Orta Doğu’da güç dengesi, uzun yıllardır hassas bir konu olarak gündemde yer alırken, nükleer müzakereler bu dengeyi şekillendirmede kritik bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, 18 Mayıs 2025 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi, bölgedeki diplomatik çabaların önemli bir parçası olarak dikkat çekiyor.
Görüşmede, İran’ın nükleer programına yönelik devam eden müzakereler ele alındı. Bu görüşme, Avrupa ülkeleri ile İran arasında Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da ve Antalya’da düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı’nda yapılan nükleer görüşmelerin ardından gerçekleşti.
Türkiye’nin arabuluculuk rolü, bölgedeki istikrar arayışında kritik bir öneme sahip.
İran’ın Nükleer Programı ve Uluslararası Tepkiler İran’ın nükleer programı, yıllardır uluslararası toplumun en çok tartıştığı konulardan biri. Programın askeri amaçlarla kullanılabileceği endişesi, küresel güvenlik açısından ciddi kaygılar doğuruyor.
Bu nedenle, 2015’te imzalanan **Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA)**, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlamayı ve buna karşılık uluslararası yaptırımları hafifletmeyi hedefleyen bir anlaşma olarak ortaya çıktı. Ancak, ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesiyle JCPOA’nın geleceği belirsizleşti. İran’ın nükleer faaliyetlerini artırması, yaptırımların devam etmesi ve Avrupa ülkelerinin anlaşmayı kurtarma çabaları, müzakereleri karmaşık bir hale getirdi.
Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü
Türkiye, hem coğrafi konumu hem de diplomatik ilişkileri sayesinde bölgede benzersiz bir konuma sahip. **NATO üyesi** bir ülke olarak Batı ile güçlü bağları bulunurken, İran ile tarihsel ve kültürel yakınlığı, Türkiye’yi nükleer müzakerelerde güvenilir bir arabulucu yapıyor. İstanbul ve Antalya’da ev sahipliği yapılan toplantılar, Türkiye’nin bu rolünü somutlaştırdı. İstanbul’daki görüşmelerde Avrupa ülkeleri ile İran arasında önemli temaslar kurulurken, Antalya’daki NATO toplantısı da nükleer meselenin küresel boyutunu gözler önüne serdi. Türkiye, bu süreçte taraflar arasında diyalogu kolaylaştırarak bölgesel istikrarı desteklemeyi amaçlıyor.
Fidan-Arakçi Görüşmesi: Neler Konuşulmuş Olabilir?
18 Mayıs 2025’teki telefon görüşmesinde, Fidan ve Arakçi’nin **JCPOA’nın yeniden canlandırılması**, İran’ın nükleer taahhütlere uyumu, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel güvenlik gibi konuları ele aldığı tahmin ediliyor. Türkiye, İran’ın uluslararası toplumla ilişkilerini normalleştirmesi için bir köprü vazifesi görebilir. Görüşme, önceki toplantılarda ortaya çıkan fikirlerin değerlendirilmesi ve ileriye dönük adımların planlanması açısından da önemli bir fırsat sunmuş olabilir. Bölgesel ve Küresel Etkiler Bu görüşmelerin sonuçları,
Orta Doğu’daki güç dengesini doğrudan etkileyebilir. Başarılı bir müzakere süreci, İran’a yönelik yaptırımların azalmasına ve bölgedeki gerilimin düşmesine yol açabilir. Ayrıca, enerji piyasalarındaki belirsizliklerin azalmasıyla küresel ekonomi de olumlu etkilenebilir. Türkiye’nin bu süreçteki aktif rolü, ülkenin bölgesel liderlik iddiasını güçlendirirken, diplomatik prestijini de artırabilir.
Sonuç: Diyalog ve İstikrar Arayışı Türkiye ve İran arasındaki bu kritik görüşme, nükleer meselenin çözümüne yönelik umut verici bir adım olarak görülebilir. Bölgesel barış ve istikrar için diyaloğun sürmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin arabuluculuk çabaları, hem İran hem de uluslararası toplum için kazan-kazan bir zemin yaratabilir. Ancak, sürecin başarısı, tarafların uzlaşma iradesine ve sabrına bağlı olacak.



