NATO, Ankara’da gerçekleştirilecek Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde yeni güvenlik mimarisini şekillendirmeye hazırlanıyor. NATO Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Ruxandra Popa Berti’nin değerlendirmeleri, Türkiye’nin İttifak içindeki askeri, siyasi ve stratejik rolünün giderek daha fazla ön plana çıktığını ortaya koyarken, zirvenin ana gündeminin ise alınan kararların uygulanması olacağına işaret ediyor.
NATO Zirvesi Sadece Bir Toplantı Değil
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ile hemen öncesinde İstanbul’da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi, İttifak açısından son yılların en kritik buluşmalarından biri olarak görülüyor.
Güvenlik tehditlerinin çeşitlenmesi, Avrupa’daki savunma anlayışının değişmesi ve hibrit savaş yöntemlerinin yaygınlaşması nedeniyle NATO artık yalnızca askeri bir ittifak değil; siyasi dayanışma, savunma sanayisi ve ekonomik sürdürülebilirliği birlikte ele alan yeni bir güvenlik modeline yöneliyor.
NATO Parlamenter Asamblesi Genel Sekreteri Ruxandra Popa Berti, mevcut tabloyu şu sözlerle özetliyor:
“Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana karşı karşıya kaldığımız en karmaşık ve en tehlikeli güvenlik ortamındayız.”
Bu değerlendirme yalnızca Ukrayna savaşına değil; deniz altı iletişim hatlarına yönelik sabotajlardan siber saldırılara, hibrit tehditlerden bölgesel krizlere kadar uzanan geniş güvenlik yelpazesini kapsıyor.
Güvenlik Ortamı Değişti, NATO da Değişiyor
Son yıllarda NATO’nun tehdit algısı klasik kara savaşlarının çok ötesine taşındı.
Artık;
- Hibrit saldırılar,
- Siber operasyonlar,
- Kritik altyapılara yönelik sabotajlar,
- Enerji güvenliği,
- Deniz ulaştırma hatları,
- Dezenformasyon kampanyaları,
ittifakın savunma planlarının merkezinde yer alıyor.
Berti’nin ifadelerine göre müttefik ülkeler son yıllarda savunmaya yaklaşık 1 trilyon dolar ek yatırım yaptı.
Bu yatırımların temel amacı ise sadece daha fazla silah üretmek değil; caydırıcılığı artıracak yeni askeri kabiliyetleri hızla oluşturabilmek.
Türkiye Neden Bu Zirvenin En Kritik Ülkelerinden Biri?
Ankara’daki zirvenin Türkiye’de yapılması yalnızca ev sahipliği anlamına gelmiyor.
Türkiye son yıllarda;
- savunma sanayisindeki üretim kapasitesi,
- insansız hava araçları,
- kara ve deniz platformları,
- mühimmat üretimi,
- NATO operasyonlarındaki aktif rolü
nedeniyle İttifak içinde daha görünür bir konuma yükseldi.
Berti de bunu açık ifadelerle dile getiriyor:
“Türkiye, 1952’den bu yana NATO müttefikidir. İttifak’ın temel üyelerinden biridir.”
Ayrıca Türkiye’nin savunmaya milli gelirinin yüzde 2’sinin üzerinde kaynak ayırdığına dikkat çeken Berti, ülkenin askeri kapasitesini de “inanılmaz” olarak nitelendiriyor.
NATO’nun Üç Ölçütünde Türkiye Öne Çıkıyor
NATO’nun ülkeleri değerlendirirken üç temel kritere baktığını belirten Berti şu ifadeleri kullanıyor:
“Biz NATO’da üç temel ölçüte bakıyoruz: Kaynak, kabiliyet ve katkı. Bu üç başlığın tamamında Türkiye’nin güçlü bir müttefik olduğunu açıkça görebilirsiniz.”
Bu üç başlık aslında Türkiye’nin son yıllarda savunma politikalarında attığı adımların uluslararası yansımasını da gösteriyor.
