Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi devam ederken, ittifakın 2026 yılı savunma harcaması tahminleri açıklandı. NATO’nun toplam savunma bütçesinin 1 trilyon 809 milyar doları aşması beklenirken, yeni rakamlar yalnızca askeri harcamaları değil, küresel güvenlik mimarisindeki değişimi de gözler önüne serdi.
Ankara Zirvesi Tarihi Kararların Merkezine Dönüştü
Başkent Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Liderler Zirvesi, yalnızca liderlerin bir araya geldiği diplomatik bir toplantı olmanın ötesine geçerek ittifakın geleceğini şekillendirecek kararların tartışıldığı kritik bir platform haline geldi.
Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa güvenliği üzerindeki etkileri, Orta Doğu’da devam eden krizler, Çin’in yükselen askeri kapasitesi ve hibrit savaş tehditleri, NATO ülkelerini son yılların en kapsamlı savunma planlamasını yapmaya yöneltti.
Zirvenin devam ettiği saatlerde açıklanan 2026 yılı savunma harcamaları tahminleri, ittifakın önümüzdeki dönemde izleyeceği güvenlik stratejisinin finansal boyutunu da ortaya koydu.
NATO Savunma Bütçesi Rekor Seviyeye Çıkıyor
NATO tarafından yayımlanan tahmini verilere göre, 2026 yılında ittifak üyesi 32 ülkenin toplam savunma harcamasının 1 trilyon 809 milyar 915 milyon dolara ulaşması bekleniyor.
Bu rakam, önceki yıllarla kıyaslandığında dikkat çekici bir artışa işaret ediyor.
- 2024: 1 trilyon 482 milyar dolar
- 2025: 1 trilyon 629 milyar dolar
- 2026: 1 trilyon 809 milyar dolar
Yalnızca bir yıl içerisinde yaklaşık 180 milyar dolarlık ek savunma harcamasının planlanması, NATO’nun güvenlik önceliklerini önemli ölçüde değiştirdiğini gösteriyor.
İttifak verilerine göre toplam savunma harcamalarında yıllık artış oranı yaklaşık yüzde 11 seviyesinde gerçekleşecek.
Bu Artış Ne Anlama Geliyor?
Savunma bütçelerindeki yükseliş yalnızca yeni silah alımları anlamına gelmiyor.
NATO’nun son yıllarda benimsediği güvenlik yaklaşımı çok daha geniş bir alanı kapsıyor.
Artık ülkeler;
- hava savunma sistemleri,
- füze kalkanları,
- siber güvenlik altyapıları,
- yapay zekâ destekli savunma sistemleri,
- uzay teknolojileri,
- kritik enerji altyapılarının korunması,
- insansız hava ve deniz platformları,
- mühimmat üretim kapasitesi
gibi birçok alana aynı anda yatırım yapıyor.
Bu durum, NATO’nun klasik “ordu büyütme” anlayışından çıkarak yüksek teknoloji odaklı yeni bir savunma modeline geçtiğini gösteriyor.
Savunma Harcamalarının Artmasının Arkasında Hangi Gelişmeler Var?
Uzmanlara göre son yıllarda savunma bütçelerinin hızla yükselmesinin birkaç temel nedeni bulunuyor.
İlk sırada, Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’nın doğu sınırlarında artan güvenlik kaygıları geliyor.
Bunun yanında Orta Doğu’daki çatışmalar, Kızıldeniz’de ticaret yollarına yönelik tehditler, Arktik’te Çin ve Rusya’nın artan faaliyetleri ile siber saldırı riskleri de NATO ülkelerini daha fazla yatırım yapmaya yöneltiyor.
Ankara Zirvesi’nde açıklanan rakamlar, bu güvenlik ortamının kısa vadeli değil, uzun yıllar devam edeceği beklentisinin de finansal göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Lahey’de Alınan Kararlar Ankara’da Şekilleniyor
NATO liderleri geçtiğimiz yıl Lahey Zirvesi’nde, 2035 yılına kadar savunma harcamalarının artırılması konusunda önemli kararlar almıştı.
Bu kapsamda ülkeler;
- GSYH’nin yüzde 3,5’ini doğrudan savunmaya,
- GSYH’nin yüzde 1,5’ini ise savunmayla bağlantılı yatırımlara
ayırma hedefi üzerinde uzlaşmıştı.
