📑 Yayıncı Kaynak: Analiz Vakti Özel Haber
🪧 Yayın Tarihi: 2025-11-01
✍️ Yazar: Analiz Vakti Haber Editörü
Ece Üner’in “TOGG, İHA, SİHA” sözleri Türkiye’de tartışma yarattı. Halk TV ekranlarında sarf ettiği ifadeler, bir sunucudan çok bir siyasetçi üslubuyla değerlendiriliyor. Peki bu eleştirilerin arka planında ne var?
Bir Sunucudan Fazlası: Ece Üner’in Çizgisi
İyi eğitim almış, köklü medya geçmişine sahip bir isim. Koç Lisesi ve İstanbul Üniversitesi mezunu, ardından Paris’te Fransızca dil eğitimi ve medya iletişimi alanında sertifikaları var.
NTV, CNN Türk, Habertürk, Show TV ve Kanal D gibi büyük medya kuruluşlarında çalıştı. Ancak bugün Halk TV’deki söylemleri, mesleki birikiminden çok militan bir duruşu yansıtıyor.
Kısa süre önce, fikirdaşı Fatih Portakal’a bile “omurgasız ve şahsiyetsiz” diyerek tepki göstermişti. Bu çıkış bile artık meslektaş dayanışmasından uzak, partizan bir refleksin hâkim olduğunu gösteriyor.
“Araba, yani TOGG” Diyerek Küçümsemek
Ece Üner’in “Araba, yani TOGG; İHA, SİHA… bunlarla övünüyorlar.” sözleri, aslında bir zihniyetin özetidir.
Bu ifadede ironi değil, küçümseme vardır.
TOGG’u “araba” diyerek sıradanlaştırmak, Türkiye’nin yerli otomobil devrimini küçümsemektir.
Oysa TOGG, akıllı sürüş teknolojileriyle Avrupa’daki rakiplerine meydan okuyan bir markadır.
Aynı şekilde İHA ve SİHA’lar, Türkiye’nin savunma alanında küresel bir aktör haline gelmesini sağlayan stratejik başarıdır.
Bu başarılar artık sadece savunma sanayi değil, dış politikada caydırıcılık gücü anlamına gelmektedir.
Görmezden Gelinen Büyük Eserler
Bir sunucunun ülkesine karşı bu kadar görmezden gelici olması, aslında ideolojik bir tutumdur.
İstanbul Havalimanı, Yusufeli Barajı, Avrasya Tüneli, Marmaray, Akkuyu Nükleer Santrali, şehir hastaneleri, otoyollar ve yerli tren sistemleri…
Tüm bu yatırımlar, Türkiye’nin 20 yılda kazandığı stratejik altyapıdır.
Ancak Halk TV ve benzeri yayın organları, bu başarıları “asfalt mı yiyeceğiz” diyerek küçümsemekte; karşılığında kent lokantası ve çeşme onarımı gibi marjinal örneklerle övünmektedir.
Atatürk’le Erdoğan’ı Kıyaslama Cesareti
Üner’in konuşması, aslında farkında olmadan bir kıyaslama itirafıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Atatürk’le aynı cümlede anmak bile, Türkiye’nin bugünkü başarılarının tarihsel büyüklüğünü kabul etmektir.
Neden Atatürk’le kıyasladı da İmamoğlu, Kılıçdaroğlu veya Özgür Özel ile kıyaslamadı?
Çünkü onların isimleri o ağırlığı taşıyamaz.
Bu, bilinçaltında bile Erdoğan’ın karşısında bir lider eşleşmesi bulamamanın yansımasıdır.
“Sandık” Söylemi Üzerine Bir Gerçeklik
Üner, “Atatürk’ün en büyük mirası sandıktır” diyerek demokrasi vurgusu yaptı.
Fakat tarihe bakıldığında bu söylem, büyük bir çelişkiyi barındırıyor.
Atatürk döneminde tek parti rejimi vardı; muhalefet partileri kapatılmış, basın üzerinde tam denetim kurulmuştu.
Halefi İsmet İnönü, 1946 seçimlerinde açık oy–gizli sayım yöntemiyle tarihin en tartışmalı seçimlerinden birini yaptırdı.
Daha da ötesi, 1960 darbesini yapanlar bu günü “hürriyet bayramı” olarak kutladı.
Yani demokrasiye sandıkla değil, silahla müdahale eden bir geleneğin mirasçıları, bugün “sandık”tan söz ediyor.
Meydan Boş Değil, Millet Var
Bugün Türkiye, o eski “elit” dönemlerin ülkesi değil.
Millet, sandığı bekleyen değil, iradesini her defasında sandıkta gösteren bir toplum haline geldi.
Her seçimde kaybettiklerinde seçmene hakaret eden, “seçimle olmuyorsa başka yollar da meşrudur” diyen bu kesimler, Atatürk’ün değil, İnönü’nün vesayet anlayışını yaşatıyor.
Oysa Türkiye artık “vesayetle değil milletle” yol alıyor.
Ve bu millet, “TOGG”u da “SİHA”yı da “Yusufeli Barajı”nı da kendi emeğinin eseri olarak görüyor.
📣 ANALİZ VAKTİ GÖRÜŞÜ
Prof. Hasan Demir – Siyaset Bilimi Uzmanı:
“Bu tarz medya söylemleri, toplumda artık bir karşılık bulmuyor. Halk, eleştiriden çok samimiyet arıyor.”
Analiz Vakti Editöryel Yorumu:
Ece Üner örneği, Türkiye’de elit medya dilinin halkla bağını kaybettiğini gösteriyor.
Kendini “modern” sayan kesimler, milletin başarılarını küçümserken aslında siyasi yalnızlıklarını büyütüyorlar.
✍️ Yazar: Analiz Vakti Haber Ekibi