Türkiye yalnızca bütçe ayıran bir ülke değil;
- operasyonlara asker gönderen,
- NATO görevlerine aktif katılan,
- terörle mücadelede sorumluluk üstlenen,
- savunma teknolojisi geliştiren
ülkeler arasında bulunuyor.
Ankara Zirvesinde Asıl Mesaj “Uygulama” Olacak
Berti’ye göre Ankara Zirvesi’nin en önemli konusu yeni kararlar almak değil.
Asıl mesele daha önce alınan kararların hayata geçirilmesi olacak.
Bu kapsamda;
- savunma bütçelerinin artırılması,
- askeri kabiliyetlerin geliştirilmesi,
- üretim kapasitesinin yükseltilmesi,
- savunma sanayisinin güçlendirilmesi
zirvenin temel gündem maddelerini oluşturacak.
Berti bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Başarının ilk göstergesi savunmaya daha fazla yatırım yapmayı sürdürdüğümüzü ortaya koymak olacak.”
Savunma Sanayisi Artık Ekonominin de Parçası
Ankara Zirvesi’nin dikkat çeken başlıklarından biri de savunma sanayisinin ekonomik boyutu olacak.
Son yıllarda birçok NATO ülkesi savunma yatırımlarını yalnızca güvenlik değil;
- sanayi,
- teknoloji,
- ihracat,
- yüksek katma değerli üretim
başlıklarıyla birlikte değerlendiriyor.
Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği savunma sanayisi ekosisteminin de zirvede önemli örneklerden biri olması bekleniyor.
Berti bu konuda şunları söylüyor:
“Güçlü savunma sanayisi ekosistemine sahip Türkiye’de yapılacak zirvenin bu açıdan da önemli bir mesaj vereceğini düşünüyorum.”
Parlamentoların Rolü Daha Fazla Öne Çıkıyor
İstanbul’da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi ise hükümetlerin aldığı kararların yasama süreçlerine nasıl aktarılacağını ele alacak.
Savunma bütçelerinin onaylanması,
yeni askeri yatırımların finansmanı,
savunma sanayisini destekleyecek yasal düzenlemeler,
tedarik süreçlerinin hızlandırılması
gibi başlıklar parlamentoların gündeminde olacak.
Berti bu süreci şu sözlerle özetliyor:
“Savunma harcamalarının devamını sağlayacak bütçeleri parlamentolar onaylıyor. Savunma kabiliyetlerini daha hızlı edinebilmek için tedarik mevzuatını parlamentolar değiştiriyor.”
Avrupa’da Yeni Güvenlik Dengesi Kuruluyor
Berti’nin açıklamalarında dikkat çeken bir diğer unsur ise Avrupa’nın gelecekte savunma alanında daha fazla sorumluluk üstleneceğine yönelik değerlendirmeler oldu.
Özellikle Avrupa ülkelerinin, Kanada’nın, İngiltere’nin, Türkiye’nin ve Norveç’in daha güçlü askeri kapasite oluşturmasının transatlantik güvenlik dengesini yeniden şekillendireceği belirtiliyor.
Bu yaklaşım, NATO içinde yük paylaşımı tartışmalarının önümüzdeki yıllarda daha da yoğunlaşacağının işareti olarak değerlendiriliyor.
Değerlendirme
Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, yalnızca diplomatik bir buluşma olmanın ötesinde, İttifak’ın gelecek on yıla yönelik güvenlik stratejisinin uygulama aşamasına geçişini simgeleyecek.
Türkiye ise hem coğrafi konumu hem gelişen savunma sanayisi hem de NATO operasyonlarındaki aktif rolü sayesinde bu yeni dönemin merkez ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Savunma yatırımlarının artırılması, üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve siyasi kararların hızla uygulanması yönündeki beklentiler, Ankara Zirvesi’nin sonuç bildirgesine de yön verecek temel başlıklar arasında yer alacak.
Muhabir: Analiz Vakti Haber



