Türkiye ekonomisindeki yüksek kur, ihracat, vergi gelirleri ve seçim öncesi olası ekonomik adımlar İnci Salar’ın analizinde farklı bir bakış açısıyla değerlendiriliyor.
EKONOMİK ANALİZ!
Türkiye NATO zirvesinde gösterdiği üstün aksiyon alma ve beceri başarısının ardından bundan gururlanan hepimiz düşündük ki böylesi bir kabiliyet leveli atlıyan Devlet kurumu artık ekonomik sorunları da çözer.
Şimdi geniş bir analiz yapalım;
Malum Devlet hazinesinde bütçeler pay edilip bu yıl da hallettik şükür dediğimiz günlerin 2 ay sonrası büyük deprem faciası atlattık.
Kalan az bütçeyle yaralar sarıldı, geldiğimiz noktada soluksuz 550 bin yeni konut inşaa edildi ve hâlâ da ediliyor.
Bakın neden hâlâ Hükümet ekonomi problemlerini çözmüyor diyen oluyor ama bu planlama aslında bir yıl önce başladı!
Devletin tüm denetim mekanizmaları adli yollardan BDDK ve MASAK kollarıyla da bir ekonomiyi doğrultma operasyonu başlattı.
1 yılda vergi kaçakları kapanıyor.
Yolsuzluk, kara para, bahis, uyuşturucu ağlarına operasyon çekiliyor.
Sadece CHP belediyelerinin Devletten çaldığı para bile akla zarar boyutta.
Çökülen kayıt dışı paralar ve taşınmazlar teker teker Devlete dönüyor, el konuluyor.
İşte bu açıklardan dolayı para cebimize ulaşamıyor.
Doğru bundan millete ne?
Anlatmak istediğim de bu, çözüyorlar!
Buraya kadar hepimiz anladık, hak verdik diyelim ama hâlâ asıl can yakan ve cebimizi ışık hızıyla eriten temel sorun market terörüne neden hâlâ sıra gelmiyor?
Ekonomist değilim bu konuda benim de fikirlerim var ancak elbette yanlış da olabilir.
Sadece sokaktaki İnci Teyze kontenjanından kendimce yorumlayacağım.
Döviz çok yüksek, dolar Euro 50 TL’ler bandında. Hükümet istese düşürebilir ama bence bilerek müdahale etmiyorlar zira yüksek kurlar ihracatı pompalıyor.
Şimdi bir üretici yüksek kurdan, iç piyasaya 1 TL’ye satacağı ürünü dış pazara 50 TL’ye satınca ve iç pazara kıyasla 50 kat kâr edince ihracata yoğunlaşıyor ve iç piyasa da böylece ürün dolaşım düşüklüğünden mal enflasyonuna maruz kalıyor, azalan mal ederde değer kazanıyor, market fiyatları coşuyor.
Aslında hiç birimizin bundan haberi yok ama Devlet uzun bir süredir bize bu düzeni sürdürerek gizliden, zımni bir ekonomik kemer sıkma politikası uyguluyor.
Bu sabır sürecinde Devlet yüksek döviz kurlarını sabit tutarak hem ihracatı teşvik ediyor hem de istihdamı ve tabiki sonuçta sanayileşmeyi.
Çünkü Devletleri kalkındıran bu parametrelerdir.
Elbette ki bu politikada en büyük katkı da Devlet hazinesine hatırı sayılır vergi girişi oluyor.
Üreticinin 1 TL’ye sattığı ürünün vergisiyle 50 TL’ye sattığı ürünün vergisi de hazineye 50 kat fazla vergi olarak yazıyor.
Bu hep mi böyle gidecek dersek elbette hayır.
Bir kaç yıla seçim var, bu gözardı edlmeyecek ve bu zımni Kemer sıkma politikası bitecek.
Ancak bittiğinde ve artık yeni bir planlama fazına geçildiğinde bu süre içinde Devlet çokça zenginleşmiş ve büyümenin en büyük parametresi Sanayi ve istihdam zeminini de oturtmuş olacak.
Bakın bu CAASTA yaptırımlarının kaldırılması zamanlama bakımından çok iyi oldu. Bu sayede Devlet kredilerinin ve yabancı fonlarının ülke girişine kapı açılacak.
Vergi kaçakları kapanacak, Kara Paranın ağı kesilecek yeni ve kapsamlı denetim planlaması devreye girecek,
Devlet hazinesinden halkın cebine giden tıkanmış tüm yollar açılacak.
Tamam toparlandık, ayağa kalktık, kasayı doldurduk şimdi sıra bunu milletin cebinde hissettirmeye diyecekler.
Çünkü mecburlar.
Seçim var!
İnci Salar






















