15 Temmuz “Kargo Uçağı” İlişkisi**
Kargo uçağının düşmesi ve 20 pilotumuzun şehit olması, olayın şekliyle birlikte bize kritik bir gerçeği işaret ediyor: Devlet müdahil koduyla çalışmaktadır. Bu nedenle vatandaş olarak bizim konuya bireysel yorumlarla yaklaşmamız hem gerçek sebebe ulaşmakta yetersiz kalır hem de istihbarat boyutunu bilmediğimiz için sağlıklı değerlendirme yapamayabiliriz. Çünkü bilgi devlettedir.
Her zaman olduğu gibi, olay sonrası uzmanların, gazetecilerin ve hatta kendini “analist” olarak tanıtan Youtuber’ların çok sayıda komplo teorisi dolaşıyor. Yine iki temel senaryoda toplanan bir tartışma var:
1) Teknik sebepler
2) Bir veya birden fazla istihbarat servisinin sabotaj ihtimali
Bu yazıda ilk kez burada, üçüncü bir ihtimalin üzerinde durulması gerektiğini söyleyeceğiz. Bir açıdan “malumu ilan”, bir açıdan ise “görmezden gelinen seçenek de var” duyarlılığıyla konuyu açmış olacağız.
Kargo Uçağının “Kayıt Dışı” Karakutusu
1) 15 Temmuz Bir Hava Harekâtıydı
Bazen gerçeklik dağ gibi karşımızda durur fakat zihnimiz bin şeyle meşgul olduğunda onu göremeyiz.
15 Temmuz’un failleri kimdi?
TSK içinde örgütlenmiş bir grup.
Peki o gece operasyonun stratejisi neye dayanıyordu?
Hava hâkimiyetine.
– F-16’lara havada yakıt veren uçakları kim kullanıyordu?
→ Darbeci pilotlar.
– Bazı illerden Ankara’ya askerler hangi araçlarla taşındı?
→ Kargo uçaklarıyla.
– Vatandaşa, TBMM’ye, Genelkurmay’a, Külliye’ye bomba atanlar kimdi?
→ Pilotlar.
Bu pilotlara ne isim verdik?
FETÖ mensubu pilotlar.
Bu durumda gözümüzün önünde duran gerçek çok açık:
Hava Kuvvetlerinde FETÖ vardı.
Dolayısıyla FETÖ ile mücadele demek, Hava Kuvvetleri içindeki pilotlardan bakım personeline, kule görevlilerinden radarcılara kadar tüm halkaların temizlenmesi demektir.
Bir uçağa sabotaj amaçlı düzenek yerleştirmek, intihar/kamikaze saldırısı yapmak, teknik arıza süsü verecek ince ayarlı operasyon yapmak; içeride saklanan veya zamanı geldiğinde aktifleşen FETÖ mensupları tarafından yapılabilir mi?
→ Evet, yapılabilir.
Bugün kamuoyunda tartışılan lazer, mikrodalga, enerji dalgası, dış müdahale, İsrail ihtimali, yabancı istihbaratların Türkiye’ye mesaj vermesi gibi tüm seçenekler konuşulurken; en az bunlar kadar güçlü bir soru vardır:
– Hava Kuvvetleri tamamen temizlendi mi?
– “Tek bir FETÖ pilotu bile kalmadı” denecek seviyede miyiz?
Bu sorunun yanıtı, aslında üçüncü seçeneği oluşturuyor:
FETÖ’nün uyuyan hücreleri hâlâ aktif olabilir.
2) Rus Uçağını Düşürenler Kimlerdi?
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Rus uçağını düşürme emrini ben verdim” açıklaması, arka planda nasıl bir riskin olduğunu yıllar sonra daha net göstermiştir. O dönemde Türkiye’nin Rusya ile karşı karşıya gelmemesi için nasıl yoğun bir diplomasi yürütüldüğü hafızalardadır.
Peki Rus uçağını kim düşürdü?
→ Pilotlar.
Aynı şekilde Eşref Bitlis Paşa’nın uçağı, Aselsan mühendislerinin bulunduğu THY uçağı gibi vakalarda da odaklanmamız gereken yer açıktır:
Hava Kuvvetleri içindeki örgütlenmeler ve yabancı istihbaratların kadroları.
Bugün binlerce mühendisin çalıştığı Baykar gibi savunma sanayi kurumlarına sızma ihtimali yok mu? Var.
İHA/SİHA sistemlerine yönelik içeriden sabotaj girişimi mümkün mü? Evet.
O halde:
– FETÖ aktif olabilir.
– Yabancı istihbaratlar aktif olabilir.
– İçeride hain hücreler aktif olabilir.
3) Kritik Soru: 20 Pilot O Uçakta Olmasaydı Bu Uçak Düşer miydi?
Bu sorunun önemi çok büyüktür.
Mesela uçağın içinde 20 pilot olmasaydı, sadece iki kişi olsaydı; bugün lazerler, mikrodalgalar, dış müdahale iddiaları bu kadar hararetli tartışılır mıydı?
→ Muhtemelen hayır.
Birinci seçenek: Teknik ihmal
TSK kendi ihmaliyle 20 yetişmiş pilotunu kaybedecek kadar zafiyet oluşturur mu? Hayır.
İkinci seçenek: İçeriden sabotaj
Hava Kuvvetleri içine sızmış uyuyan bir FETÖ hücresi bu düzenlemeyi yapmış olabilir mi? Evet, bu ihtimal göz ardı edilemez.
Üçüncü seçenek: Yabancı istihbarat müdahalesi
Dışarıdan lazer/mikrodalga saldırısı, içeriden bilgi desteğiyle organize edilmiş olabilir mi? Evet.
Ama dikkat edelim:
FETÖ dediğimiz yapı zaten yabancı istihbaratların aparatıdır.
Sonuç olarak bu üç seçeneğin kesişim kümesi bellidir:
FETÖ ihtimali ortadadır ve güçlüdür.
Hava Kuvvetlerinde sadece 15 Temmuz gecesi yakalanan pilotlar mı vardı?
O gece uçmamış, talimat gelince aktifleşmek için bekleyen hücreler yok muydu?
→ Elbette olabilir.
TSK bu tecrübeye sahip midir?
→ Kesinlikle evet.
Buna rağmen iç operasyonlar olabilir mi?
→ Evet.
Sonuç: Gerçek Ne Olursa Olsun Devlet Güçlüdür
Kargo uçağının gerçek sebebi ortaya çıktığında:
– Teknik arıza,
– İçeriden FETÖ sabotajı,
– Dış istihbarat operasyonu
Hangisi çıkarsa çıksın devlet küçülmez.
Devleti küçülten, gerçeği gizlemek olur.
Türkiye eski Türkiye değildir.
Küçük hesaplara sıkışan, içeriden-dışarıdan tokat yiyen bir ülke değildir.
Ve ilk kez burada açıkça söyleyelim:
15 Temmuz’da darbe girişimini yapanların neredeyse tamamı pilottu.
Bugün uçağımızda şehit olan 20 pilotun varlığı, bu kazayı daha stratejik hâle getiriyor.
Dolayısıyla FETÖ ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Bu, olayın kesin gerçeği demek değildir; ancak en az diğer ihtimaller kadar ciddi bir seçenektir.
Devletimizin bu soruları en ince ayrıntısına kadar sorduğundan ve gereğini yapacağından eminiz.
Acımız büyüktür ama milletimizin onuru, devletimizin gücü dimdik ayaktadır.
Başımız sağ olsun.
Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.


