“BUTLAN” mı “BUHRAN” mı? – Tunç Soyer – Cemil Tugay Denklemi
İzmir’de başlayan ve siyaset gündemini sarsan operasyon, basit bir yerel mesele mi yoksa çok daha büyük bir denklemin parçası mı? Tunç Soyer’in gözaltına alınmasıyla fitili ateşlenen süreç, 2023 seçimleri öncesine dayanan planları ve karşı hamleleri gün yüzüne çıkarıyor.
İzmir’de Başlayan Siyasi Deprem
İzmir’de, yine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyelerinin şikayeti üzerine başlatılan bir operasyon dalgası yaşandı. Başta eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer olmak üzere birçok CHP’li ve belediye yöneticisi gözaltına alındı. Siyasi kulisler bu gelişmeyle çalkalanırken, kamuoyunun heyecanla beklediği “BUTLAN KRİZİ” davası ise Eylül ayına ertelendi. Bu durum, mevcut siyasi atmosferdeki gerilimi daha da artırdı.
2023 Seçimleri ve Perde Arkasındaki “Küresel Oyun” İddiası
Büyük fotoğrafa odaklandığımızda, 2023 seçimlerine yönelik kapsamlı bir “DIŞ/KÜRESEL OYUN” kurgulandığı iddia ediliyor. Bu planın temel hedefleri şunlardı:
1) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve mevcut iktidarı devirmek.
2) Yeni iktidar ile birlikte 23 yıllık AK Parti dönemini tamamen itibarsızlaştırmak.
3) Türkiye’nin son yıllardaki kazanımlarına operasyon çekerek ülkeyi “YENİDEN NATO, YENİDEN ABD, YENİDEN BATICILIK” eksenine oturtmak.
Özgür Özel’in “Biz iktidara geliyoruz ve tarih ‘Jön Türkler iktidara geldi!’ diye yazacak!” sözü, bu senaryonun bir yansıması olarak görülüyordu. Plana göre, yeni Cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu olacak, CHP’nin başına ise Özgür Özel geçecekti. 2019 yerel seçimlerinden sonra oluşan iklimde bu senaryonun gerçekleşeceğine o kadar kesin gözüyle bakılıyordu ki, İmamoğlu’nun sadece İBB’nin değil, İzmir başta olmak üzere birçok büyükşehir belediyesinin kaynaklarını “müstakbel başkanın talepleri” doğrultusunda organize ettiği öne sürülüyordu.
Devlet Aklının Karşı Hamlesi: Kayıtlar ve Zamanlama
Ancak bu planı kuranların hesaba katmadığı önemli bir faktör vardı: Devlet aklı. Devlet mekanizmasının da kendi hazırlıkları ve karşı senaryoları bulunur. Özellikle Suriye’deki olası gelişmelere karşı pozisyon almak ve iç siyasette bu pozisyonu zayıflatacak herhangi bir hamleye izin vermemek gibi öncelikler mevcuttu. Bu kapsamda, iddialara göre 2019’dan beri CHP’li belediyelerdeki tüm gelişmeler detaylı bir şekilde kayıt altına alınıyor ve operasyon için doğru zaman bekleniyordu.
Bahçeli’den Gelen Kritik Çağrı ve İmamoğlu’nun Yeni Stratejisi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimleri yeniden kazanması, tüm planları altüst etti. İmamoğlu, kendisine yönelik tutulan kayıtların bir operasyona dönüşeceğini öngördü. Kendisini sürdürülebilir bir siyasi figür olarak korumak ve CHP’nin bir sonraki cumhurbaşkanı adayı olabilmek için acilen “Kılıçdaroğlu gitmeli! CHP Yenilenmeli!” stratejisini devreye soktu.
Tam bu kritik süreçte, Devlet Bahçeli’den tıpkı geçmişte Öcalan’a yaptığı çağrı gibi stratejik bir hamle geldi. Bahçeli, İmamoğlu’na “Çık aday ol!” çağrısında bulundu. Bu çağrının alt metni açıktı: “Hakkındaki kayıtlar tamamlanmak üzere, tek seçeneğin adaylığını ilan ederek süreci siyasallaştırmak.”
İmamoğlu, bu çağrıyla birlikte kendisini bekleyen ufku net bir şekilde gördü: Tutuklanacaktı. Bahçeli’nin kendisini sürüklediği konuma sığınarak “Ben Cumhurbaşkanı adayı olduğum için içeri atıldım!” stratejisini benimsemek zorunda kaldı. “Geliyorum” diyen operasyona karşı ön almak adına bu süreci Özgür Özel üzerinden organize etti ve bugünkü siyasi tablo şekillendi.





















