KONGRE ÖNCESİ YAZ’GI
Bir “Politik Kara Kutu” Olarak: KONGRE
22 Yıl sonra “Yeni Dönem Başlıyor!” Ne Demek?
- Bir Final Hikayesi (mi) ?-
Partiler bir “Siyasi Kadro” hareketidir. Kadrodan vefat edenler dışında “Siyasi Kadroyu Değiştirmek” geleneği bu topraklarda hiç bir partide olmamıştır. AK Parti de buna dahildir.
Ancak “Kadro Statüko”su içinde toplumsal talepleri ve devlet etkinleşmesini iyi takip eden yani “Kendini yenileyen kadro” marifeti örneği bağlamında; AK Parti rakipsizdir. Yani AK Partide hiç bir zaman “Değişim” ifadesi “Kadroda değişim” olarak anlaşılmadı ve uygulanmadı. Aksine bu değişimden kasıt sadece mevcut kadronun gelişen olaylara göre kendisini değiştirme becerisi/performansı kastedilmiştir.
Nitekim AK Partinin son yıllarda yaşadığı krizlerin de ana sebebi: Mevcut kadronun kendisini gelişmelere göre değiştirme, güncelleme performansının düşmesinden kaynaklı ortaya çıkan krizlerdir. Değilse 22 yıldır “Vitrin/Ünlüler listesi” hariç 22 yıldır kadro aynıdır. Bugün de aynı kalacaktır.
Fakat CB Erdoğan’ın “Yeni bir dönem başlıyor!” ifadesinin bu kongreye ilişkin neyi içerdiğini deşifre etmek gerekiyor. Hem de listeyi görmeden :)
CB Erdoğan’ın “Devlet Adamı” vasfı ve tecrübesi “rakipsiz” durumda. Fakat “erken seçim” kartını bile iyi organize etse; Erdoğan’ın iktidar süresi “geri sayım” bandında/kronemetresinde. Bu da çok doğal; dile kolay 22 yıl ve gelinen yaş ortada.
O nedenle; Aslında “Yeni dönem” ifadesinin tam karşılığı reel politik olarak “Erdoğan sonrası dönem”dir. CB Erdoğan’ın “Yeni Dönem Başlıyor!” ifadesinden kasıt da kendisinden sonrasını içermektedir/içermelidir.
Ancak hep beraber bugün kongre listesinde ve yarınlarda da kabine listesinde göreceğiz/yaşayacağız: Kadro ve Kabine “Türkiye’yi Erdoğan sonrasına hazırlayan” kadro/kabine olmayacaktır. Yani Erdoğan vefat etse bile AK Partinin devamını sağlayacak “AK Partinin ikinci yeni dönemi”ni inşa edecek kadro olmayacaktır. Zaten bu enerjide/iknada bir ekip/insan kaynağı da mevcut(da) değildir.
Yine; CB Erdoğan’ın “Hiç bir hikaye yarım kalmayacak!” iddiası kapsamına “Benden sonra da AK Parti yaşayacak; AK Parti hikayesi yarım kalmayacak!” anlam ve bağlamı içermemektedir. Erdoğan’ın son nefesiyle beraber hikayenin de biteceği çok açıktır.
Peki, Türkiye’nin son 22 yılda yaşadığı “Sessiz devrimler albümü” veya “Lider Türkiye sicili” hatta “Değişen/Gelişen Türkiye Vizyonu” neden Erdoğan sonrasına hazırlanmış bir kadro ve hikayeyi yarım bıraktırmayacak bir tarihi yürüyüş kadrosu ortaya çıkmadı?
Dolayısıyla bugün ilan edilecek MKYK/MYK ve Kabine “Erdoğansız da… değişime/geişime devam; Durmak yok, yola devam!” kadrosu olmayacaktır. Yani CHP gibi 100. yaşını kutlayacak bir parti performansı ekibi olmayacaktır.
Tüm bu soruların/sonucun cevabı açık ve net: CB Erdoğan’ın bu yönde bir stratejisi, niyeti ve planı yok!
Erdoğan’ın tek stratejisi var: 3 yılı kaldı. Bunun 2 yılını kullandıktan sonra; erken seçim ortamını mecliste organize edip bir kez daha Cumhurbaşkanı olmak. Çünkü PKK, Suriye, Trump dönemi gibi süreçler için zamana ihtiyacı var. Bunun için 2 yıl yetmez. Fakat bir 5 yıl makul süre.
