1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. Suriye için Gece Dürbünü, Suriye halkının gelecek kodları?

Suriye için Gece Dürbünü, Suriye halkının gelecek kodları?

Suriye için "Gece Dürbünü"Suriye halkının gelecek kodları--Ekranlara yansımayan hazırlıklar-Halkların geleceği "Masa"ya yatırıldığında; masanın dört ayağı vardır: Devlet-Millet ve Rejim-SistemDevlet; Yüzlerce yıllık birikimle oluşmuş; Askeri-Bürokratik-Mali-Diplomatik gibi unsurları olan "Etki alanı" haritası olan "Gelenekli Otorite"dir

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklamı kaldır

Suriye için “Gece Dürbünü”

  • Suriye halkının gelecek kodları-
    -Ekranlara yansımayan hazırlıklar-

Halkların geleceği “Masa”ya yatırıldığında; masanın dört ayağı vardır: Devlet-Millet ve Rejim-Sistem

Devlet; Yüzlerce yıllık birikimle oluşmuş; Askeri-Bürokratik-Mali-Diplomatik gibi unsurları olan “Etki alanı” haritası olan “Gelenekli Otorite”dir.

Millet; Tarihi yürüyüşte bir ufka, vizyona doğru farklı dinlerin, dillerin, ırkların, kültürel-demografik dokuların “Birlikte yaşama ve hareket etmek” kabiliyeti ve sosyolojisidir.

Örneğin “Osmanlı” hem devlet hem millet idi.

Fakat birinci ve ikinci dünya savaşının galipleri ( İngiltere-ABD); Osmanlıyı ve etki alanı paramparça yaptılar. Küresel güçlerin stratejisi şuydu: Hem Osmanlı’yı hem Osmanlıya karşı isyan eden halkları “Devletsiz” ve “Milletsiz” yapmak. Bunun için iki yöntem/yol tuttular.

Birincisi; Halkların devlet hafızasını yok etmek; Osmanlı’ya dair herşeyle bağını koparmak. Böylelikle “Devletsizlik” projesi işlemiş olacaktı. Halkların birlikte inşa ettiği devlet artık halklara yabancılaşacaktı.

İkincisi; Din, dil, ırk, kültür, mezhep, meşrep farkı bizzat Millet olmanın unsurları iken; artık öteki-şeytanlaştırılmış-olağan şüpheli kılınacak şekilde farklılıklar bir birlerine hem yabancılaştırılacak hem de düşmanlaştırılacaktı.

Küresel güçler, Osmanlı ve ona isyan etmeye ikna eden tüm halkları “Devletsiz” ve “Milletsiz” bırakmak noktasında büyük başarılar elde ettiler.

Anadolu topraklarında direniş gösteren, Milli kurtuluş için büyük bedeller ödeyen; Anadolu Müslümanlarının da “Devletsiz” ve “Milletsiz” kalması için yürütülen projeler çok ciddi mesafeler aldı.

Küresel güçler; Devlet ve Millet ayaklarını keserek; Hayat-Gelecek masasının iki ayağını koparmış oldular. Kurtuluş savaşı sonrası “Masaya Oturmak” adına ( Lozan’a ) gidildiğinde; Masanın sadece iki ayağı vardı: Rejim ve Sistem.

Yani devlet ve millet ayakları kopuk halk olarak; geriye tek çözüm kalıyordu bizler için: Bir rejime ve sisteme karar vermek. Nitekim rejim olarak “Cumhuriyet”i tercih ettik; Sistem olarak da Demokrasi zeminli “Parlamenter sistem”i kabul ettik.

Yani Cumhuriyeti kurarken artık Rejim-Sistem ayaklarımız vardı. Peki ya Devlet ve Millet!…

Çünkü Devletin ve Milletin tanımına göre; Osmanlı’ya sahip çıkmak zorundaydık. Fakat bir kesim ( Kendilerine Kemalist diyenler…) bizi sırf Osmanlı düşmanlıkları sebebiyle, hızla Devletsizliğe, Milletsizliğe sürüklediler. Hatta ne yaptıklarını bildiklerinden; “Biz sıfırdan. devlet olacağız. Bu devletin Osmanlı ile hiç bağı olmayacak!…” dediler. Zaten Millet olmaya niyetleri hiç yoktu: “Sadece bir ırka dayalı Ulus olacağız!” projesini işlediler.

Üstelik Rejim ve sistem sahibi olsak da; bir de bu rejimin ve sistemin sahibi, bekçisi olduklarını iddia ederek; darbelerle, operasyonlarla halkı ezdiler.

Bu şu demekti: Halklara “Sizin ufkunuz, bilinciniz, beklentiniz; artık sadece Rejim ve Sistem ile sınırlı olsun; siz sadece Rejiminizi ve Sisteminizi ayakta tutmaya çalışın!… Osmanlı dönemindeki “Devlet” ve “Millet” ile sizin bir bağınız yok!…”.

