1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. ABD Taşeronu Olmanın Dayanılmaz Hafifliği?

ABD Taşeronu Olmanın Dayanılmaz Hafifliği?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ne kadar “Salih” Ne Kadar “Müslim”.

Türkiye’nin Güney Raporu/Milli Cumhuriyet” kitabımızda ne öngördüysek; arkasında duruyoruz; Çünkü gelişmeler ön görüyü “Görünür” kılıyor. İşte kitabımızdaki temel öngörüler;

1) Osmanlı etki alanından kopan coğrafyada “Bomba Düzeneği” Duruyor!

Aynı dili konuşanlar için “Butik Devlet”;
Farklı ama dengeli/benzer güçte olanlar için “Federatif Devlet”;
Farklı diller içinden birinin güçlü-öncü olduğunda “Ulus Devlet”…
Şeklinde… ABD-İngiltere-İsrail uzmanlarınca yerleştirilmiş “Bomba Düzeneği” duruyor!… Düzeneğin fünyesi de belli. Ademi Merkeziyetçi Yönetim.

Ne diyor Salih Müslim: “Türkiye El-Şara’nın kafasını karıştırıyor; Fakat El-Şara yavaş yavaş gerçeği görüyor; Adem-i Merkeziyetçiliği kabul etmezse; Bağımsızlık ilan ederiz!…”.

Türkiye bu ağzın tam ortasına vuracak şekilde; Yumruğunu sıkmış bekliyor… Fakat asıl kritik soru şu: Ağız dağılacak da!… Yere dökülen dişler ne olacak!… Çünkü bazıları “Terörsüz Türkiye Çarkının Dişleri” durumda!… Onun için daha stratejik yere çalışmak lazım: Belki böbrek… Belki Göğüs!… Yani şantajcı terörün kalbine indirmek lazım darbeyi!…

Salih Müslim zaten Türkiye’nin ağzına baktığı biri değil; onun ağzının ortasına vurmak da gereksiz aparkat olur. Asıl durulması gereken kavramsal çerçeve: Ademi Merkeziyetçilik!…

Ademi Merkeziyetçilik ne demek? Tarih bilenlere tanıdık gelir: ” Yönetim Maymuncuğu” demek! Yani Butik, Federatif ve Ulus Devlet kapılarını açan “Maymuncuk” işlevi gören bir model. Çoğunlukla “Yerinden Yönetim” makyajlı olsa da… Osmanlının dağıtılma ve bir daha toparlatılmama stratejisinde ne kadar iş gördüğünü biliyoruz. Çünkü bu model “Çoğulcu demokrasi” ve “Çeşitlenmiş otorite” gibi akademik salvolara sığdırılmayacak kadar operasyonel bir model…

PKK’nın Türkiye’de kırk yıldır dillendirdiği modeldi.

Fakat “Ademi Merkeziyetçilik” modelini gündeme getirmek bir hamle aynı zamanda: “Terörsüz Türkiye Slogan mı?” tartışmasına kapı aralamak!…İsteniyor.

Gerçekten de; “Terörsüz Türkiye”nin slogandan öte bir yol haritası taşıması gerektiği ortada; Peki bu yol haritasında “Ademi Merkeziyetçilik”e yer var mı? Ne de olsa; Ademi Merkeziyetçilik Siyasi haritayı/Toprak Bütünlüğünü açıktan bozan bir model değil!… Sosyolojiyi ayrıştıran-çözdüren ara bir durak!… Yani “Zihinsel bölünmeyi” etkinleştiren bir model. Nitekim; Mesela.. Balkanlar tam da bu modelin etkinleştirildiği bir coğrafya!…

“Terörsüz Türkiye”‘nin “Hepimiz Kardeşiz!…” türküsünden fazla bir şey olduğunu biliyoruz. O zaman muhatapların da kendilerine göre bir “Terörsüz Türkiye” yol haritası var; demektir. Yani Salih Müslim “Biz de üzerinde çalışıyoruz!…” diyor.


2) “Türkiye ile doğrudan görüşmek” başka “Türkiye ile doğruları Görüşmek” bam başka!

Müslim “Doğrudan görüşüyoruz!…” derken iletişim içindeyizi kastetmiyor; “Masadayız!…” diyor. Kendince “Makul” bir kadraj da veriyor: “PKK lideri ile masadasınız! Bizimle de olun!…”.

( Bu arada; PKK’nın Türkiye’den kovalandığı dönemde; Müslim’in demecini hatırlayalım: “Türkiye ile doğrudan görüşüyoruz! PKK’nın Kuzey Suriye’ye gelmesini istemiyoruz!… Türkiye bizi PKK’ya itmemeli!…”. )

Müslim ” Suriye bir bütün olarak kalacak; bu Adem-i Merkeziyetçiliğe engel değil!…” diyor. El-Şara’nın buna ikna olduğunu ancak Türkiye’den baskı yediğini söylüyor!… Ne demek istiyor? Türkiye ile El-Şara arasına “Fitne sokmak” hamlesine girişiyor!…

Fakat El-Şara bu “Fitne”den haberdar olsa da; “Devlet modellerinde Ademi Merkeziyetçilik” konusunda “Acemi” biri!.. Zaten acemiliğini Türkiye desteğiyle atlattığı için; kafası karışmıyor; ancak saha çok karışık!…

El-Şara şunun farkında: Suikaste kurban gitmesi an meselesi!…
O nedenle El-Şara tüm tarafların arasında bu aralar elçi!
Hadi, Keskin bir cümle kurayım: El-Şara henüz “Devlet Adamı” değil!… “Devletler arasında Adam” durumunda.

Ancak Müslim de şunun farkında: İstediği kadar ABD onlara destek versin; Türk Ordusunu arkasına almış bir El-Şara; YPG’nin üstünden geçer!…

Türkiye için YPG artık askeri bir risk değil; Türkiye için en büyük risk YPG’nin “Terörsüz Türkiye” sürecini baltamala/sabote etme potansiyeli taşıması… Ve Kuşkusuz ABD-İsrail’in, Türkiye’nin haklı operasyonlarını “Kürtlere yönelik suçlar!” diye dünyaya akredite etme sinsiliği!…

“Türkiye’nin Güney Raporu/Milli Cumhuriyet” kitabımızda bin kez tekrarladık: Araplar ve Kürtler sosyolojik olarak entegre edilmedikleri sürece; Adem-i Merkeziyetçilik dahil her türlü siyasi ayrışma teklifi hep var olacaktır!…


Sonuç?

“Terörsüz Türkiye” sürecini/Trenini Güvenlik-İstihbarat rayına oturtarak mesafe aldırmak mümkün değil!…

Sürdürülebilir çözüm: Zihniyet ve sosyolojik dokuyu yöneterek, bütünleştirerek ve tarihse bağlamı steril hale getirerek mümkün!… Bu ise; “Komisyon” işi değil “Politik Kondisyon” işi!…

O nedenle; Erdoğan-Bahçeli’nin tecrübi kondisyonu bu süreci başlatmaya yeter! Ancak sürdürülebilir / kalıcı çözüme kavuşturmaya ömürleri yetmeye bilir!…

Toplumu “İzleyici” pozisyonda tutan bir yol haritası olursa; sonuç şu olacaktır: “Sosyolojisine hakim olmadığın şeyi sen yönetiyor değilsindir!…”.

Değilse; YPG adına konuşan zat “Terörsüz Türkiye” konusunda ne “Salih” tir ne de “Müslim”…

ABD Taşeronu Olmanın Dayanılmaz Hafifliği?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.