Eser miktarda kaldıklarını da düşünsem CHP içinde hâlâ var olduklarını düşünüyorum. Ne yazık ki sesleri çıkamıyor. Eski genel başkanlar bile ‘şaibeyi aklama kurultayında’ gıklarını çıkarmadı. Kılıçdaroğlu dışındakilerin bu kategoride olduğunu varsayıyorum. Kılıçdaroğlu’na itirazım, onun da yolsuzluğa bulaştığına inandığımdan değil. Başta genel başkanlığa gelişi olmak üzere yaptığı pek çok işin ‘dürüstçe’ olmadığını düşündüğümden.
Ben CHP’lileri dört kategoride sınıflandırıyorum. Birincisi partiyi kendilerine menfaat temin etmek için kullananlar. Bunların kimi maddi çıkar, kimi kariyer kimisi de her ikisinin peşinde. Suça bulaşanlar bunlar. Muhtemelen ellerinde birbirlerine karşı kasetler de var. Şu anda parti yönetimini ellerinde tutuyorlar.
İkinci kategori rövanşistler. Bunlar AK Partinin başarılarını ve kendi çaresizliklerini hazmedemeyip kinlenen, hırslananlar. Bunlara göre AK Partinin ve Erdoğan’ın devrilmesi için şeytanla iş birliği dahil her şey yapılmalı. Emperyalist odaklarla, Türkiye düşmanlarıyla, FETÖ ve CIA hatta İsrail ile, terörist unsurlarla ve doğal olarak ‘götürücülerle’ dahi hemen herkesle AK Parti ve Cumhur İttifakı aleyhine ittifak yaparlar. Yapılabilecek her türlü sabotaj, söylenebilecek her türlü yalan, atılabilecek her türlü asılsız iddia mübah. Yolsuzluğa karışanlara en büyük destek bunlardan geliyor. ‘Çalsınlar n’olacak, Erdoğan’ı devirsinler de’ anlayışındalar.
Hâlâ namuslu ve dürüst kalabilmiş olanlar üçüncü kategori. İlk ikisi bunları ‘enayi’ gibi görüp kullanmaya çalışıyorlar. Ne yazık ki sesleri çıkamıyor, parti içinde etkinlikleri yok. Örgütlü de değiller. Ses çıkaracak olsalar partiden atılıyor ya da ayrılmak zorunda bırakılıyorlar. Parti içindeki yozlaşma o raddede ki partiyi yenileyip sahip oldukları gerçek ideoloji ve değerler üzerine yeniden oturtma şansları yok. Eriyip gitmeye mahkûmlar.
Dördüncü kesim, hiç alınmasınlar ama ‘zavallı’ görüp acıdıklarımdır. Bunlar, Halk TV, Sözcü ve NOW gibi manipülasyon merkezlerinden dolduruşa getirilenler. Gerçekliğe kapalı, her türlü yalana kanmaya açık, fazla (hatta hiç) araştırmayan, kendilerine ‘parti uyanıkları’ tarafından verilen her hapı yutmaya razı ve hazırlar. Bu kesim daha çok politikayla fazla ilgili olmayıp parti tabanının çoğunluğunu oluşturuyor.
Bu tablo CHP için bir kurtuluş sinyali vermiyor. Zaten gidişattan da belli. Partinin gele gele, geldiği yer CB adaylarından birinin eski ANAP’lı, şimdi de akıllara sığmayacak yolsuzluklara bulaşmış, diğerinin ise eski bir MHP’li olması. Kendi içlerinden aday çıkarmaya mecalleri yok. AK partinin eski Cumhurbaşkanı Abdullah beyin arkasından bile o kadar koştular. Ama Abdullah bey ‘garanti’ görmediği için yanaşmadı. Çaresizlikten Ekmeleddin beyi desteklemek zorunda kaldılar. Muharrem beyi harcamak için ortaya attılar. Kemal beyin başarılı olduğunu kabul etmek lazım. Her ne kadar kendi aklından çok ‘ulusal ve uluslararası karar vericilerin’ aklıyla hareket etmiş olsa da yine de ‘Erdoğan düşmanlığı’ çerçevesinde bütün memnuniyetsizleri toplamayı başardı.
Bu haliyle CHP’nin bir geleceği yok. Önü sonu hezimet. Dürüst ve namuslu CHP’lilerin bile midesinin kaldırmadığı durumlar söz konusu. Bir başka oluşum CHP’nin hüsrana uğramış cefakâr, vefakâr kitlesini kucaklayabilir mi? O da bozulmanın dozajına bağlı. Erdoğan düşmanlığı ile gidilecekse zaten gerek yok. Bakın İYİ Partinin haline. Hangi durumda.
Analiz; Firuz Türker