Savunmayla bağlantılı yatırımlar yalnızca silah sistemlerini değil;
- kritik altyapının korunmasını,
- enerji güvenliğini,
- sivil dayanıklılığı,
- savunma sanayisini,
- inovasyonu,
- dijital güvenliği
de kapsıyor.
Ankara Zirvesi’nde açıklanan yeni bütçe tahminleri, bu hedeflerin uygulamaya geçirilmeye başlandığını gösteren ilk somut veriler olarak değerlendiriliyor.
NATO’nun Finansal Omurgası: Hangi Ülke Ne Kadar Harcıyor, Hangi Gücü Sağlıyor?
NATO’nun açıkladığı 2026 yılı tahmini savunma harcamaları, yalnızca hangi ülkenin ne kadar bütçe ayırdığını değil, ittifak içerisindeki görev dağılımını da ortaya koyuyor. Her ülke aynı miktarda harcama yapmasa da, sahip olduğu askeri kabiliyet, coğrafi konumu ve savunma sanayisi sayesinde NATO’nun farklı alanlarına katkı sunuyor.
2026 tahminlerine göre, savunma harcamalarında ilk sıralarda yer alan ülkeler yine ittifakın askeri kapasitesini belirleyen ana aktörler oldu.
ABD: NATO’nun En Büyük Finansörü ve Küresel Gücü
2026 yılında ABD’nin 1 trilyon 32 milyar 849 milyon dolarlık savunma harcaması yapması bekleniyor.
Bu rakam, NATO’nun toplam savunma harcamalarının yaklaşık yüzde 57’sine karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, ittifakın askeri harcamalarının yarısından fazlası tek başına ABD tarafından karşılanıyor.
ABD’nin NATO’ya katkısı yalnızca bütçe büyüklüğüyle sınırlı değil. Washington;
- Küresel askeri üs ağı,
- Stratejik hava nakliye kapasitesi,
- Nükleer caydırıcılık,
- Uçak gemisi filoları,
- Uzay ve uydu sistemleri,
- Füze savunma teknolojileri,
- Yapay zekâ destekli savunma projeleri
gibi birçok kritik alanda ittifakın ana yükünü üstleniyor.
Bu nedenle NATO’nun küresel caydırıcılığının temel taşı hâlâ ABD olarak görülüyor.
Almanya: Avrupa’nın Savunma Motoru
147 milyar dolarlık savunma bütçesiyle Almanya, Avrupa kıtasının en yüksek savunma harcamasına sahip ülkesi konumunda bulunuyor.
Uzun yıllar savunma yatırımları konusunda temkinli bir politika izleyen Berlin yönetimi, Rusya-Ukrayna savaşının ardından yaklaşımını önemli ölçüde değiştirdi.
Bugün Almanya;
- Leopard ana muharebe tankları,
- Hava savunma sistemleri,
- Lojistik destek,
- Mühimmat üretimi,
- Avrupa savunma sanayisinin finansmanı
alanlarında NATO’nun en önemli aktörlerinden biri hâline geldi.
Almanya’nın artan bütçesi, Avrupa’nın savunma yükünü ABD ile daha dengeli paylaşma hedefinin de önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
İngiltere: NATO’nun Operasyonel Gücü
2026 yılı için açıklanan verilere göre İngiltere’nin savunma bütçesinin 110 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.
İngiltere, NATO içerisinde özellikle;
- Deniz kuvvetleri,
- İstihbarat paylaşımı,
- Siber güvenlik,
- Özel kuvvet operasyonları,
- Nükleer denizaltı filosu
ile öne çıkıyor.
Atlantik güvenliğinden Kuzey Denizi’ne kadar geniş bir alanda aktif rol üstlenen Londra, ittifakın en yüksek operasyon kabiliyetine sahip üyeleri arasında yer alıyor.
Fransa: Avrupa’nın Nükleer Gücü
80 milyar dolarlık savunma harcaması öngörülen Fransa, NATO içerisinde bağımsız askeri kapasitesi en yüksek ülkelerden biri olmayı sürdürüyor.
Fransa’nın öne çıkan katkıları arasında;
- Nükleer caydırıcılık,
- Rafale savaş uçakları,
- Akdeniz’deki deniz gücü,
- Afrika operasyonlarındaki deneyimi,
- Uzay ve savunma teknolojileri
bulunuyor.
