1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. HAKEM “FAUL” YAPAR MI?MEMUR-SEN’İN “SİVİL” KAYBI?

HAKEM “FAUL” YAPAR MI?MEMUR-SEN’İN “SİVİL” KAYBI?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklamı kaldır

  • Bir TOP(lu) ÇEVİRME HİKAYESİ-

Türkiye bir “SAVAŞ EKONOMİSİ” programı uyguluyor. CB Erdoğan iç politikaya odaklı değil; zaten savaş ekonomisi programı uygulamasının da nedeni odağının dışa/Şam’a odaklı olmasından kaynaklanıyor. Mehmet Şimşek’in misyonu da Tasarruf-Kasa-Enflasyon sözlüğü üzere değil; bu halka yüzü dönük kısmın “idare” edilmesi. Şimşek’in asıl misyonu “Savaş ekonomisine rezerv”i hazır tutmak.

Fakat Memurlara zam konusunun iktidarın “Hakem”i tarafından skorlaştırılmasının sebebi Savaş ekonomisi değil!… Temel mesele İşçi-Emekli-Memur arasındaki maaş zemininin/kodlarının/denkleminin bozulması.

Yani Devletin maaş denklemindeki ayar/maya bozuldu. O nedenle kriz zam ile çözülemez. Sadece krizi/yapısal sorunu erteler.

Zaten yüzyıldır Memur ve İşçi arasındaki “Maaş Ligi” hep var ve maçlar bitmiyor! Ancak ilk defa bu ligde skorlar-zamlar, İşçileri şampiyon adayı kılacak şekilde birinci sıraya yerleştirdi. Avarajla da olsa İşçiler şampiyon olacak!… Bu Memur maaşları geleneğinde ilk defa oluyor. İşte asıl Memurlar açısından mesele bu!… Bu ligde hakem İşçilerden yana kartlar çıkarıyor!…

Türk ekonomisi artık İşçi-Memur-Emekli maaş sistemini reform edebilecek veya sistemi yeniden kurabilecek güçte değil; üstelik savaş ekonomisi programı içinde iken imkansız. Dolayısıyla taban fiyat/maaş belirleme kodları ve hatta “aynı işe aynı maaş” gibi fantastik dilekleri karşılayacak bir hal/ahval yok!

( Betimleme ile pekiştirelim. Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendi. CB Erdoğan düğmeleri baştan iliklemeyi reddediyor ve “Gömleğimiz yakasız; kefen gömleğidir!…” diyor!.. )

Hatta daha keskin cümle kurayım: CB Erdoğan savaş ekonomisi programı sebebiyle asla istenen rakamları vermeyecek!… Ayrıca “Ansızın gelebiliriz!” veya “Kılıç kınından çıktı mı kelama yer kalmaz!” spotlarıyla savaşın ekonomisi kadar operasyonunu da dillendiriyorken; ve istese de bu saatten sonra İşçi-Memur-Emekli maaşlarının matematiksel denklemini çözümleyemeyecekken; Memurlar protestoya/greve v.s yönelirse…

Erdoğan bunu “Hainlik” ve “İç Cepheyi zayıflatmak” olarak tarifleyecektir.

Memur-Sen’e gelince; Memur-Sen iki stratejik hatadan geri dönemiyor:

Birincisi; “İyi Polis-Kötü Polis” stratejisinden.
İkincisi; “Memur’u sendika seçmeni sanması”ndan.

Aslında “İyi Polis-Kötü Polis” pozisyonu iktidar-sendika ilişkisindeki misyon kardeşliğinden kaynaklı; bir iş birliğidir. CHP-DSP iktidarında da “Sol” sendikalar aynı rollerdeydi. İktidar değişir; İyi-Kötü Polis formülü devam eder; ancak görevli Polislerin karakolu değişir!…

Bu şu demektir; Memur-Sen bu süreçte “Jübile” yapmak durumunda kalabilir. Jübilenin ilk işareti ise sendika yönetiminin iktidar marifetiyle değiştirilmesidir. CB Erdoğan’ın bu konudaki stratejisini kimse hafife almamalıdır. İkinci belirti Sendika üyelerinden istifa/kaymanın hızlanması. Üçüncü son aşama da Sendika içinde “Değişim” rüzgarının estirilmesi. Çünkü “Kesintisiz Başkanlık” formülü tipik Sol Sendika geleneğidir.

“Memuru Sendika seçmeni sanmak!” aslında yazılı olmayan bir teamül-örfi bir ittifaktır ve de sendika yönetimi ile üye arasında “karşılıklı rıza var!” telkini taşır. İktidarın “Seçmenin cebine para girdi mi; diğer eksiklikleri tolere eder!…” anlayışı gibi sendikanın da “Maaş idare ederse; üye tüm eksikliklerimizi idare eder” anlayışı aynı kapıya çıkar: Politizasyon…

Politizasyon varsa; tek patron vardır: Erdoğan!

CB Erdoğan şunun farkında “Savaş” içinde olan Türkiye’nin İç cephesini güçlü tutmak asla “Laf” ile olmaz! İç cephe beslenmek zorunda!…

Fakat CB Erdoğan’ın siyaset etme siciline/tarihine bakalım: Kriz dönemlerinde Erdoğan “Erteleme Politikası” uygular.

Örneğin; “Siyasi hayatıma mal olsa bile; Memur sayısını azaltacağım; Profesyonel Memur dönemi başlatacağım!” dedi; Ancak aksi yönde hem sayıyı artırdı hem de Kamu işçilerini “Memur gibi” tutan özlük ve yasal haklara getirerek; kadroyu katladı. Emekli de “EYT ihanet demektir; siyasi hayatıma mal olsa da; kimse bana bunu onaylatamaz!…” dedi; fakat onayladı!….

Zaten Politizasyon şudur: Geleceğin normalitesini günün çıkarlarına “Kurban” etmek! Üstelik Erdoğan’ı buna mecbur eden bizzat halk, sendikalar, STK’lardır. Yani aslında “Oy Şantajı” yapan milletin kendisidir!… Bildiğimiz tipik “Türk usulü politika” kültürü.

Dolayısıyla; aslında Memur sendikalarının asıl derdi “İşçi maaşları”dır. Şimdilik memura sakinleştirecek zam değil. İşçi maaşları ile sorun da “hased/rakip” duruşu değil; Maaş sisteminin şirazesinin kaymasından kaynaklı temelde bir krizdir.

Doğru… Ancak tarih bize şunu hatırlatır: Savaş dönemlerinde Liderler uyumsuzları cezalandırır!… Buradaki uyumsuzluktan kasıt “itaatsizler” değildir!… Fedakarlık yapmamaktır!

Diyeceksiniz ki; “Geçim ekonomisi”nin yoksulluk-açlık sınırı altında kalmış geniş halk kitlesi varken; hangi fedakarlık?

Çıtanın üstünde kalmayı başaran iktidar elitinin şovları devam ediyorken ve uyumsuzlara parmak sallayan “Youtuber politikacılar” çoğalmışken; bu nasıl bir fedakarlık türüdür!

Biz söyleyelim: “Birlikte geldik! Birlikte bitireceğiz veya gideceğiz!” fedakarlığıdır!

CB Erdoğan bu fedakarlığa ne diyor: ” Bu dava trenidir! trenden inenler var!… Fakat!…Durmak yok; yola devam!…”.

Yazı uzamasın diye bir “Tren Fıkrası”nı sonraki yazıya bırakıyorum. Yani devam edeceğiz Memur-Sen anatomisine-

HAKEM “FAUL” YAPAR MI?MEMUR-SEN’İN “SİVİL” KAYBI?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!