Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve iktidar mücadelesi üzerine karmaşık siyasi manzarayı anlamak için CHP’nin iç dinamikleri, Erdoğan’ın anayasal sınırları aşma çabaları ve muhalefetin stratejik hamlelerini derinlemesine analiz etmek gerekiyor. İşte detaylı bir değerlendirme:
CHP’nin Aday Belirleme Süreci: İmamoğlu ve Yavaş Arasındaki Gerilim
CHP, cumhurbaşkanı adayını belirlemek için 23 Mart 2025‘te ön seçim yapma kararı aldı. Ancak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bu sürece katılmayacağını açıkladı. Yavaş’ın bu tutumu, parti içinde “adaylıktan vazgeçmediği, ancak stratejik bir hamle yaptığı” şeklinde yorumlanıyor. Buna karşılık, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ön seçimi destekliyor ve tek aday olarak öne çıkma ihtimali yüksek görünüyor.
- Yavaş’ın Stratejisi: Kamuoyu anketlerinde daha popüler olmasına rağmen, ön seçimde CHP üyelerinin oylarının İmamoğlu’na avantaj sağlayabileceği düşünülüyor. Yavaş’ın “parti kararlarına saygılı” olduğunu vurgulaması, olası bir yedek adaylık ihtimalini akıllara getiriyor.
- Tek Aday Riski: Ön seçimde İmamoğlu’nun tek aday kalması durumunda, CHP’nin “tek adamlık” eleştirilerine maruz kalma ihtimali var. Ancak parti yetkilileri, bu süreci “demokratik bir adım” olarak savunuyor.
Erdoğan’ın Adaylık Senaryoları: Anayasa Değişikliği ve Erken Seçim
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın 2028’de yeniden aday olabilmesi için MHP lideri Devlet Bahçeli tarafından anayasa değişikliği talebi gündeme getirildi. Mevcut anayasa, cumhurbaşkanının en fazla iki dönem görev yapmasını sınırlıyor.
- İki Yol:
- Anayasa Değişikliği: TBMM’de 400 milletvekili oyuyla 101. maddenin değiştirilmesi veya referanduma gidilmesi gerekiyor. Ancak Cumhur İttifakı’nın 321 milletvekiliyle bu şansı düşük.
- Erken Seçim: Anayasa’nın 116. maddesi uyarınca, TBMM’de 360 milletvekili oyuyla erken seçim kararı alınırsa, Erdoğan’ın üçüncü kez aday olmasının önü açılabilir.
- Bahçeli’nin Rolü: MHP lideri, Erdoğan’ın “milli bir değer” olduğunu vurgulayarak, siyasi istikrar için adaylığının şart olduğunu savunuyor.
Muhalefetin İktidar Stratejisi: Erken Seçim ve Halk Desteği
CHP, erken seçim çağrılarını sıklaştırarak iktidarı zorlama stratejisi izliyor. Parti Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, halkın %61,5’inin erken seçim istediğini belirterek, adayın erken belirlenmesini “doğal bir sonuç” olarak tanımlıyor.
- Riskler ve Fırsatlar:
- İmamoğlu’nun Yargı Süreci: İmamoğlu’nun siyasi yasak riski, CHP’nin “B planı” olarak Yavaş’ı hazır tutmasını gerektiriyor.
- Halkla Direkt İletişim: CHP, belediyeler üzerinden (örneğin İzmir’deki yönetim eleştirileri) iktidarı zayıflatmayı hedefliyor. Ancak Erdoğan, CHP’li belediyeleri “başarısızlıkla” suçlayarak bu stratejiyi baltalıyor.
Muhalefetin Siyasi Manipülasyon ve Hukuki Tuzakları
Muhalefet, iktidarın “hukuku araçsallaştırdığını” öne sürerek, adaylık sürecinde yargısal engellemelerden endişe ediyor. Özellikle İmamoğlu’nun “halkın desteğini alarak yargıyı etkisizleştirme” planı, CHP’nin temel stratejilerinden biri. Ancak Erdoğan’ın “İzmir’i perişan etmekle” suçladığı CHP’li yönetimler, muhalefetin yerel başarısını gölgelemeye çalışıyor.
Sonuç: İktidar Yolunda Kırılma Satranç Oyunları Devam edecek
- CHP’nin Kritik Adımı: 23 Mart’taki ön seçim, hem parti içi birliği test edecek hem de Erdoğan karşısında kimin duracağını netleştirecek.
- Erdoğan’ın Hamleleri: Anayasa değişikliği veya erken seçimle üçüncü dönem hedefi, muhalefetin “hukuk mücadelesini” zorunlu kılıyor.
- Halkın Tercihi: Mansur Yavaş’ın anketlerdeki popülaritesi, CHP’nin stratejik esnekliğe ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Not: Bu karmaşık siyasi satrançta, hem CHP’nin iç çekişmeleri hem de iktidarın anayasal manevraları, Türkiye’nin gelecek seçimlerdeki kaderini belirleyecek. “Entrikanın en kralı”nı kimin oynayacağı ise zamanla ortaya çıkacak.





