Paris yönetimi, Avrupa’nın savunma alanında daha bağımsız hareket etmesi gerektiğini savunurken, NATO içerisindeki etkin rolünü de koruyor.
İtalya ve Kanada: Stratejik Destek Ülkeleri
İtalya’nın 57 milyar dolar, Kanada’nın ise 52 milyar dolar savunma harcaması yapması bekleniyor.
İtalya, Akdeniz’deki deniz güvenliği, hava üsleri ve NATO’nun güney kanadındaki lojistik faaliyetlerde kritik rol oynuyor.
Kanada ise özellikle;
- Kuzey Kutbu güvenliği,
- NATO hava polisliği görevleri,
- Deniz devriyeleri,
- Siber güvenlik çalışmaları
ile ittifaka önemli katkılar sunuyor.
Her iki ülke de doğrudan küresel güç projeksiyonundan ziyade, bölgesel güvenlik ve müttefik destek operasyonlarında öne çıkıyor.
Polonya: Doğu Kanadının En Güçlü Kalesi
2026 yılında 53 milyar dolarlık savunma harcaması yapması beklenen Polonya, son yıllarda NATO içerisinde en hızlı silahlanan ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor.
Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında savunma bütçesini hızla artıran Varşova yönetimi;
- Yeni nesil tanklar,
- Uzun menzilli füze sistemleri,
- Patriot hava savunma bataryaları,
- Genişleyen kara kuvvetleri
ile NATO’nun doğu kanadındaki caydırıcılığın temel unsurlarından biri hâline geldi.
Polonya’nın yaptığı yatırımlar yalnızca ulusal güvenliği değil, Baltık ülkeleri ve Orta Avrupa’nın savunmasını da doğrudan etkiliyor.
Türkiye: Güçlenen Savunma Sanayisiyle NATO’nun Stratejik Üyesi
NATO verilerine göre Türkiye’nin 2026 yılı savunma harcamasının 48 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.
Savunma harcamalarının GSYH’ye oranının yüzde 2,85 olması öngörülüyor.
Türkiye’nin NATO’ya katkısı yalnızca bütçe büyüklüğüyle ölçülmüyor. İttifakın güneydoğu kanadında yer alan Türkiye;
- Karadeniz güvenliği,
- Boğazların stratejik kontrolü,
- Terörle mücadele tecrübesi,
- Yerli savunma sanayisi,
- İnsansız hava araçları teknolojisi,
- NATO operasyonlarına personel katkısı,
- Erken uyarı ve radar altyapısı
gibi birçok kritik alanda önemli sorumluluk üstleniyor.
Son yıllarda geliştirilen yerli savunma sistemleri ve savunma sanayisindeki üretim kapasitesi, Türkiye’nin NATO içindeki teknik ve operasyonel ağırlığını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Savunma uzmanlarına göre Türkiye, coğrafi konumu ile gelişen savunma teknolojisini bir araya getiren az sayıdaki NATO üyesinden biri olarak öne çıkıyor.
NATO’da Yeni Savunma Dönemi: Neden Bazı Ülkeler Milli Gelirlerinin Yüzde 5’ini Savunmaya Ayırıyor?
NATO’nun 2026 yılı tahmini savunma harcamaları yalnızca toplam bütçedeki artışı değil, üye ülkelerin güvenlik algısındaki köklü değişimi de ortaya koyuyor. Özellikle Rusya’ya sınırı bulunan veya jeopolitik açıdan yüksek risk altında görülen ülkelerin savunmaya ayırdığı payın dikkat çekici seviyelere ulaşması, Avrupa’nın yeni güvenlik anlayışını da gözler önüne seriyor.
Verilere göre bazı NATO ülkeleri, Gayrisafi Yurt İçi Hasılalarının (GSYH) yüzde 5’ine yaklaşan hatta bunu aşan oranlarını savunma ve güvenlik yatırımlarına yönlendirmeyi planlıyor.
Bu tablo, Soğuk Savaş sonrası dönemin en yüksek savunma seferberliklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Baltık Ülkeleri Neden Zirvede Yer Alıyor?
Savunma harcamalarının milli gelire oranında ilk sıraları Baltık ülkeleri oluşturuyor.
2026 tahminlerine göre;
- Litvanya: GSYH’nin %5,33’ü
- Estonya: GSYH’nin %5,10’u
- Letonya: GSYH’nin %4,92’si
savunma ve güvenlik alanına ayrılacak.
