybolmuş bir “Erdoğancı kurmaylar” takımı oluştu ve bu da kemikleşti; Doğal olarak, Erdoğan’ın etrafını her konuda TekEl’leştirdi. Dolayısıyla CB Erdoğan’ın “Mesaj alınmıştır! Gereği yapılacaktır!…” söyleminin aslında “Zaman dolabı”nda refleksleri dondurmayı tercih ettiği görüldü. Değişim ve Mesaj almayı “geleceğe dönük yenilik” veya “Ruhu olan ve AK Partinin kuruluş çizgisine dönüş!” diye tercüme edip, umutlananlar ( Genelde Milli Görüş kökenliler ve İslamcılar) sürekli hayal kırıklığı yaşadı. CB Erdoğan’un “Devlet”leşme projesini göremediler. Nitekim Erdoğan partisini, tüm aksi söylemlerine rağmen, artık halkın gönül tahtına değil devlet aklının tahtına/belki de kapısına oturttu. Bundan pişman da değil. Halka yönelik bütün “Prontor Vaazları” aslında muhalefetin halkı ikna edemeyiş zaafı üzerine kurulu. Dolayısıyla 8. Olağan kongre bir kez daha gösterdi ki AK Parti ve özelde CB Erdoğan 15 Temmuz sonrası “Devlet’leşme” projesine ikna oldu veya olduruldu.
2) Cumhur İttifakı “Devlet”leşti ve İktidar “Bahçeli” Oldu!
Çok açıktır ki; Cumhur İttifakı bir devlet “Beka” projesidir. Bu projenin gönüllü emaktarı ve Suflörü bizzat sayın Devlet Bahçeli’dir. Sayın Bahçeli samimi olarak devletin projesinin direktörlüğünü sayın Erdoğan’ın yapmasından memnundur. Kendi kongresinde Erdoğan’a hitaben “Nereye gidiyorsun! Türk yüzyılının mimarı sen olacaksın; İkinci yüzyılın Atatürk’ü sen olacaksın!…” demesi bundan. Bu şu demek, CB Erdoğan olası bir vefat durumunda ( Sayın Bahçeli’nin vefatı durumunda); CHP dışında kalan tüm milliyetçi, ulusalcı, muhafazakar seçmeni kendi Cumhurbaşkanlığını destekleyecek şekilde organize etmek istemektedir. 8. Olağan kongrede “Milliyetçi” isimleri üst düzey göreve getirme sebebi de “Devlet Bahçeli sonrası” tedbirden ibarettir. Ancak gelen ekibin ise ana planı “Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığına hazırlanması” noktasında kar küreci görevi görmektir. CB Erdoğan bu riski bilerek almış görülüyor. Sonuç da Mansur Yavaş seçeneğini organize eden irade ile Cumhur İttifakını organize eden irade aynıdır.
3) CB Erdoğan hem MKYK hem de MYK’da neredeyse hiç değişim yapmadı. Sadece yer değiştirmeler oldu. Fakat Erdoğan kendi aleyhinde çok ciddi kampanya yürütmüş isimleri ( Hadi sayın Acar’ı yuvaya küsmüş, Profesyonellik gereği Akşener’in liderliğine inanmış, ardından yuvaya dönmüş/döndürülmüş olsun..) bünyeye alması ve üstelik üst düzey görev vermesi gerçekten Anadolu’da çok büyük şaşkınlık oluşturacaktır/Oluşturmuştur. Fakat CB Erdoğan çok açık mesaj vermiştir: Sonuç almak için herseye yaparım! Ve yaptıklarımı izah etmek zorunda değilim!…
4) Hep söylerim. CB Erdoğan rakipsiz. AK Parti dönemi Türkiye’de başlı başına bir başarı hikayesi. Ve Erdoğan’ı devirecek kolektif zeka henüz ortalıkta yok. Fakat her fırsatta söylemekten çekinmem: CB Erdoğan’ın iki büyük zayıf noktası oluştu: Enformasyon ve Halkçılık. Bu saatten sonra “Halkçılık” kısmını istese bile CB Erdoğan çözemez. Çünkü dünyadaki gelişmeler sebebiyle artık onun odaklandığı tek şey var: Devletçilik!
Bu gerçekle yüzleşmek istemeyen çok. Ama durum bu.
Enformasyon konusuna gelince. Rahmeli Erol Olçak’ın enformasyon zekası ve tüm videoları, kampanyaları “Halkçılık Devletçiliğe hizmet etsin!” stratejisi üzere idi. Enformatik zekası da iyiydi. Acar ise tam bir Profesyonel. Fakat artık CB Erdoğan da AK Parti üst yönetimi de Profesyonelleri tercih ediyor. O nedenle sayın Acar’ın İyi Parti-Akşener süreci “İletişim kazası” sayılıp unutulacaktır.
Yalnız bir cümlesi var sayın Acar’ın ve bu çok önemli. Devir teslim töreninde; sayın Hamza Dağ’dan görevi alırken şunu cesaretle söylüyor: ” Sayın Dağ’ı kastederek; Mesleği olmadığı halde gayretine ve başarısına şahidim!…” diyor. Yani Profesyonelce şunu söylüyor: Tanıtım Medya’nın başına bu işin erbabı, profesyoneli geldi!…
Sayın Acar’la hiç tanışmam; ben de Bursa kökenli olsam da. Ancak bildiğim bir şey var ve kayıtlara geçsin isterim: Sayın Acar’ın profesyonel tarafı çalışırsa; iyi bir reklam-tanıtım kampanyası görürüz!
Fakat; odak noktası: 22 yıllık kazanımları yaşatmak ve bunları “Halkçılık” eksenine oturtmaksa ve Erdoğan sonrası bu kazanımların kurumsallaşmasının sosyolojisini ikna etmekse… O zaman; Acar’ın bir gerçekle yüzleşmesi lazım. İYİ partiden tekrar AK Parti’ye geldi ama AK Partinin Halkçılık zemini çoktan sosyolojik olarak geldiği alana kaydı.
Dolayısıyla sayın Acar “Profesyonel Reklamcılık” mı yapacak ( Perde arkasında hatırı sayılır ticaret anlamında söylüyorum; hani CB Erdoğan demişti ya “Partiyi ticarethaneye dönüştürenler var!” diye..) yoksa, rahmetli Erol Olçak gibi Enformasyon atlası inşa edip; 22 yıllık kazanımları Türkiye Yüzyılına taşıyacak bir iletişim stratejisi mi uygulayacak?
Göreceğiz. “Bu100denTürkiye” Müzakereleri videolarımızda yukarıdaki konuları da eksen alan analizlerimizi sürdüreceğiz. Tekrar ilginize son videomuzu arz ediyorum. Çünkü 8. Olağan kongre bizi teşvik ediyor.






















