1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. 15 TEMMUZ ÜZERİNE PRATİKLER?

15 TEMMUZ ÜZERİNE PRATİKLER?

15 Temmuz gecesine dair bilinenlerin ötesine geçerek, alternatif senaryolar ve tarihsel çıkarımlarla darbe girişiminin perde arkası sorgulanıyor.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

O Geceyi Yeniden Hatırlamak

Her 15 Temmuz’da olduğu gibi bir kez daha o gece olanları ve yapılmak istenenleri hatırladık, şehitlerimiz için hüzünlendik, gözlerimiz nemlendi, hatta zaman zaman ağladık; hainlere ve Türkiye düşmanlarına kahrettik, Allah’a şükrettik.

Bilmediklerimiz Üzerine Bir Pratik

Bu kez farklı yol deneyip, o gece olanları tam mı biliyoruz, doğru mu biliyoruz, ya da bildiğimizden biraz farklı gelişmeler olsaydı sonuç nasıl olurdu gibisinden pratik yapmaya çalışacağım. Çünkü tam olarak bildiğimizden ya da tam olarak nelerin olduğundan yeterince emin değilim. Bir bakıma, biraz da parçaları çıkarıp takarak yapbozla oynamak ya da evde eşyalara yer değiştirmek gibi.

Aktörler Kimdi?

Öncelikle bu işin birinci derece aktörlerinin FETÖ ya da bir parça et düşsün diye kasabın önünde bekler gibi TV başında kahvesini yudumlayıp hevesle bekleyen zat olmadığını düşündüm. Bunlar aparat. Kullanıldıktan sonra kontrolde tutulabilecek tipler. O işin arkasında ABD olduğu kesin de dolaylı olarak İsrail’in de parmağı var. Bugünlerde oradan gelen haberlerde açığa çıkıyor artık bu. Graham Fuller bizzat işin başında, John Bass’le koordine halindeydi. Bass, Adil Öksüz’ü tutuklanmaktan kurtarıp büyükelçilikte saklayarak kaçıran kişidir.

Başarsalardı Ne Olurdu?

Başarılı olsalardı büyük ihtimal ‘kâinat imamı’ ruhani lider, diğeri de dış kapının dış mandalı gibisinden başbakan ya da cumhurbaşkanı olurdu. Tabi ortalık süt liman olmayacaktı. 15 Temmuz’da neler yapabileceğini gösteren bu millet yine de onlara dünyayı dar ederdi. İşin ucu iç savaşa kadar giderdi. Emperyalistlerin istediği de buydu zaten. Yeni bir Suriye yaratmak.

İkinci Kurtuluş Savaşı Mı?

Her plana rağmen halkımızdan umudumu kesemem, belki uzun sürerdi ama ikinci bir kurtuluş savaşı verip yine kazanırdık. Fakat çok daha pahalıya mal olurdu. Yine de sahip olduğumuz imkânlar Kurtuluş Savaşına göre daha fazlaydı. Belediyeler, ordu içindeki yurtseverler, özel harekât başta olmak üzere daha önceden nispeten hainlerden temizlenmiş polis teşkilatı, önceki darbelerden bilenmiş halk büyük avantajdı. Karşılarında kolu kanadı cihan savaşında kırılmış bir Türkiye yoktu.

İhbar mı, İstihbarat mı?

Darbenin gelen bir ihbarla ortaya çıktığı yeterince açıklayıcı gelmiyor bana. Böyle tesadüfen olmadığını düşünüyorum. Belki gerçekten ihbar da geldi ama MİT’in, darbeciler içinde elemanı olduğunu sanıyorum. Biliniyordu, fakat ne zaman, nasıl olacak gibi net bilgiler olmayabilir. Genelkurmayın önlemler almaya başlaması darbecileri telaşa düşürdü ve hazırlıklar yeterince tamamlanamadan erken harekete geçmek zorunda kaldılar.

Plan Mükemmeldi Ama…

Darbe planı kusursuzdu aslında. Ne de olsa CIA-MOSSAD ortak yapımı. Planladıkları gibi yapmaya kalksalardı harekete bile geçemeyeceklerdi. Beceremeyişleri taktik hatalardan değil, devletimizin yeteneklerini, direniş liderinin kararlılığını ve halkı, daha önceki darbelerdeki gibi davranacağını sanıp hafife almalarından, küçümsemelerinden, tabi ki direnişin gücünden kaynaklandı.

Marmaris Detayı ve “Eniştem” Taktiği

Belki cumhurbaşkanımızın Marmaris’te olması ve bunu emir subayı dahil kimsenin bilmemesi bile bir önlemdi. Onu ele geçirme ihtimallerini düşünmek dahi istemiyorum. ‘Eniştemden öğrendim’ açıklamasını ise onun kurnazlığı sayıyorum.

Ömer Halisdemir ve Can Alıcı Darbe

Rahmetli kahramanımız Ömer Halisdemir, hain generali öldürmeyi başaramayabilir, bunu yapamadan şehit edilebilirdi. Semih Terzi yaralı kurtulabilirdi. Bu bile hainleri sarsmaya ve planlarını bozmaya yeterdi. Onun canı pahasına bu görevi yerine getirmesi, can alıcı bir darbe oldu.

Baykal Komplosu ve Son Hamle

Darbe hazırlığının Deniz Baykal komplosuyla başladığını düşünüyorum. 15 Temmuz’a giderken yaşananlar bir prova gibiydi. Hiçbiri tutmayınca son hamleye teşebbüs ettiler. O da ayaklarına dolandı. Çünkü ‘kaderin üstünde bir kader vardı’.

Yanlış Zamanlama, Doğru Direniş

Her olasılıkta başarılı olamazdılar diye düşünüyorum. Tarihsel olarak yanlış pozisyondaydılar. Yeterince olmasa da Türkiye gafil değildi. Her ne kadar bazılarının ‘darbe mi olacak pöh’ türünden yaklaşımlarına rağmen beklenmiyor değildi. Şartlar ne kadar ağır olursa olsun ibre Türkiye’den yanaydı. Yine de zor bir iş başarıldı ve mümkün olan en az zararla atlatıldı. Bundan sonra böyle bir işe kalkışmaya niyeti olanlar defalarca düşünmek zorunda kalacak.

15 TEMMUZ ÜZERİNE PRATİKLER?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.