Bu ülkelerin ortak özelliği, Rusya’ya coğrafi olarak yakın olmaları ve NATO’nun doğu kanadında yer almaları.
Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Baltık ülkeleri yalnızca kendi ordularını büyütmeye değil, NATO kuvvetlerinin konuşlanabileceği yeni üsler, mühimmat depoları, hava savunma sistemleri ve lojistik altyapılar oluşturmaya da hız verdi.
Uzmanlara göre bu yatırımlar yalnızca ulusal savunmayı değil, NATO’nun doğu sınırındaki caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor.
Yunanistan Savunmaya Neden Bu Kadar Kaynak Ayırıyor?
Verilere göre Yunanistan, 2026 yılında milli gelirinin %3,65’ini savunmaya ayırmayı planlıyor.
Atina yönetimi son yıllarda özellikle;
- yeni nesil savaş uçakları,
- fırkateyn projeleri,
- hava savunma sistemleri,
- insansız sistemler,
- deniz kuvvetlerinin modernizasyonu
gibi alanlarda yatırımlarını artırdı.
Yunanistan’ın savunma bütçesindeki yükselişte Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki güvenlik politikaları kadar, NATO’nun ortak savunma hedefleri de etkili oluyor.
Bununla birlikte, Avrupa’nın genel savunma planlaması kapsamında yapılan yatırımların yalnızca ikili ilişkiler üzerinden değerlendirilmesinin eksik kalacağı; kıta genelinde artan güvenlik harcamalarının daha geniş bir stratejik dönüşümün parçası olduğu değerlendiriliyor.
İskandinav Ülkeleri Savunma Stratejisini Değiştiriyor
NATO’nun kuzey kanadında bulunan ülkeler de savunma yatırımlarını önemli ölçüde artırıyor.
2026 tahminlerine göre;
- Danimarka: GSYH’nin %3,49’unu
- İsveç: GSYH’nin %3,22’sini
savunmaya ayıracak.
Özellikle İsveç’in NATO üyeliğinin ardından Baltık Denizi’nin güvenliği, Kuzey Kutbu’ndaki gelişmeler ve kritik deniz yollarının korunması yeni öncelikler arasında yer alıyor.
Danimarka ise Grönland ve Arktik bölgesindeki stratejik konumu nedeniyle deniz gözetleme sistemleri, kutup operasyonları ve hava savunma kabiliyetlerine yatırım yapıyor.
İspanya, Belçika ve Slovenya Hedefe Yaklaşıyor
NATO verilerine göre;
- İspanya: %2
- Belçika: %2
- Slovenya: %1,6
oranında savunma harcaması gerçekleştirmeyi planlıyor.
Bu ülkeler, uzun yıllar NATO’nun tavsiye ettiği savunma harcaması hedefinin altında kalmıştı. Ancak değişen güvenlik ortamı nedeniyle bütçelerini kademeli olarak artırıyorlar.
Özellikle hava savunması, siber güvenlik, askeri ulaştırma ve ortak Avrupa savunma projeleri bu ülkelerin yatırım yaptığı başlıca alanlar arasında bulunuyor.
NATO’nun Yeni Hedefi: Yalnızca Silah Değil, Teknolojiye Yatırım
NATO liderlerinin daha önce üzerinde uzlaştığı yeni savunma yaklaşımı, klasik silahlanma anlayışının ötesine geçiyor.
2035 hedefleri kapsamında ülkelerin;
- GSYH’nin %3,5’ini doğrudan savunmaya,
- GSYH’nin %1,5’ini ise güvenlikle bağlantılı yatırımlara
ayırması öngörülüyor.
Bu ikinci kalem, modern güvenlik anlayışının en dikkat çekici yönünü oluşturuyor.
Artık yalnızca tank, savaş uçağı veya füze sistemleri değil;
- yapay zekâ destekli komuta merkezleri,
- siber savunma altyapıları,
- kritik enerji tesislerinin korunması,
- haberleşme ağlarının güvenliği,
- uzay tabanlı gözetleme sistemleri,
- savunma sanayisinde Ar-Ge çalışmaları,
- mühimmat üretim kapasitesi,
- lojistik ve dayanıklılık projeleri
de savunma yatırımı kapsamında değerlendiriliyor.
Bu yaklaşım, NATO’nun gelecekte karşılaşacağı tehditlerin yalnızca konvansiyonel savaşlarla sınırlı olmayacağı öngörüsüne dayanıyor.