Nitekim sadece Anadolu değil; Osmanlı coğrafyasında ilan edilen tüm ülkeler ( Suriye, Lübnan, Filistin, Irak, Suusdi Arabistan, Yemen, Katar, Birleşik Arap Emirliği, Tunus, Libya, Fas, Cezayir,…. ve hatta Mısır) sadece ve sadece bir REJİM-SİSTEM idiler. Bütün bu ülkeler DEVLETSİZ-MİLLETSİZ idiler. Çünkü bu ülkeler eğer “Devlet” ve “Millet” olmak adına geriye doğru tarihlerini gerekçe gösterseler; 600 yıl karşılarına Osmanlı Devlet ve Milleti çıkacaktı.

O zaman bütün bu ülkelerin önünde; yeni bir masa vardı. Ülkeler “sıfırdan/yeniden” kendilerine bir Devlet-Millet oluşturmak durumundaydılar. Ayrıca Rejim-Sistem ihdas etmek durumundaydılar.

Suriye ne yaptı?

Devletsiz ve Milletsiz kaldı. Rejim olarak da Diktatör bir Aile/Kraliyet rejimi ve sistem olarak da BAAS rejimi kurdular. Dünya “Cumhuriyet” rejimi ve Sistemler Demokrasi üzere ( Başkanlık-Yarı başkanlık-Parlamenter) kurulurken; Suriye’de Kraliyet-BAAS kuruldu. Zulüm üzere ve dışa bağımlı oldu. Halkına da baskı yaptı…

Gelinen nokta nedir? Suriye’de rejim de sistem de çöktü!

Suriye halkı; an itibariyle…
DEVLETSİZ-MİLLETSİZ-REJİMSİZ-SİSTEMSİZ.

Yani masanın dört ayağı da yok!…

Suriye halkının geleceği noktasında bu dört ana unsurun yeniden inşa edilmesi gerekiyor? Peki Suriye halkı bu dört ayağı yeniden nasıl inşa edecek? Masası kendi masası olabilecek mi?

Türkiye’nin de an itibariyle Devletsiz, Milletsiz, Rejimsiz, Sistemsiz bir “Komşu Halklar”ı var!

Peki Türkiye Suriye’de ne yapacak? Bu dört alanda ajandasında hangi hazırlıklar var? Kaldı ki; Türkiye acaba bu dört unsurunu kendisi, kendi ülkesinde tamamlaya bildi mi ki?

Yüzyılı aşkındır bu toprakları da sadece Rejim-sistem ayaklarına indirgemeye çalışan; Osmanlı düşmanlığı üzerinden bu halkı devletsiz-milletsiz bırakmak isteyenlerin darbeleri, operasyonları, halkın seçtiklerini asmayı programına almış süreçleri devam ediyorken; acaba Türkiye hangi güçle, enerjiyle Suriye’nin dört ayağına “katkı” sunacak?

Yoksa; Türkiye sadece PKK/PYD sebebiyle “Güvenlik-İstihbarat” ile sınırlı Suriye’yi kendisi için bir güvenlik koridoru kılmakla mı yetinecek? Yok eğer; Suriye halkının da Devlet-Millet-Rejim-Sistem sahibi olmasını istiyorsa; bunlara sahip bir komşu olsun istiyorsa; o zaman bu dört konuda bir ajandası/ajandaları olmalı.

( Hani deniliyor ya: “Uzun süren hazırlık sonrası; 12 günde Şam’a girildi!…”. O zaman bu dört unsurlar ilgili de yıllardır hazırlık yapılıyor olsa gerek!…Değil mi? )

Hadi diyelim; Suriye halkı rejim olarak Cumhuriyet’i seçti. Hadi diyelim sistem olarak da demokrasi üzere Parlamenter sistem dedi. Böylelikle Suriye’nin asli unsuru olan tüm etnik gruplar, halklar temsil edildiler ve hatta tekrar iç savaşa girmeden birlikte yola çıktılar.

Peki ya Devlet! Peki ya Millet!

Onları nasıl inşa edilecek? BAAS öncesinden geriye doğru 600 yıl hem Devlet hem Millet olmak adına geçmişleri bizle aynı!… Bizden ayrı nasıl Devlet ve Millet olacaklar?… Hadi diyelim bizle birlikte hareket ettiler: Azerbeycan gibi “İki devlet tek millet!” dediler; bu nasıl inşa edilecek?… Ayrıca;

Peki sizce, gerçekten Türkiye bu dört alanın her biri için bir ajanda sahibi midir? Eğer varsa; o zaman her bir alan için hangi resmi kurumlarımız; STK’larımız; Uzmanlarımız hangi hazırlıklar içindeler?

Esad’ın gidişinin kutlamaları dışında; ekranda bu dört alanla ilgili konuşan birine rastladınız mı?

Ekranlara yansımayan; perde arkasında hummalı bir çalışma var mıdır?

Devlet ve Millet olma vasfımız duruyorsa; var olduğunu düşünmeliyiz…

( Özel not: “Türkiye’nin Güney Sınırı / Milli Cumhuriyet” adlı kitap çalışmamızda işte bu dört unsurun/ayağın nasıl oluşturulacağına ve Türkiye’nin kendi içinde bu dört alandaki eksiklerin acilen giderilmesine yönelik bir yol haritası-analiz ortaya koymaya çalıştık. Yıl başında inşallah kitap olarak kamuoyu ile paylaşmış olacağız…)

Yazar : Servet Hocaoğulları

Suriye için Gece Dürbünü, Suriye halkının gelecek kodları?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!