Hazreti Eyüp Peygamber
İmtihan deyip geçme peygamber ilmidir. Sağlık-sıhhat, tevhid-cihat kadar önemlidir. Çünkü imtihan halin devrimin mayasına hakim kılınır. O yüzden zafer öncesi çığlık sabır çığlığın kendidir. Dünya onu yüzü suyu hürmetine varken neden çileli yaşam öf demezler. Öf demezler çünkü Rablerine teslimiyetle boyun eğmişler. Sağlık hali elden düşünce de şartsız itaat etmişler.
Düşünsene sermayen varken yok olmuş. Sevdiklerin ölmüş tek kalmışsın. Her yerin yaralar içinde kalmış kurtlanmışsın. Yetmemiş nefsini gönlünden suçlamışsın. Hangi sabrın halidir yarandan düşen kurdu yerden alıp geri yaraya koymak. Hangi aşkın arzudur açık yaraya tuz basmak. Hangi aşkın onurudur sevdiklerine vuslatı yakıştırmak.
Daha sorulacak binlerce soru var gönülden gelen. Sevgiye dair bir şeyler duymak istiyorsan beni gönlünden dinle. Bir yaşamı yazıyorum ben yazarken sen hislen. Sabır makamın tahtındasın sen Eyüp Peygamber.
Sen benim vücudumda beliren derdin şifa yanı sın. Dert bende derman duruşunda yansıyandır. Koptuğum zaman bir anda belirir sabrın utanırım. Göz çukurlarımdaki gül gamzemdeki papatyaları her akşam sularım.
Suların hikmeti hikmetli hal taşır. Nasıl mı? Şöyle anlatayım:
Bunda hikmetin nail olmasındaki tek sebep imtihanı sabırla geçmek olmasıydı. Sabrederken isyanla değil sükût ederek sabretti. Peki ya biz? Rabbin imtihanına maruz kalınca şikâyetlerin her biri bir yerden göğe yükseliyor. Hatta arşa değiyor.
Gelelim mi bu günümüze? Hastalıklar çoğaldı fakat derde söver olduk iyi mi? Bu dertlerden sebep peygamberlerimizi tanımaz olduk iyi mi? Onlar hangi yolu izlemişler hangi çilede neyi denemişler ilgilenmez olduk iyi mi? Saygımızı yitirir olduk sabrımıza öfke kusar olduk iyi mi? Derdin en çetinine çok mütevazi bir teslimiyetle yaklaşırken Peygamberler, bizler imtihanın en cılızında dahi tahammülsüzlükten eleniyoruz iyi mi? Verdiğinin şükrünü yapabildik mi de aldığının isyanını yapar olduk iyi mi?





















