AK PARTİ VE SESSİZLEŞTİRME?

FB_IMG_1757580505152

İktidar “CHP Operasyonun”da Muktedir Olacak mı?
CHP’yi Kim Yönetmeli?
“Terörsüz Türkiye” Kimleri Terbiye Etmek Zorunda?

AK Parti 23 yıldır iktidarda. Bu kadar uzun süre kesintisiz iktidarda olan bir Partiden beklenen “Sonuçlanmış Konular” olur; ve/veya “Rayında ve sürdürülebilir sistem” kurulması istenir. Daha politik gerçekliği olan bir iklim de istenir: “Gerekçe üretmeden; geleceğe hazırlanmışlık”….

AK Partinin 23 yılda Türkiye’yi aldığı durum ile 23 yılda getirdiği durumlar kıyaslandığında; AK Partinin Türkiye’nin en büyük milli siyaset hareketi olduğu; CB Erdoğan’ın dünya klasmanında lider olduğu; Ve saymaktan yorulacağımız kadar her alanda çok mega projelerin Türkiye’ye kazandırıldığı çok açık. CB Erdoğan’a ve/veya AK Partiye rakip olarak ortada olan partilerin de liderlerin de “Erdoğan sonrası için seçenek” olacak ne ciddiyette ne de çapta olmadığı da çok net.

Ancak…

23 Yıl kesintisiz iktidarda olmuş AK Partinin ve Lideri CB Erdoğan’ın; tüm yapılmış operasyonlara rağmen; sayısız iç ve dış provakasyonlara rağmen; ve verilen hizmetin büyüklüğüne rağmen; 23 yılda iktidar olma sorumluluğu açısından üstü örtülemeyecek; polemik-muğalataya kurban edilemeyecek; aksine müzakere edilmesi gereken “TAMAMLANAMAMIŞ GERÇEKLERİMİZ” var!…

Bu “Tamamlanamamış Gerçekler”in ne olduğunu AK Parti yönetimi ve CB Erdoğan biliyor. Fakat iki nedenle bu gerçeklerin konuşulmasına, kamuoyu oluşmasına ve partinin çekirdeği dışında bu alanlarda çözüm üretilmesine kişi veya örgütlerin yönelmesine izin verilmiyor. Hatta söz konusu tamamlanmamış gerçeklerimiz konusunda CB Erdoğan’ın çok açık talimatı var ve parti tüm teşkilatıyla bu konularda konuşmaya, yorum yapmaya kapalı!…

Peki bu “Sessizleştirilmiş konular” hangi iki nedene dayalı müzakereye kapalı tutuluyor? Birinci nedeni: AK Parti, seçmenin kendisi dışında bir iktidar seçeneğine yönelmediğine inanıyor. İkincisi de CB Erdoğan’ın “Devlet ödevleri” yoğunluğu sebebiyle bu “Tamamlanamamış gerçekler”in kazaen bile olsa iç politikada gündem olmasını istemiyor. Çünkü CB Erdoğan’a göre devletin başında öyle konular var ki; şikayete konu olacak veya 23 yıl iktidar olunmasına rağmen hala çözülememiş konuların gündem olmasını “Devlete zarar verecek gündemler” olarak görüyor…

Ancak…
Tamamlanmamış gerçeklerimiz var ve 23 yıl iktidarda olan bir yönetimin üstünü örtemeyeceği, müzakereye kapatamayacağı ve tüm başarı hikayesine rağmen “Böyle final olmamalıydı?” veya “Jübilesi gelmiş politikalar” diyeceğimiz konular var. CB sayın Erdoğan’ın ve AK Parti çekirdek kadrosunun “Sistematik sessizleştirme” yöntemiyle gündem dışı bırakmaya çalışsa da; başaramadıkları ve her gün daha da karmaşık hale gelen konular var.

Zaten Muhalefetin de iktidara hizmet ettiği yön de bu. Çünkü “Zavallı” muhalefet de “Erdoğan düşmanlığında histerik tatmin” dışında ve “Kahrolsun Diktatör Eğlencesi” seviyesinde saçma-sapan muhalefet gündemleriyle meşgul; CB Erdoğan’ın tam da istediği “Sessizleştirilmiş Konular”ına hizmet ediyor muhalefet.

