“Mertçe” Konuşalım: NEXT’in Geleceği ve Selçuk Bayraktar’ın Vizyonu?

526590427_3987752568133651_2193147711885780537_n

Temmuz ayında CNN canlı yayınında tanıtılan NextSosyal adlı dijital mecra, 19 yaşındaki “dahi çocuk” Mert’in altyapısındaki emeğiyle gündeme geldi. Bu tanıtım vesilesiyle, Selçuk Bayraktar’ın yeni projesi ve vizyonu üzerine bir değerlendirme yapmak elzem hale geldi. Selçuk Bayraktar, “Milli üretim” ve “Made in Türkiye” kavramlarının bir sembolü haline gelmiş bir isimdir. Milletin gönlünde edindiği bu sorgulanamaz makam, ona yönelik eleştirilerin bile yanlış anlaşılmasına neden olabilmektedir. Ancak, bu durumun ötesinde, projeleri analiz etmek ve stratejik riskleri değerlendirmek, onun vizyonunun geleceği için büyük önem taşımaktadır.

Teknofest Kuşağı ve “Yeni Selçuklar”

Sayın Bayraktar, Mert gibi gençleri kamuoyuna “Yeni Selçuklar geliyor!” müjdesiyle tanıtıyor ve Teknofest Kuşağı etiketiyle Bayraktar grubunun gelecek vizyonunu ortaya koyuyor. Bu, gençler için büyük bir hami, paydaş ve gelecek garantörü olma mesajını içeriyor. Ancak bu noktada, savunma sanayii ile enformasyon endüstrisi arasındaki temel farkları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Enformasyonun dijital kimliği, doğası gereği “mutlak politizasyon” barındırır ve “Hakikatsizleştirme” riskini taşır. Bayraktar’ın “Çöken insanlık ve medeniyet birikimini yeniden inşa edecek dijital mecraya ihtiyaç var” söylemi, bu farkları anlamayı ve dijitalleşmenin doğasını iyi analiz etmeyi gerektiriyor.

Siyasi Bağlantılar ve Olası Gelecek Senaryoları

Sayın Bayraktar’ın, “Türkiye Yüzyılı” ve yöneticisi Recep Tayyip Erdoğan ile olan akrabalık bağının sağladığı “avans”ın getirdiği avantaj ve riskleri iyi yönetmesi gerekmektedir. Erdoğan sonrası dönemde, Bayraktar’ın projesi olan Next’in iki farklı yola evrilebileceği belirtiliyor:

  1. Küresel Entegrasyon: Küresel bir şirket statüsüne yükselerek uluslararası akreditasyona bağımlı hale gelmek.
  2. Siyasallaşma: Erdoğan sonrası dönemde siyasi bir tabakayı yönetme rolünü üstlenerek, Teknofest kuşağını siyasallaştırmak.

Bu müzakereler, şu an için zamansız gibi görünse de, stratejik bir perspektifle bu senaryoları değerlendirmek ve insansız hava aracı ile insanlı enformasyon aracı arasında doğrudan bir geçişin mümkün olmadığını bilmek önemlidir. Zira dijitalleşme, ulusal kimlikleri kırılganlaştırarak onları küresel akımlara entegre etme potansiyeline sahiptir.

NEXT İsmi ve Endüstriyel Misyonu

Selçuk Bayraktar, “Next” isminin kişisel bir tercih olmadığını, ancak kardeş coğrafyalarla ortak kullanılabilir olması nedeniyle seçildiğini belirtiyor. Bu, içeriğe odaklanılması ve isme takılınmaması gerektiğini ima ediyor. “Yerli X” veya “Yerli Facebook” algısı yaratacak bu hamle, “Dijitalde Made in Türkiye” vizyonunun önemli bir parçasıdır. Bu girişimin arkasında, muhalefetin desteğini alamamasına rağmen, Bayraktar’ın AK Parti iktidarından önce başlayan ve savunma sanayiindeki başarılarla perçinlenmiş bir vizyonu yatmaktadır. Bu başarı, Anasının ak sütü gibi hakkıdır ve siyasi bağlantılardan bağımsız bir emeğin ürünüdür.

Ancak, Teknofest vizyonunun temelinde bir “naif ajanda” olarak endüstrileşme yatmaktadır. Endüstrileşme, tekel olmadan sürdürülemez ve “Kapital-İzm” ile iç içe olmak zorundadır. Bayraktar’ın “Tekno Filozof” gibi konuşarak medeniyet ve ahlak vurgusu yapması, teknolojinin sadece bir araç değil, aynı zamanda felsefi bir boyutu olduğunu gösterme çabasıdır. Ancak, endüstrileşmenin nasıl “medeni” kalacağı sorusu kritik bir eşikte durmaktadır.

Ahlaklı Yapay Zeka ve Dijital Kimlik

NextSosyal bir yapay zeka olmamakla birlikte, Bayraktar’ın Gazze Soykırımı‘na vurgu yaparak bu projenin ahlaki bir temele oturduğunu belirtmesi dikkat çekicidir. Projenin “İyilerin geleceği” ve “Helal Dijital” mottolarıyla öne çıkması, “Ahlak Teknolojinin ruhu olacak” mesajını taşımaktadır. Bu, Batı medeniyetinin araçsallığından kaçınarak kendi medeniyet değerlerini yansıtan bir dijital kimlik yaratma arzusunu gösterir.

Ancak dijitalleşme, ulusal kimlikleri kırılganlaştırırken, milli değerleri yerelden kopararak küresel bir şubeye dönüştürme riskini de barındırır. Bu ideallerin, küresel dijitalleşme karşısında nasıl ayakta kalacağı konusu hâlâ tartışmaya açıktır.

Sonuç olarak, Selçuk Bayraktar ve Mert’in başlattığı bu yolculuk, hem inancımıza hem de imkânlarımıza uygun bir destekle ilerlemektedir. Bayraktar’ın muhalefete yönelik eleştirisi doğru olsa da, artık bu tür tartışmalara takılmadan projenin kendisine odaklanması gerekmektedir. Ülke için üretilen her şeyde olduğu gibi, “Mertçe” bir duruşla, geliştirici eleştiri ve motive edici müzakereler bu projenin başarısı için elzemdir.

Exit mobile version