1. Haberler
  2. Haber Vakti
  3. GÖÇ’en Türkiye olur mu?

GÖÇ’en Türkiye olur mu?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Giriş: Ankara ne zaman New York olur? – Bir “Yer Uzaylısı” olarak Göçmenler –

New York’un son 400 yıllık tarihinde ilk defa “Hint Kökenli Müslüman” biri (Mamdani) Belediye başkanı seçildi. Zafer konuşmasının “Pin kod”u şu cümle oldu: “New York’u Göçmenler kurdu ve yükseltti. Şimdi de bir göçmen yönetecek! Trump! TV’den izlediğini biliyorum; TV’nin sesini aç ve dinle beni…”…

Yeni-Son kitabımız olan “Türkiye’nin Güney Raporu/Milli Cumhuriyet” çalışmamızın özünde “Göçmen/Suriyeliler” konusu vardı.

Türkiye’nin Göçmen Sınavı: Ankara ve Kilis Örneği

Zihinde fragman geçelim: “Bir Suriyeli göçmen Ankara Belediye Başkanlığına aday” olsa; o seçim olur mu?

Mesela Güney sınır ilimiz ve aynı zamanda “Göçmen kapısı” olan Kilis ilinde Suriyeli nüfus daha fazla. Kilis Belediye başkanı bir Suriyeli (Göçmen) Olur mu?

Mesela Türk Devletlerini hep GÖÇ’ebe topluluklar mı kurdu? Mesela Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk’e “Avrupadaki Göçmenler” diyebilir miyiz?

Gelin; New York Belediye başkanı seçilen Mamdami’nin kritik edilmeye değer cümlesine odaklanalım: “Göçmenler kurdu, göçmenler güçlendirdi/yükseltti ve şimdi bir göçmen yönetecek!…”.

1) GÖÇ’ük Altında Kalan Kimlikler: Mülteci ve Göçmen Farkı

Ülkesinde yaşanan savaş, felaketler, şiddet, hayati risk gibi sebeplerle “Geçici” olarak ülkesini terk etmek durumunda kalanlara “Göçmen” demiyoruz! Mesela Suriye iç savaşı sebebiyle gelen Suriyelilere “Göçmen” demiyoruz!… Onlara “Mülteci” diyoruz. Mülteci tarifi: Ülke normalleşince dönecekler…

GÖÇMEN; Hayatını, vatandaşı olmadığı bir başka ülkede geçirmeye karar vermiş ve hedefinde o ülkenin vatandaşı olmak olan kişiye diyoruz.

Göçmenliğin Sosyolojik Transferi

O zaman şu cümle kritik olacaktır: Göçmenlik “Fakirlikten Zenginliğe”, ” Seçeneksiz şartlardan çeşitlenmiş ortama”, ” Rutinden konfora”, “Azdan çoka”, “Basitten Komplekse” transferdir.

Tersten tekrar edelim: İyi olanın daha az iyi olanı vakumlaması; kazancın kaybı davet etmesi, konforun rutine çağrısı, çoğun azı kışkırtması ve en önemlisi de Gücün cazibesinin zayıflığın rüyalaması…

Göçmenin Tanımı: Katan, Üreten ve “Yerel” Olan

New York başkanı seçilen Mamdaminin iddiası nedir? Söz konusu transferde gelenin ( Göçmenin ) geldiği yerden alması değil katması olmuştur; hazıra konması değil olanı çoğaltması söz konusudur, eksiltmesi değil üretmesi durumu vardır ve en önemlisi “Yerli değil ama Yerel olması” gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Göçmen “Kan emen sülük” değil “Kanını vererek; verdiğinde kanı tazeleyen”dir…

Almanya Modeli: Kontrollü Göç ve Siyasi Entegrasyon

Mesela: Avrupa ( Almanya) bir politika gereği ve kontrollü şekilde, tarif edilmiş şekliyle bizden “Göçmen” istedi! Türkiye-Almanya iş birliği örneğine “Göçmen İş birliği”ni ekledi.

Almanya’ya giden onbinlerce Türk Göçmen şimdi Avrupa vatandaşı ve Mandani gibi belediyeden meclise, hükümetten bürokrasiye kadar her yerde varlar!…

Türkiye İçin Kritik Sorular: Mülteciler Göçmen mi Oluyor?

O zaman kritik soru şu: Savaş sebebiyle Türkiye‘ye gelmiş milyonlarca “Mülteci”den kaçı Göçmen oldu! Hatta Türkiye Göçmenleri hangi yöntem ve kriterlere göre Mültecilerden arasında seçip aldı?

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olan kaç Göçmen var ve neredeler?

Suriye‘de savaş bitti… Şimdi milyonlarca Mülteciden kaçı dönecek; kaçı çoktan kendisini “Göçmen” olarak görmeye başladı ve aramızda/ülkemizde vatandaşlık hedefiyle yaşıyor?

