Avrupalılar Granada kütüphanesindeki bir milyon cilt kitabı Babü’r-Remle Meydanı’nda yakmamış olsalardı der ve ilave eder, nobel ödüllü ünlü Fransız fizikçi Pierre Curie: “Müslüman Endülüs‘ten Bize 30 Kitap Kaldı, Atomu Parçaladık. Şayet Yakılan Milyonlarca Kitabın Yarısı Kalsaydı, Çoktan Galaksiler Arası Seyahate Ediyor Olacaktık.”diye iç geçirir..
Hayranı olduğumuz muasır medeniyyet diye öğdüğümüz batı ise Müslümanların şakika medeniyeti Endülüs bilgisi üzerine inşa edildi..
Biz ise model olarak uygulamadığımız hiç bir eğitim modeli kalmadı..
Öz kaynaklara dönme zamanı gelmedi mi? Dünyayı aydınlattık kendimiz karanlıktayız.. Öze dönmek, kendi kişiliğine dönüş ve geçmişte kültür yapan, medeniyet kuran yaratıcı, etkin ve öncü ruh’u solumak değilmidir?..
Öze dönüş derken kendi zaaf, fesat, sapma ve anlamsızlığımızı batı’nın üzerine atıyor değilim.. Bizim bu durumumuz batıyı taklit ettiğimiz için değil, batıyı tanımadığımız içindir Batının bilinçli taklitçisi olsaydık hâlâ sistem arayışı içinde olmazdık.. diye düşünüyorum..
Peki; Endülüs‘te okullarda ve üniversitede hangi eğitim metodu uygulandı bilirmisiniz?… Ben sadece genel hatlarıyla paylaşmak istiyorum…
Şöyle ki;
Endülüs döneminde okullar bahar aylarına denk gelen “Rebiülevvel” ayında başlardı.
Beş yaşını doldurmuş çocuklar için okul sabah saat yedide, diğer çocuklar için sabah altıda başlardı.
Çocuk ilk yıllarda harfleri öğrenir, sonra yazmayı öğrenir, sonra Kur’an’ın bir kısmını ezberler, daha sonra fen bilimlerini bitirir. sonra diğer bilimlerde not alır ve 15 yaşına geldiğinde bir uzmanlık seçme şansına sahiptir.
Bu ister din alanında olsun, ister hukukçu olsun, isterse matematik, tıp, veterinerlik, astronomi, tarım ve diğerleri gibi dünyevi bilimlerde uzmanlaşsın.
Eğitim Endülüs’ün tüm çocukları için kızlar da dahil ücretsiz ve zorunluydu.
Avrupalılar ve kralları’da dahil, mükemmel barınma, yemek ve eğitim kalitesi yüksek eğitim sisteminin mevcut olması nedeniyle çocuklarını Endülüs’teki okullara ve üniversitelerine göndermek için çırpınırlardı
Cuma günü tatil olduğundan ders saatleri o gün beş saatti.
Öğretim dokuz ay sürer ve bilimlerin çoğu deneysel olarak, yani sınıf dışında, özellikle doğa bilimleri ve hayvan bilimleri, yani tarlalarda, ormanlarda, hayvan çiftliklerinde ve diğerlerinde uygulanmıştır.
Bu uygulamalar Batı tarafından Endülüs’ten alınmıştır ve yaşa ve bayramlara bağlı olarak küçük değişikliklerle günümüze kadar uygulanmaktadır…
Şu söz Endülüs duvarında yazılıdır..
Lâ galîbe illallah
(Allah’tan başkası galip gelemez ve Allah’tan başka hakim yoktur)
