Tevhidin İki ucu… (Hazreti İbrahim Peygamber…)

IMG-20250907-WA0006

Hazreti İbrahim Peygamber;
Hazreti İbrahim’den Hazreti Muhammed’e; Tevhidin İki Ucu;
“Gerçekten İbrahim, ümmetti…” (Nahl, 16/120)

İnsanlık tarihi, bir çizgi değil; bir döngü gibidir.
Çağlar değişse de insanın sınavı aynı kalır.
Ve o sınavın merkezinde hep aynı çağrı vardır;
“La ilahe illallah” – Allah’tan başka ilah yoktur.

Bu çağrının en köklü temsilcilerinden biri Hazreti İbrahim (a.s.), diğeri ise onun soyundan gelen son peygamber Hazreti Muhammed (s.a.v.)’dir.
Aralarında asırlar olsa da, verdikleri mücadele aynı hakikat mücadelesidir.

Bu iki peygamberin hayatına baktığımızda, sadece tarihî bir akrabalık değil; imanî, ahlakî ve toplumsal bir süreklilik de görürüz. Onların yaşadığı dönemler ile içinde bulunduğumuz çağ arasında da şaşırtıcı benzerlikler bulunmaktadır.

Hazreti İbrahim’in Dönemi;
Putlarla Dolu Bir Dünya;

Hazreti İbrahim, Babil topraklarında putperest bir toplumda dünyaya geldi. Toplumun ileri gelenleri, atalar diniyle övünürken, İbrahim henüz genç yaşta tevhidin sesini duyurdu.

Babası Azer bir put ustasıydı.

Halk, elleriyle yaptıkları putlara tapıyor, sonra da o putlardan medet umuyordu.

İbrahim, mantıkla ve hikmetle bu düzeni sorguladı.

“Ben batıp gidenleri sevmem,” dedi (En’am, 76).

Sonunda putları kırdı, halkı hakikate çağırdı.

Bugünle Benzerlik;
Bugün de insanlar, elleriyle yaptıkları “modern putlara” tapıyor:
Markalar, ideolojiler, kariyerler, sosyal medya takipçileri…
Her çağın putu farklı ama tevhid düşmanlığı aynı.

Hazreti Muhammed (s.a.v.); İbrahim’in Mirasçısı

Hazreti Muhammed (s.a.v.), soy olarak da mesaj olarak da Hazreti İbrahim’in izinden gelen son halkadır.

Araplar, Hazreti İbrahim’in oğlu İsmail (a.s.)’in soyundandır.

Kâbe’yi inşa eden İbrahim ve İsmail’dir.

Hazreti Peygamber, kendisini “ben atam İbrahim’in duasıyım” diyerek tanımlar.

Kur’an da bunu şöyle teyit eder;

“İbrahim, ne Yahudi idi ne Hristiyan. Fakat o, Allah’ı birleyen hanif bir Müslümandı…” (Âl-i İmran, 3/67)

Ve yine;

“Sonra sana, din konusunda İbrahim’in yoluna uymanı vahyettik.” (Nahl, 16/123)

Akrabalık sadece nesebî değil; misyon itibariyle de süreklilik arz eder.
Hazreti İbrahim, putlarla savaştı.
Hazreti Muhammed, Kâbe’yi putlardan temizledi.
İkisi de “tek Allah’a kulluk” için mücadele etti.

Ortak Mesajlar: Tevhid, Ahlak, Direniş;

Tevhid Mücadelesi;
Her iki peygamber de çok tanrılı inançlarla mücadele etti.
Bugün de insanlık, çok ilahlı bir modern şirk içinde kıvranıyor:
Ego, para, teknoloji, ideoloji.

İbrahim ve Muhammed’in çağrısı hâlâ geçerli;
“Allah’tan başka ilah yoktur. Ona teslim olun.”

Ahlaki Islah;
İbrahim’in kavmi zulüm içindeydi.
Muhammed’in kavmi de kız çocuklarını diri diri gömüyor, güçsüze zulmediyordu.
Bugün ise zulüm şekil değiştirdi ama özünde aynı kaldı:

Modern kölelik,
Sömürü düzeni,
Adaletsizlik…

Bu çağın da İbrahim’lere ve Muhammedî bir ahlaka ihtiyacı var.

Direniş ve Sabır;

İbrahim, Nemrud’un ateşine atıldı.
Muhammed, Ebu Cehillerin boykotlarına, hakaretlerine, işkencelerine maruz kaldı.

Ama onlar yılmadı.
Ve Allah buyurdu;

“Ey ateş! İbrahim için serin ve selamet ol.” (Enbiyâ, 69)
“Üzülme ya Muhammed, Allah seninle beraberdir.” (Tevbe, 40)

Bugün de hakikat yolcuları, ateşin ortasında yürümeye devam ediyor.
Aynı sabır, aynı tevekkül, aynı teslimiyetle…

Bugüne Dair Evrensel Mesajlar;

İnançların modası olmaz, hakikat eskimez.

Bugün “modernlik” adına dine, ahlaka ve tevhid anlayışına savaş açılmış durumda. Ama Hazreti İbrahim ve Hazreti Muhammed, bize şunu gösteriyor;

Hakikat modaya değil, vahye uyar.

Akrabalık sadece kan bağı değil, davaya sadakattir.

Peygamberlerin izinden gitmek, sadece onları anmak değil; onların ahlakıyla ahlaklanmaktır.
Bugün İbrahim’in soyundanız demek kolay; İbrahim gibi olmak zor.

Her çağda putlar vardır, ama her çağın da bir İbrahim’i olur.

Bugün sosyal adaletsizlik, tüketim çılgınlığı, manevî boşluk çağında yaşıyoruz.
Bu çağın Nemrudları; ekranlarda, sistemlerde, zihinlerde…
Ama ateşe atılmayı göze alan bir İbrahim çıkarsa, ateş yine serin olur.

Sonuç mu;
İki Peygamber, Bir Davet, Tek Hakikat;
Hazreti İbrahim ile Hazreti Muhammed arasında hem bir soy bağı, hem bir iman zinciri, hem de bir misyon devamlılığı vardır.
Onların ortak çağrısı zamanlar üstüdür;

“Allah’a teslim olun. Hakikate dönün. Putları kırın. Zulme boyun eğmeyin.”

Bu çağda iman etmek; ateşe yürümek gibidir.
Ama o ateşi serin kılan Rabbimiz, hâlâ bizimledir.

Sen bu medeniyetin hangi yanısın.
Yıkan mısın yoksa yapan taraf mısın.
Edep inşaasında imha mısın ihya mısın.
Nemrud’un odunu mu yoksa Sögütte Çınar mısın…

Exit mobile version