1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Türk Siyasetinde Kriminal Partiler: Çoklu FETÖ Riski ve Sosyolojik İddianame!

Türk Siyasetinde Kriminal Partiler: Çoklu FETÖ Riski ve Sosyolojik İddianame!

Türk siyasetinde kriminal partiler, devletin operasyonel ajandalarına hizmet ederken milletin dertlerinden uzaklaşmaktadır. Kayseri gibi şehirler, kriminal gündemlerin pilot alanları olarak öne çıkar. CHP, MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi ve AK Parti örnekleri, bu dönüşümün farklı boyutlarını yansıtır. Devlet-halk ilişkisinin geleceği, bu kriminalleşme eğiliminin nasıl yönetileceğine bağlıdır.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklamı kaldır

Türk siyasetinde partilerin konumlandığı parkurları doğru tespit etmek, onların örgütlenme şemalarını, gündemlerini ve politik dillerini anlamak için temel bir gerekliliktir. Bu bağlamda, partiler üç ana kategoride ele alınabilir:

  1. Devlet İçi Operasyonel Partiler (Kriminal Partiler)

  2. Halk İçi Demokratik Partiler

  3. Konjonktür Partileri (Geçiş/Kayyum/Payanda Partileri)

Bu makalede, özellikle “Kriminal Partiler” kavramı üzerinde durulacak ve Türk siyasetindeki rolleri, örneklerle analiz edilecektir. Ayrıca Kayseri’nin kriminal olaylardaki pilot şehir rolü, Çoklu FETÖ dönemi ve sosyolojik iddianame hazırlığı gibi unsurlar ele alınacaktır.

Kriminal Partiler Nedir?

Kriminal Partiler, devlet içi operasyonlar için kullanılan siyasi yapılar olarak tanımlanır. Bu partiler, yasa dışı örgütler, güvenlik-istihbarat birimleri, adli gündeme hazırlık yapan profesyoneller ve devletçi delegelerden oluşan bir “Operasyoncular İttifakı” ile karakterize edilir. Amaçları, devletin belirli ajandalarını desteklemek veya operasyonlarını yürütmektir. Bu tür partiler, milletin derdine odaklanmaktan ziyade “devlet muhatabı” olmayı hedefler.

CHP: Devlet Partisinden Kriminalleşme Eşiğine

CHP, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bir “Devlet Partisi” olarak toplum mühendisliği ve milleti terbiye etme misyonuyla hareket etmiştir. Ancak zamanla, üç ana güç tarafından “Devlet içi operasyonel parti” eşiğine itilmiştir:

  • NATO’cu Kemalistler: CHP’yi kendi ajandaları için kullanmışlardır.

  • Darbeci Ulusalcılar: Tek tipçi bir ulusalcılığı savunmuşlardır.

  • Jakoben Kapitalistler: Milli kaynakların elitleşmesini programlamışlardır.

Bu dönüşüm, CHP içinde bir “pandemi” olarak nitelendirilebilir ve partinin Cumhurbaşkanı adayı belirleme ile iktidara yürüme süreçlerinde yaşadığı zorlukların temel nedenidir.

MHP: Devlet Partisi Kimliğini Koruma Çabası

MHP, Türkeş-Bahçeli liderliğinde “Devlet Partisi” kimliğini sürdürmüş ve halk-devlet ilişkisinde aracı olmayı hedeflemiştir. Bahçeli’nin Cumhur İttifakı ile oluşturduğu CHP karşıtı milli cephe, bu çizgiyi güçlendirmiştir. Ulusalcılar ise hem CHP hem de MHP içinde tek tipçi bir programla varlık göstermiştir.

Ümit Özdağ ve Zafer Partisi: Kriminal Parti Örneği

Ümit Özdağ’ın MHP kökenli siyasi geçmişi, Zafer Partisi’ni “Devlet içi operasyon” pozisyonuna taşımıştır. Özdağ’ın Suriye odaklı gündem oluşturma çabaları ve Kayseri’deki olaylarla ilişkilendirilen operasyonel rolü, partiyi kriminal bir çizgiye sokmuştur. Özdağ’ın tutuklanması ve Kayseri olayları, bu rolün bir yansıması olarak görülmektedir.

Kayseri: Kriminal Olaylarda Pilot Şehir

Kayseri, demografik ve tarihi dokusuyla kriminal gündemlerde öne çıkar. Suriyelilere yönelik olayların Zafer Partisi ile ilişkilendirilmesi ve Özdağ’ın sosyal medya paylaşımları, savcılığın operasyonel bir bileşke iddiasına dayanak oluşturmuştur. Ayrıca, geçmişte Demokrat Parti yöneticilerinin Kayseri’de tutulması, şehrin bu tür rollerdeki tarihsel yerini göstermektedir.

İYİ Parti: Konjonktürden Kriminalleşmeye

İYİ Parti, başlangıçta bir konjonktür partisi olarak kurulmuş, ancak halkın içinden bir misyona yönelmiştir. Meral Akşener’in liderliğinde parti, hızla “Kriminal Parti” irtifasına çıkarılmıştır. Akşener’in “Devletimin bana verdiği her görevi yaptım” ifadesi, bu dönüşümü doğrular niteliktedir.

AK Parti: Kriminalleşme Riskini Aşmak

AK Parti, FETÖ’nün etkisiyle bir dönem kriminalleşme riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak Erdoğan liderliğinde bu riski aşarak “Devlet Partisi” konumunda kalmayı başarmıştır. Bahçeli’nin “İkinci Yüzyılın Atatürk’ü olacaksın” çağrısı, AK Parti’nin bu misyonunu pekiştirir.

Çoklu FETÖ Dönemi ve Sosyolojik İddianame

Partilerin kriminalleşmesi, “Çoklu FETÖ” riskini beraberinde getirir. FETÖ’nün geçmişte AK Parti’yi kriminalize etme girişimi, bu tür operasyonların varlığını göstermiştir. Devlet, bu süreçte sosyolojik bir iddianame hazırlığı içindedir. Partilerin kriminalleşmesi, devletin normal bir işleyişi değil, aktörlerin “devlet muhatabı” olma arzusunun bir sonucudur.

Türk Siyasetinde Kriminal Partiler: Çoklu FETÖ Riski ve Sosyolojik İddianame!
0
Reklamı kaldır

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Reklamı kaldır