Oysa…
AK Partinin “Başlangıç Çizgisi”nde “Çözerek ayrılacağız iktidardan!” dediği öyle konular vardı ki ( Vesayet, Eğitim, Gençlik, Kültür, Sistem, Sosyal Adalet, Girişimcilik/Akademis… v.b.) bugün gelinen noktada “Tamamlanmamış gerçeklerimiz” listesini oluşturan “SOSYOLOJİK GECİKME” ve ” BAŞA DÖNEN HİKAYELER” etkisinde bir çok konu var.

AK Parti bilerek ve sistematik bir sessizleştirme yöntemiyle söz konusu bu konuları ısrarla gündem dışı tutmaya çalışsa da; CB Erdoğan’ın “Devlet Ödevleri”ne odaklı yoğunluğu içinde bu konuların kamuoyunda müzakeresini canını çok sıkacak olsa da; Tarih ve hayat bize bir ders verir:

“Sosyolojisini oluşturamamış iktidardan tek miras kalır: “Ertelenmiş gelecek”tir!”

Bu bağlamda;
CHP’ye yönelik operasyonun bir nedeni/çıktısı da şudur/Enformatik stratejisi şudur: “Sessizleştirilmiş Konuların” Kamuoyundan kaçırılması!…

Yani İktidara göre/planına göre: CHP içi tetiklenen “CHP içi İktidar Kavgası”sın derinleşeceği ve çok daha fazla kamuoyunu meşgul edeceği öngörülüyor.

Ancak iktidarın evdeki bu hesabın çarşıda karşılacağı süprizleri var!.. AK Parti kendini mecbur hissettiği “Tamamlanmamış gerçekler” ve “Sessizleştirilmiş gündemler” alanında her gün geriye düşüyor ve dönüp ilgilenmeye başladığında; sadece çok gecikmiş olmayacak; 23 yıllık kazanımları da Erdoğan sonrasında riske etmiş olacak!…

Ayrıca… Kılıçdaroğlu-Tekin gibi isimlerin CHP içinde çıkarabileceği gürültü; iktidarın hesapladığı zamanı operasyonu yürütenlere hizmet edecek kadar uzun sürmeyecek!…

  • Bir Politik sessizleştirme olarak Kayyum-

İktidarlar değişse de; değişmeyen şeyler/şeyleştirilmiş var!
Mesela Vesayet, mesela zenginliğin bir azınlık gruba hizmeti, mesela mafya, mesela örtülü operasyonlar, mesela farklılıkları ötekileştiren marjinal gruplar, mesela ihale-atama-rant üçgeninde örgütlenmiş siyasetçiler…. Bir de Mesela “KARA PARA”.

Bazı iktidarlar ( AK Parti gibi ) söz konusu bu “Değişmeyen/Değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek” konuları “kökten kurutmak” iddiasıyla/hayaliyle yola çıksa da; ve çok ciddi mesafeler alsa da; gelinen nokta söz konusu bu “değişmezler”in iktidarları aşan/üstünde örgütlenen olgular olduğudur.

Mesela; AK Parti iktidarının ilk operasyon tecrübesi UZANLAR HOLDİNG / Cem Uzan’a olmuştu. Muhatap/görünen yüz ise Türkiye’nin ilk özel Tv’si STAR idi.

Çünkü Türkiye’de “Kara Para Aklama Ligi” vardı ve de en şaibeli/olağan şüpheli iki adres vardı; Yani adı sekize çıkmış ve
yediye inemeyecek olan iki adres: Futbol ve Medya.

Dolayısıyla Futbol/Kulüpler ve Medya kuruluşlarına yönelik “Kara para aklama/Çıkar amaçlı suç örgütü kurma” şüphesiyle operasyon yapmak bu ülkede rutin bir uygulama. Kuşkusuz kara para aklamak amaçlı başka adresler de var. Fakat bu listenin üçüncü sırasına ilk defa bir siyasi partiyi koyma teşebbüsü oldu ve İmamoğlu Futbol ve Medya sonrasında üçüncü sıraya şüpheli adres olarak “Parti”yi koydu/koyabildi. Üstelik ilk deneyimi de yani kara para aklamada kurucu parti nitelemesini de CHP’ye kitledi!…

Unutmayalım/Hatırlayalım: Futbol ve Medya dünyasından sonra “Kara para aklama adresi olarak: Parti” suçlaması ilk defa AK Partiye yapılmıştı: 17-25 Aralık operasyonu AK Partinin kara para aklama adresi olduğuna yönelik bir suçlama/saldırı organizasyonuydu. Üstelik operasyonun merkezine de bizzat Erdoğan ailesi konulmuştu.

