Tarihsel olarak Şam, aslında bir şehrin değil, oldukça geniş bir bölgenin adıdır. Arapça tarih kaynaklarında “Bilâdu’ş-Şâm” biçiminde isimlendirilen bu bölge, içinde bugünkü Suriye, Lübnan, Ürdün ve hatta Filistin’in yer aldığı kocaman bir coğrafyadır. Osmanlı döneminde, Bilâdu’ş-Şâm’ın en büyük ve gözde şehri, âdeta bölgenin özeti mahiyetinde “Şam” olarak isimlendirildiği için biz bugün bunu kullanmaya devam ediyoruz. Araplar ise Dimaşk diye şehir merkezini, Şam derken, Dimaşk’ın etrafındaki genişçe bir alanın tamamını kasdetmektedir. .
Romalıların en bereketli kabul edilen toprakları burası idi.
Şam’ın geçmişi tarihin başlangıcına dayanır. Arkasındaki Kasiyun Dağı, Kabil’in Habil’i öldürdüğü yer kabul edilir. Dımaşk – dem u şakik yani kardeş kanı kelimesinin de buradan geldiğini iddia edenler vardır.
Şam’da binlerce sahabi ve önemli şahsın kabri vardır. Hz. Hüseyin’in kızları Zeynep ve Rukiye’nin kabirleri, eski Şam’ın merkezindedir. 680’deki Kerbela faciasında şehit edilen Hz. Hüseyin’in kesik başının, bugün Emevi Camii’nde bulunan bir mahfazada olduğu kabul edilir.
Emevi Camiinin hemen yanında 1193’te Şam’da vefat eden Salahaddîn Eyyûbî’nin kabri vardır. Onun hemen yanında, Birinci Dünya Savaşı yıllarında şehit düşen Türk havacılarının gömülü bulunduğu şehitlik, az ötede de Ayn Calut Savaşı’nda (1260) Moğolları durduran Memlûk komutanı ve hükümdarı Baybars’ın kabri bulunmaktadır.
Son Osmanlı Padişahı Sultan Mehmed Vahdeddin de sürgünde bulunduğu İtalya’nın San Remo kentinde 1926’da vefat ettikten sonra buraya defnedildi.
Şam’ı İslâm kültür tarihi açısından önemli kılan bir başka isim de şehrin kuzeyinde kendi adını taşıyan bir mahalledeki camide medfun bulunan Muhyiddin İbn Arabidir. Tasavvuf tarihinde oldukça sıra dışı yeri bulunan İbn Arabi, 1165’te Endülüs’te başlayan hayatını, uzun ve fırtınalı bir serüvenin sonunda 1240’da Şam’da tamamladığında buraya gömülmüştür. Kabrinin, Yavuz Sultan Selim’in Şam’ı fethi sırasında keşfedildiğine inanılır.
Şam şehir merkezi dışında kalan birkaç noktadan da söz etmek gerekirse… Güneye doğru inildiğinde iki önemli mekandan biri, Busra kasabası. Hz. Peygamber’in, henüz 12 yaşında bir çocukken, amcası Ebu Talib ile birlikte geldiği ve Rahib Bahira ile karşılaştığı yerdir Hatta burada, o ünlü görüşmenin gerçekleştiğine inanılan bir kilise de vardır. Busra yakınlarındaki Nevâ kasabası ise hadis ilminin büyük üstadı İmam Nevevi’nin doğduğu, yaşadığı ve kabrinin bulunduğu yerdir.
Humus’ta Halid bin Velid medfundur.İdlib yakınlarında sade bir kabirde “Beşinci Raşid Halife” olarak anılan Ömer bin Abdülaziz kabri bulunmaktadır.
Şam aynı zamanda yüzlerce ehli sünnet otoritesi sayılan alime de ev sahipliği yapmıştır.