Savunma Sanayisi Yeni Ekonomik Alan Haline Geliyor
Savunma bütçelerindeki artışın yalnızca askeri değil, ekonomik sonuçları da bulunuyor.
Birçok NATO ülkesi, savunma sanayisini aynı zamanda yüksek teknoloji üretimi, istihdam artışı ve ihracat kapasitesini geliştiren stratejik bir sektör olarak görüyor.
İnsansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, radar teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları ve uzay sistemleri gibi alanlara yapılan yatırımlar, önümüzdeki yıllarda küresel savunma pazarındaki rekabeti daha da artıracak.
Bu nedenle Ankara Zirvesi’nde açıklanan bütçeler yalnızca harcama rakamları olarak değil; NATO ülkelerinin gelecek on yıllara yönelik güvenlik ve teknoloji vizyonunun da bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye NATO’nun Yeni Döneminde Nerede Duruyor? Ankara Zirvesi’nin Stratejik Sonuçları
NATO’nun 2026 yılı savunma harcamalarına ilişkin verileri, ittifakın yalnızca daha fazla bütçe ayırmayı hedeflediğini değil, aynı zamanda yeni bir güvenlik mimarisi inşa etmeye hazırlandığını ortaya koyuyor. Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Liderler Zirvesi de bu dönüşümün siyasi ve askeri açıdan en önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Savunma bütçelerindeki artış, ülkelerin yalnızca mevcut tehditlere karşı hazırlık yaptığını değil; geleceğin savaş teknolojilerine, siber güvenliğe, yapay zekâ destekli sistemlere ve kritik altyapıların korunmasına uzun vadeli yatırım yapacağını gösteriyor.
Türkiye’nin NATO İçindeki Stratejik Konumu Güçleniyor
2026 yılı için 48 milyar dolarlık savunma harcaması öngörülen Türkiye, bütçe büyüklüğü açısından ittifakın önde gelen üyeleri arasında yer alıyor. Ancak Türkiye’nin NATO’daki ağırlığı yalnızca harcadığı bütçeden kaynaklanmıyor.
Türkiye;
- Karadeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan Boğazlar üzerindeki stratejik konumu,
- NATO’nun güneydoğu kanadındaki en büyük askeri güçlerden biri olması,
- Terörle mücadelede uzun yıllara dayanan operasyonel tecrübesi,
- Gelişen yerli savunma sanayisi,
- İnsansız hava araçları ve elektronik harp alanındaki kabiliyetleri,
- NATO misyonlarına sağladığı personel ve lojistik katkı
gibi birçok unsur sayesinde ittifak içinde özel bir konuma sahip bulunuyor.
Son yıllarda geliştirilen yerli savunma projeleri, NATO standartlarında üretilen yeni sistemler ve savunma ihracatındaki artış, Türkiye’nin sadece güvenlik tüketen değil, aynı zamanda güvenlik üreten ülkelerden biri olarak öne çıkmasını sağlıyor.
Ankara Zirvesi Neden Tarihi Olarak Görülüyor?
Bu zirveyi önceki toplantılardan ayıran temel unsur, NATO’nun güvenlik anlayışını yeniden tanımlamaya başlaması oldu.
Artık ittifakın öncelikleri yalnızca konvansiyonel savaş hazırlıklarıyla sınırlı değil.
Yeni dönemde;
- Siber saldırılar,
- Yapay zekâ destekli tehditler,
- Uzay güvenliği,
- Kritik enerji altyapılarının korunması,
- Tedarik zinciri güvenliği,
- İklim değişikliğinin güvenlik üzerindeki etkileri,
- İnsansız hava ve deniz sistemleri,
- Hibrit savaş yöntemleri
NATO’nun temel gündem başlıkları arasında yer alıyor.
Bu değişim, ittifakın gelecekte karşılaşabileceği krizlere daha hazırlıklı olmasını amaçlayan kapsamlı bir dönüşüm programı olarak değerlendiriliyor.
Savunma Harcamaları Sadece Askeri Güç Anlamına Gelmiyor
Savunma bütçelerindeki artışın bir diğer önemli sonucu ise ekonomik ve teknolojik rekabetin hız kazanması olacak.