Bu arada; Türkiye Suriye’nin yeni inşasında rol almak için; tıpkı Almanya’ya gönderdiği gibi Göçmen gönderecek mi?

Çifte Standardın Anatomisi ve İkircikli Tavır

Tabi, çifte vatandaş olanların kendilerini “Göçmen” kabul etmemesi; hata ülkemizde olduğu gibi ;”Avrupa’da-Amerika’da yaşamayı” yücelten ve çifte vatandaş olmayı / Aslında Göçmenliktir bu ) ayrı bir meziyet olarak sunanların; Suriyeli göçmenlere konusundaki ikircikli tavrı da alt not düşelim…

Sonraki yazımızda bir de ” Batılı ülkelerde Göçmen olmayı” kendilerine ana hedef seçip; hatta kabul edilmek için her fırsatta kendi ülkelerini aşağılayan ” Sonradan görme Göçmenler” konusuna da değineceğiz…

Esed ve Ordusu “Terörsüz Türkiye” Kapsamında mı? -Son Yazı-

– Bir Terör kuluçkası: Göçmenler, Mülteciler ve Azınlık/Mübadele…

Seri yazımızı tamamlayalım:

Türkiye “Terörsüz Türkiye” projesini uyguluyor. Uygulamanın başı, ortası ve sonu PKK’nın feshi ve PYD’nin “müstatakil milis güç” olmasını engellemeye yönelik…Öncelik PKK!

Fakat “Terörsüz” kapsamı PKK ile darlatılamayacağına göre; Türkiye’de “Terör yöntemleri”ne başvuran FETÖ’sünden bazı Sol-Devrimci etiketli örgütlere kadar geniş yelpaze söz konusu olduğuna göre; Öncelik/Popüler gündem PKK odaklı olsa da; aslında kapsam geniş….

“Terörsüz” ifadesi her türlü terörü hem insan hem finans kaynağı olarak sonlandırmak anlamında-vurgusunda kullanılıyorsa; o zaman Terörizmin kaynak olarak kullandığı hangi konular varsa; o konuların tamamı üzerinde tedbir-operasyon yapılıyor olsa gerek…

***

Kuşkusuz konunun özü “Güvenlik-İstihbarat” içerdiğinden; ilgili kurumlar gerekli takibi, tedbiri, operasyonu yapıyordur…

Biz ise bir şeye dikkat çekmek istedik; New York Belediye başkanı seçilen Hint Kökenli Mamdani’nin “New York’u göçmenler kurdu; göçmenler güçlendirdi.. Şimdi de bir göçmen yönetecek! Ey Trump!…” seslenişindeki psikolojiyi-sosyolojiyi deşifre temek ve ülkemize uyarlamak istedik.

Çünkü Trump ” ABD’yi göçmenler zehirliyor, aşağıya çekiyor ve gerçek ABD’lilerin ekmeğini, enerjisini sömürüyor!….O nedenle Göçmenler sorunlarımızın ana kaynağı; bunu çözmedikçe ABD yeniden kurulamaz!” diyordu.

Demek ki, Trump penceresinden bakarsak; Göçmenler, Mülteciler Terörün kuluçkası olma riski kadar ülkelerin gelişmesini geciktiren bir etkisi de var!

Demek ki, Mandani’nin penceresinden bakarsak; Göçmenler özü itibariyle gelişmenin, üretmenin lokomotifidir! Doğru yönetilirse ülkeye ait kalırlar ve liderlik de yaparlar!…

Fakat biz Göçmen, Mülteci ve Azınlık/Mübadele konusuna bir de “Esed Penceresi”nden bakacağız. Çünkü “Esed gitti!… Konu kapandı! Ne Penceresi!…” algısı yaygın. Oysa bölgeyi gezenler, araştıranlar şu gerçeği görür: “Bir de Arap Apo” var!…

***

Çok sade bir soru soralım: Milyonlarca Suriye halkını öldüren ve hatta muhaliflere soykırım yapan “Esed Ordusu” nerede? Esed para dolu çantasını alıp Rusya’ya gitti! Peki “Katil Esed ordusu” nerede?

Bir sadeleştirilmiş soru daha: Suriye iç savaşı boyunca Esed ordusunun milyonları öldürmesini destekleyen ve ölenlerin bunu hak ettiğini ileri süren milyonlarca Esed yanlısı bu halk nerede? İç savaş sebebiyle “Mülteci” sıfatıyla Türkiye’ye gelen halkın arasına karışan Esed’in istihbaratına hizmet eden on binlerce Esed yanlısı ve hatta Mülteci olsa da Esed’i iç dünyasında savunmaya devam eden yüzbinler nerede?

Esed’in çantasına sığmayacağına göre bu ordu, halk…. O zaman nerede?