O nedenle CB Erdoğan’ın MKYK/MYK ve Kabine listesi buna hizmet edecek bir listeden ibarettir. “Hiç bir hikaye yarım kalmayacak!” demesinden kastı: “PKK’nın silah bırakması; Suriye konusu; Cumhurbaşkanlığı sistemi ve hatta Cumhur İttifakı hikayesini yarım bırakıp gitmeyeceğim!” demektir.
Nitekim, birlikte şahit olacağız: Erdoğan’ın kongre konuşmasının özünde şu olacak; Türkiye’yi 22 yıl önce aldığımız noktadan öyle bir noktaya getirdik ki; hem bölgesel güç olduk; hem vesayeti bitirdik; hem darbeler dönemini kapattık; hem ülkenin altyapı sorununu çözdük; şimdi Türkiye Yüzyılı için iki büyük problemi çözüyoruz: Terörsüz Türkiye ve Güçlü Ekonomi-Güçlü Anayasa…
E, tabi bu arada; kuşkusuz bir de kendi hikayesi yarım kalsın istemeyen ve yıllarını AK Partiye vermiş hatırı sayılır bir “Politik Kariyer” hikayesi olan insanlar olacak kongrede. Üstelik Vardiya usulü dinlenip dinlenip kariyerini sürdürmeyi başarmış bir “Erdoğan ekibi” de var ortada. Onların heyecanı önemli. Çünkü “Kadro Statükosu” daim olmalı.
( Başka partilerde Erdoğan karşıtlığı üzere iken son anda AK Partiye geçip kariyerini sürdürme becerisini(!) gösteren kişileri ise Erdoğan bilerek listeye alır kongrede. Erdoğan’ın bu hamleden amacı listeye aldığı kişinin “geldiği yeri bölmeye” çalışmasını sağlamaktır. )
Ancak… kesinleşmiş/hükmü verilmiş bir tablo var ortada: Erdoğan vefat ettiğinde hikayesi yarım kalmış iki sosyoloji var olacak: Dindarların İslam ile son 22 yıldaki hikayesi ve de CHP karşısında 100. yaşını göremeyecek muhafazakar seçmenin tarihi yürüyüşü!
Kuşkusuz bu iki yarım kalacak hikayeden CB Erdoğan sorumlu tutulamaz. Çünkü bu iki hikaye onu da aşar. Bu daha kitlesel bir süreç(ti)r. Sabırla sürdürülmesi gereken büyük bir “Ardışık stratejiler” yapılanmasıdır. O nedenle bu iki yarım kalacak hikayeden ötürü tek tabanca yerilemez/suçlanamaz!
22 yıldır AK Parti çatısı altında siyasi kariyer yapanların zaten hikayesi yarım kalmayacaktır. Çünkü bu hikaye zaten onların hikayesi hiç olmamıştı. Hepsi sadece Bir Liderin hikayesinin okuyucusu/taraftarı oldular!
Muhalefetin hikayesi ise, dönüp dönüp yeniden yazılan hikayenin tamamlanmamış “müsveddesi” gibi… İmamoğlu ve Yavaş 22 yıl sonrasında CB Erdoğan’ın hikayesini aşacak bir hikayeyi zaten yazacak kapasitede değiller. Onlar belki “Erdoğan nefreti” senaryosunun sahne oyununu sergileye bilirler.
Dolayısıyla Erdoğansız (vefat sonrası ) ortamda “Yarım kalmış hikayeler” sergisi açılacaktır. Belki bir tek devlet (aklı) başlattığı hikayeyi yarım bırakmama becerisi gösterecektir. Çünkü geçmişinde bu başarısı var. Ancak çoğu zaman halkına ağır bedeller ödeterek/onu rehin alarak bunu sonuçlandırabildiğinden; halkın işi zor.
Konuya dönersek; Geriye tek seçenek kalıyor: CB Erdoğan’ın “Yeni dönem başlıyor!” ve “Hiç bir hikaye yarım kalmayacak!” ifadelerinden kastettiği aslında şudur: “Ben başlattığım hikayeyi bitirmeden aranızdan ayrılmayacağım!…”. Bu doğru ve bunu yapabilir.
Ancak bu hikaye bittiğinde kendisini bu hikayenin parçası sayacak ne kadar ve nasıl bir halk olacak, hep birlikte yaşayacağız!…
O nedenle Kongreler birer Politik kariyer festivalidir. Tadını çıkarmaya bakmak lazım! Değilse; Türk siyasetinde Liderler dışında hikayenin parçası olan bir kongreyi siyaset tarihi kayıtlara düşmedi.





