Bugün savunma sanayisine yapılan yatırımlar;
- yüksek teknoloji üretimini,
- mühendislik kapasitesini,
- Ar-Ge çalışmalarını,
- yapay zekâ uygulamalarını,
- yazılım geliştirme süreçlerini,
- elektronik sistem üretimini
doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle birçok NATO ülkesi savunma harcamalarını yalnızca güvenlik gideri olarak değil, aynı zamanda ekonomik büyüme ve teknolojik gelişim aracı olarak değerlendiriyor.
Önümüzdeki yıllarda savunma sanayisinin, yapay zekâ ve ileri teknoloji sektörleriyle daha fazla bütünleşmesi bekleniyor.
NATO’nun Geleceğinde Hangi Başlıklar Öne Çıkacak?
Ankara Zirvesi’nde açıklanan bütçe verileri ve son yıllarda alınan kararlar birlikte değerlendirildiğinde, ittifakın önümüzdeki dönemde şu alanlara öncelik vermesi bekleniyor:
- Hava ve füze savunma sistemlerinin güçlendirilmesi,
- Mühimmat üretim kapasitesinin artırılması,
- Siber güvenlik altyapılarının geliştirilmesi,
- Yapay zekâ destekli komuta ve kontrol sistemlerinin yaygınlaştırılması,
- Uzay tabanlı haberleşme ve gözetleme ağlarının genişletilmesi,
- Kritik altyapıların siber ve fiziksel tehditlere karşı korunması,
- NATO ülkeleri arasında ortak savunma sanayisi projelerinin artırılması,
- Enerji güvenliği ve deniz ticaret yollarının korunmasına yönelik yatırımların hızlandırılması.
Bu başlıklar, önümüzdeki on yıl boyunca NATO’nun stratejik planlamasında belirleyici rol oynayacak temel alanlar olarak görülüyor.
Savunma Harcamalarındaki Artış Küresel Dengeleri Nasıl Etkileyecek?
Savunma bütçelerindeki yükseliş yalnızca NATO ülkelerini ilgilendiren bir gelişme değil.
Avrupa’nın daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmesi, ABD’nin küresel güvenlik stratejisindeki yük paylaşımını değiştirebilir. Aynı zamanda Rusya’nın askeri planlaması, Çin’in savunma yatırımları ve Hint-Pasifik bölgesindeki güvenlik rekabeti üzerinde de dolaylı etkiler oluşturabilir.
Bu nedenle Ankara Zirvesi’nde açıklanan rakamlar, yalnızca ekonomik veriler değil; uluslararası güvenlik dengelerini şekillendirecek stratejik göstergeler olarak değerlendiriliyor.
Sonuç: NATO Yeni Bir Güvenlik Çağına Giriyor
Ankara’da düzenlenen 36. NATO Liderler Zirvesi, ittifakın yalnızca mevcut tehditlere karşı değil, geleceğin güvenlik risklerine karşı da kapsamlı bir hazırlık sürecine girdiğini gösteriyor.
2026 yılı için açıklanan 1,8 trilyon doları aşan savunma bütçesi, NATO tarihindeki en yüksek harcama seviyelerinden biri olarak kayıtlara geçerken, bu bütçenin büyük bölümünün yüksek teknoloji, savunma sanayisi, siber güvenlik ve ortak savunma projelerine yönlendirilmesi bekleniyor.
Türkiye ise jeopolitik konumu, gelişen savunma sanayisi, operasyonel kabiliyeti ve NATO misyonlarına sunduğu katkılar sayesinde bu yeni dönemde ittifakın en kritik üyelerinden biri olmayı sürdürüyor.
Savunma harcamalarındaki artışın önümüzdeki yıllarda yalnızca askeri kapasiteyi değil; teknoloji, ekonomi ve diplomasi alanlarını da etkileyeceği değerlendiriliyor. Ankara Zirvesi’nde ortaya konulan yeni hedefler, NATO’nun gelecek on yıl boyunca izleyeceği stratejik yol haritasının temelini oluşturacak.
Okuyucularımıza Söz Sizde
Sizce NATO’nun savunma bütçesini 1,8 trilyon doların üzerine çıkarması küresel güvenliği artıracak mı, yoksa yeni bir silahlanma yarışını mı hızlandıracak? Türkiye’nin NATO içindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Görüşlerinizi yorum bölümünde bizimle paylaşabilirsiniz.
Muhabir: Analiz Vakti Haber






