( Kuşkusuz bu duruma vaziyet eden ilgili kurum ve kuruluşlar vardır… Hatta ortalıkta bombalamalar, suikastler, isyanlar çıkmaması… bu ilgili kurum ve kuruluşların performansından da kaynaklana bilir… Ancak; tıpkı “Kürt(çü) Apo” gibi en az kırk yılımızı heba edecek “Arap(çı) Apo”lar hazırlanıyor!…

CB sayın Erdoğan ne diyordu: “Türkiye Yüzyılını Türklerle birlikte, Kürtlerle ve Araplarla kardeşçe inşa edeceğiz!…”.

Aslında CB sayın Erdoğan zımnen şunu da söylemiş olmakta: “Kürtleri ve Arapları bize karşı kullanmak ve terörün kuluçkası kılmak isteyenlere karşı biz de bu tuzağı boşa çıkarmalıyız ve kardeşçe onlarla birlikte hareket etmeliyiz!…”.

Peki… Esed ordusu, Esed destekçisi halk ve ülkemizde uzun yıllar Esed istihbaratına çalışan on binler… Onlar ne düşünür; hangi hazırlık içindeler bu süreçte ? Sahi… Esed karşıtı havası veren ABD acaba bu eski ordu, halk ile nasıl bir temas içindedir? Özellikle İsrail?…

Çok kısa paragraflarla mevcut tabloyu ortaya koyalım.

***

*** PKK’PYD yakın markajda! Peki Esed ordusu!

PYD’nin Suriye ordusuna dahil olması için çaba var. Peki Esed ordusu da yeni Suriye’ye katılacak mı? Esed ordusu silahsızlaştırılacak ve ordudan atılarak normal sivil hayata mı katılacak? Bu sorun acaba Ahmed Şara’nın mı sorunu; Türkiye’yi en az PKK kadar ilgilendiren bir konu değil mi? Terörsüz Türkiye için Esed ordusu, istihbarat ve halkı için hangi strateji uygulanıyor?

( Aşağıdaki fotoğraf Esed’in organize ettiği Reyhanlı ilçemizdeki terör eylemi olan bombalamadan kalan tablo…)

**

*** Ülkenin vatandaşının çalışmak istemediği alanlarda Göçmenlerin hakimiyeti iyi mi kötü mü ?

Almanya neden on binlerce ve ardında yüzbinleri aşan “Türk işçi” istedi ve onları nerede istihdam etti?… Acaba… Benzer bir süreç mi bizde de yaşanıyor?

Türkiye’de “İşsizlik” sorunu kadar bir de “Bu işte çalışmam!” “Bu iş bana göre değil!” denilerek boşaltılan onlarca alan var… O alanlara, üstelik bizzat vatandaşın kendisi koordine ederek, çalıştırılan Göçmenlerin, zamanla o alanlara hakim olması sebebiyle… Yine vatandaşın mırıldanarak da olsa “Onlar giderse kimse çalışmaz bizimkilerden… Ne olacak durumumuz!” serzenişini hatırlarsak;

Göçmenler kartının aslında bir istihdam stratejisi olma ihtimali yok mu? Özellikle Tarım-Hayvancılık başta olmak üzere bizim vatandaşlarımızın çalışmamakta direndiği her alanda, merdiven altı ucuz iş gücü diyerek, planlı bir uygulama olamaz mı? Yani zımni, örfi bir Vatandaş-Devlet iş birliği ürünü değil mi Göçmenlerin istihdama yerleştirilmesi?

**

*** Her Göçmenin gönlünde “Vatandaş olmak” var? Kriter var mı?

İç işleri bakanlığımız, kamuoyu merak ve baskısı üzerine, kaç kişinin hangi kriterler üzerine Vatandaş yapıldığını açıklar.

Muhalefet , her zamanki politik şom ağzı ile, ” Parayı veren vatandaşlık alıyor!”, ” Göçmenler sınavsız istedikleri Üniversiteye giriyorlar!…”, “Türk işçiler atıldı, yerine yabancılar alındı!…” gibi; işi yine seviyesizleştiren açıklamalar yaparak; iktidarın rahatlamasını sağlıyorlar. Çünkü her salvo, hezeyan, iftira sadece iktidarın ömrünü uzatır…

Oysa sorulması gereken ve ülke yararına olacak kritik sorular var; sahadan çıkarılacak dersler var. Göçmenler de Mülteciler de bir “sistem” ve “Takvim” üzere ele alınmak durumunda.

Peki Türkiye’nin bir “Sistem”i ve”Takvim”i var mı?

Devletin alışkanlıkları var!

Bunlardan biri de Göçmenler, Mülteciler ve Azınlık/Mübadele kategorileridir. Bu alanlarda devletin verdiği cevap hiç değişmemiştir:

“Halkı aşar bu konular!… Herkes işine gücüne baksın!”.

GÖÇ’en Türkiye olur mu?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Analiz Vakti ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!