Şimdi ise aynı kadrajda/kategoride CHP suçlanıyor; CHP genel merkezi, belediye başkanları, Cumhurbaşkanı adayları… dahil; top yekün bir adresleme var. Suçlama aynı: Kara Para aklama, çıkar amaçlı suç örgütü kurma!…

Bugünlerde aynı bağlamda Can Holding’e suçlama var ve 121 şirkete el konuldu ve yönetimi TMSF’ye devredildi. TMSF “Atanmış Tüzel Kişilikli Kayyum” demek.

Şimdi iktidara karşı aynı bağlamda muhalifler bir suçlama yapıyor: “Para AK’lanıyor!…” diye. Daha keskin bir cümle kuralım: Muhalefet “Kara para aklama adresi AK Partidir!…” diyemiyor; Çünkü bunu ispatlayacak durumda-güçte-hazırlıkta değil!… Onun yerine “Milletin imkanlarını/parasını bir grup AK Partili iç ediyor/kendine hizmet ettiriyor!” diye suçluyor. Halka şikayet ediyor. 2017’den beri muhalefetin sistematik olarak yürüttüğü bu propagandadan halkın etkilendiği çok açık. Yani Halk “Kara para aklamak” noktasında görmüyor AK Partiyi, ancak devletin, milletin imkanlarını kendilerine hizmet edecek şekilde kullanan, örgütleyen AK Parti içinde bir lobinin/dokunun/kadronun/çevrenin olduğuna artık ikna olmuş durumda. Neden?

Çünkü AK Parti, muhalefetin “Para AK’lanıyor!…” suçlamasına yönelik cevap vermede/savunmada iki kritik hata yaptı:

Birincisi; İletişim Başkanlığı bu saldırıya cevap vermede ve kamuoyunu ikna etmede başarısız oldu. Hatta uzun yıllar İletişim Başkanlığı yapmış sayın Altun bile aynı suçlamaya maruz kalarak görev değişikliğiyle görevinden ayrılmak durumda kaldı.

İkincisi; CB sayın Erdoğan partisinin ve kurmaylarının bu suçlamaya karşı savunulmasını stratejik hata olarak gördüğü için; gündemi sessizleştirecek yöntemlere başvurdu. Bir başka ifadeyle; CB sayın Erdoğan yol arkadaşlarından bir suçlama ile karşı karşıya kaldığında şu meşhur strateji spotunu kullandı: ” Yola birlikte çıktığım yol arkadaşlarımdan biri; hangi suça, günaha bulaşırsa bulaşsın; onu rakiplerime yedirmem! Cezasını kendim ve kendi yöntemlerimle keserim!…”.

AK Parti 2017’den beri oy kaybediyor. 2019’dan beri de şehirleri kaybediyor. AK Parti kurmaylarının bir kısmı ısrarla “vatandaşın cebindeki para azaldı, ondan kızgın! Oy vermeyerek mesaj veriyor!” izahına sığınıyor.

Oysa bazı kurmayların bu izahı ( öğretilmiş izah da olabilir…) şu gerçeği görmüyor:

Vatandaşın cebindeki para azaldığında kızar ve mesaj verir! Bu doğru. Ancak vatandaş cebindeki paranın azalmasının sebebini bizzat cebindeki paranın azalan kısmını bazı siyasetçilerin aldığını düşünmeye başlamışsa, o zaman “Kızgınlık” kelimesi durumu izaha yetmez. Başak bir durum var demektir.

Nitekim muhalefet ısrarla halka şu propagandayı yapıyor: “Cebindeki para azaldı! Sebebi sadece enflasyon değil! Cebindeki paranın bir kısmını bazı iktidar siyasetleri “Parayı AK’layarak!” senden alıyor…”.

AK Partinin başarı hikayesi anlatmakla bitmez. Ancak AK partinin kesintisiz 23 yıl iktidarının sonunda ” Toplumun geniş kesimini adalet üzere zenginleştirmek” ve “Devlet-Toplum imkanlarının bir azınlık tarafından iç edilmesini engellemek” konusunda vatandaşın içine kurt düşürdüğü de bir gerçek!… Neden kurt düştü?

Tarih bize şunu fısıldar: Doğal iktidarlar zamanla kurtlanır; Kurtçuk ise sessizleştirme ikliminde ürer!…

Ne diyordu Reis: “Biz sessiz çoğunluğun sesiyiz!…”.

Şimdi o sesiz çoğunluğun ses verdiği konulara sessiz kalmak nedir!?

Dediğimiz üzeredir: Tamamlanmamış gerçeklikleri sessizleştirmek!

Exit mobile version