İran’da rejimin devrilmesi durumunda ortaya çıkabilecek iki farklı senaryo, bölgenin geleceğini doğrudan şekillendirebilir. Bu olasılıklar, hem İran halkı hem de komşu ülkeler için ciddi sonuçlar doğurabilir.
1️⃣ Geçiş Hükümeti ve Irak Benzeri Bir Süreç
İlk senaryoya göre, rejimin çöküşü sonrası geçiş hükümeti kurulur ve Batı ülkelerinin desteğiyle Irak’a benzer bir siyasi yapı oluşabilir. Ancak, İran’ın köklü devlet geleneği, güçlü bürokrasisi ve 90 milyonluk nüfus yapısı, Irak’tan farklı bir tablo çizebilir.
Bu süreçte Farsların liderliği üstlenmesi olasıdır. Hatta bazı çevreler, sürgündeki son Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’nin Amerikan ve İsrail desteğiyle yeniden sahneye çıkabileceğini öne sürüyor.
Her halükarda, kansız ve sorunsuz bir geçiş süreci pek mümkün görünmüyor.
2️⃣ Bölünme Senaryosu ve Etnik Gerilimler
İkinci senaryoda rejimin yıkılması, ülkenin etnik temelde bölünme riskini beraberinde getirir.
İran’da nüfus dağılımı şu şekildedir:
%50 Farslar
%25 Türkler
%10 Kürtler
%3 Araplar
%2 Beluçlar
Diğer gruplar
Bu tabloya rağmen, İran’ın dört-beş parçaya bölünmesi olası görünmüyor.
Özellikle 25 milyondan fazla Türk nüfus, ayrılıkçı bir tavır sergilemiyor. Türkler, tarih boyunca devletin sahibi olarak askeriyede, bürokraside ve siyasette güçlü şekilde var oldular. Örneğin, İran’ın dini lideri, mevcut Cumhurbaşkanı ve öldürülen Genelkurmay Başkanı Türk kökenlidir. Ayrılıkçı eğilimler daha çok Sünni Kürtler, Beluçlar ve kısmen Şii Araplar arasında öne çıkıyor.
Türkiye İçin Büyük Tehdit: Olası Göç Dalgası
İran’ın olası bölünmesi, Suriye’nin dört katı nüfusun yerinden edilmesine ve Türkiye’ye yönelen devasa bir göç dalgasına yol açabilir.
Bu durum, Türkiye’nin demografik yapısını doğrudan etkiler, toplumsal dengeleri sarsar ve terör faaliyetlerini tetikleyebilir.
Her ne kadar İran, zaman zaman Türk karşıtı politikalar izleyen bir ülke olarak görülse de; istikrarlı ve bütün bir İran, Türkiye’nin lehinedir. Bölünmüş, iç savaş yaşayan bir İran en çok Türkiye’nin istikrarını tehdit edecektir.
Küçük bir not: İran petrolünün %70’i, Arap nüfusun yoğun olduğu Huzistan bölgesinde bulunuyor. Bu nedenle ne Tahran’daki Farslar çatışmasız bölünmeye razı olur, ne de petrol dışında ciddi geliri olmayan diğer etnik gruplar bu süreci kolay kabullenir.


