Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi sonrasında Türkiye’nin uluslararası alandaki konumu, organizasyon başarısı ve savunma sanayii, NATO, Avrupa ve ABD eksenindeki gelişmelere ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler.
NATO İZLENİMLERİM!
Ankara’da yapılan NATO Zirvesi ardından akılda kalan tek şey Türkiye oldu!
Öyle başarılı bir organizasyon çıkardık ki gelen, kendini dev aynasında gören 40 devlet adamı şaşkınlığa uğradı.
Gördük ki; 25 yıl boyunca önce bahçe sürülmüş, sonra meyve ağaçları ekilmiş, yıllarca sabırla sulanmış, ilaçlanmış, emek verilmiş. Bir sabah kalkmışız ki ilk meyvesini vermiş.
İşte biz de, tüm Türk halkı olarak 7-8 Temmuz’da, bizi yüz yıldır hor gören, güya entelijans ama lümpenlerin şaşkın gözlerinde ilk meyvelerimizi görmüş olduk.
Hem 25 yılın toplamıyla hem de onlara 2.500 yıllık medeniyetimizi hatırlatarak yaptık bunu.
O Yeniçeriler, Serdengeçtiler, Mehter Marşı eşliğinde asıl medeniyetin yetiştiği kadim toprakların neresi olduğunu, bugün medeniyetleriyle övünen hırsız ve paçoz Orta Çağ Avrupası’nın medeniyeti asıl nereden ithal ettiğini hatırlatmış olduk.
Türkiye’ye gelen Alman üst düzey asker, Yeni Türkiye’yi görünce, “Eskilerimizi verdiğimiz Türkler nasıl bu hâle gelmiş?” diyerek aşağılık kompleksini kusmuş hatta!
Bakın, elbet bu 25 yıla dayanan bir sonuç ama asıl ana fikir şu: Bu bir başlangıç!
Trump, esasen NATO’dan çıkmak istemekle kendince haklıydı. Zira 75 yıl boyunca birliğin asker dâhil tüm askerî ekipmanını kendi sağlamış, paçoz Avrupa da arkasına yaslanıp ordu ve teçhizat derdi olmadan sömürüp yaşamış.
Bütçeden orduya pay ayırmayınca da, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası ağır sanayiye ağırlık vererek araba üretmiş, teknolojik alet üretmiş ve ayrıca yine sömürmüş, zenginleşmiş.
Trump, yıllarca bunlara isyan etti. “Her üste ben varım, siz sadece bütçenizden %1,5-2 oranında NATO harcamalarına pay ayırdınız, bu böyle gitmez.” dedi durdu.
Dünkü toplantıda paylar %5’e çıktı ama hasta Avrupa’nın artık bunu karşılaması çok zor.
Trump çıkarım diye tehdit edince eyvahlara gark oldular. Ordu yok, savunma gereçleri yok, bunları sıfırdan yapacak, “Ben vatanım için ölürüm.” diyecek gençler yok, para yok!
Avrupa’da artık nüfus da yok.
Ağır sanayileri var yazmıştım ya, tamam, artık o da yok!
Zira Çin, Japonya ve Güney Kore’de üretilen ürünler, maliyet ve işçilik açısından Avrupa’nın pahalı arabalarıyla artık rekabet bile edemiyor. Keza tüm teknolojik gereçler de buna dâhil.
Enerji yok, kömür yok, su yok, maden yok, insan yok, sömürülecek toprak yok.
O yüzden İngiltere Başbakanı, sonlarının geldiğini adeta acı acı haykırır gibi, “Bolca mum ve pil biriktirin.” diyor.
Uzattık, sözün özüne gelelim;
Avrupa uyurken Türkiye uyanmış.
Avrupa şezlongta güneşlenirken Türkiye çalışmış.
Avrupa hastalanırken Türkiye şifasını bulmuş.
Avrupa unuturken Türkiye hatırlamış.
İşte bugün bunu gören Trump, Putin gibi liderler, düşmüşün değil kalkınmışın yanında duruyor.
Ağaçlarımız artık meyvelerini verdi nihayet ama o sepetler daha çok dolacak.
Çayı koyun, yeni başlıyoruz!
İnci Salar






















