Tarih: 1 Haziran 2025 | Yazar: Analiz Vakti Haber Ekibi
1. CHP İçindeki İktidar Mücadelesi ve “Ateşten Gömlek” İfadesi
CHP içerisinde cumhurbaşkanlığı adaylığı, çoğu zaman “ateşten gömlek” olarak tanımlanır. Bu tabir, adayın bir kez seçildiğinde partinin çeşitli kesimlerinin tepkisiyle karşılaşacağı, sırtından gömleği bir daha çıkaramayacağı anlamına gelir. Parti içindeki dengeler, hizipleşmeler ve medya dinamikleri; aday adaylarını adeta sıkıştırıcı bir baskı alanına iter. Bu durum, CHP’nin üst yönetiminde söz sahibi olmak isteyenler için uzun soluklu bir mücadeleye dönüşür.
2. Muharrem İnce Örneği: “Asansörde Yer Verilmemek”
Muharrem İnce, 2018 Cumhurbaşkanı seçiminde CHP’nin adayı olarak gösterildiğinde, parti içinden beklenmeyen bir performans sergiledi. İnce, seçim kampanyası boyunca CHP’nin oy oranını yıllar sonra yeniden %30’un üzerine çıkardı. Ancak bu başarı, pek çok kesimce görmezden gelindi ve adaylığı sürecinde “asansörde yer verilmemek” gibi dokundurma ifadelerine maruz kaldı. Kurultay sonrası parti içinde dışlanarak koltuğun en arka sıralarına itildi; hatta “helânın önüne oturtulduğu” eleştirileri yapıldı. Bu baskı sonucunda İnce, CHP’den ayrılmak zorunda kaldı, yeni parti kurdu ve yüzbinin üzerinde imza topladı. Fakat parti içi dinamikler, İnce’ye yönelik kaset operasyonları ve tehditlerle dolu bir süreç başlattı. Bu süreçte İnce’nin adaylıktan çekilmesine yol açan operasyonlar, “Baykalvari kasetler” olarak anıldı. İnce, tüm bu yaşananlara rağmen hâlâ partide bir karşılık bulamadığını ve kapı önünde bekletildiğini ifade etmektedir.
3. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Zorlu Yolculuğu ve Ardından Yaşananlar
Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 seçimlerinde altılı masanın mimarı olarak ön plana çıktı. ABD’den ve Avrupa Birliği’nden aldığı destekle, Cumhurbaşkanlığı yarışında güçlü bir aday profili çizdi. Hatta seçimlere katılım süreci henüz tamamlanmadan, bazı kesimlerin kutlamalara başladığı, Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlık pozisyonlarının konuşulduğu rivayet edildi. Ümit Özdağ’a dahi bakanlık teklifi yapılması, ittifakın “bonkörce MV liği” bahşettiği yorumlarına yol açtı. Seçimler bitmeden, bazı dış aktörlerin “Kılıçdaroğlu’nun kesin seçileceği” yönünde algı operasyonları yaptığı iddia edildi. Sandık kapanmadan başlayan zafer havası, ikinci turda Erdoğan’ın beklenenden güçlü sonuç almasıyla sarsıldı. Seçim sonucunda Kılıçdaroğlu, seçimi ikinci tura taşımış olsa da, partisi içerisinden “hıyanet” ve “hile hurda” suçlamalarına maruz kaldı. Bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun yasal yollara başvuramadığı, partinin “baba oğul” muhabbetiyle anılmaya başladığı dile getirildi. Halen Kılıçdaroğlu, parti içinde tamamen yalnızlaşma tehdidiyle karşı karşıya olduğu yolunda açıklamalarda bulunmaktadır.
4. İmamoğlu ve Gelecek Aday Mücadelesi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2028 Cumhurbaşkanlığı sürecinde aday gösterilmeyebileceği konuşuluyor. Parti kulislerinde, “İmamoğlu’nun aday olamayacağı kesin gibi” yorumları dolaşıyor. CHP yönetimi, seçime çok yakın bir tarihte başka bir isim öne çıkarma planları yapıyor. Bu süreçte, olası yeni aday lehine propaganda yapanlar, İmamoğlu’nun “hırsızlık” ve “uğursuzluk” ithamlarından vazgeçip onu savunmayı bırakacak gibi görünüyor. Eğer bu senaryo gerçekleşirse, partinin erken dönemde seçtirdiği tüm imaj çalışmaları boşa gidebilir. Metin Yılmaz’ın ifadesiyle, “CHP’de milletvekili listesine girmek bile ateşten gömlekken, cumhurbaşkanı adayı olmak iki kat daha riskli” durumu ortaya çıkar.
5. Uzman Görüşleri: Parti İçi Dinamikleri Nasıl Okumalıyız?
Prof. Dr. Ayşe Yılmaz (Siyasal Bilgiler Fakültesi): “CHP’nin iç dinamikleri, hiyerarşik yapısı ve ‘otorite kırılması’ korkusu, aday adaylarını cesur politik söylemlerden uzaklaştırıyor. ‘Aday oldun mu artık eleştiri hattına girmiş oluyorsun, eleştirilme hakkını kaybediyorsun’ algısı, partinin uzun vadeli stratejik planlama yapmasını engelliyor.”
Doç. Dr. Ahmet Taner (Siyaset Bilimi Uzmanı): “Muharrem İnce örneğinde görüldüğü gibi, parti içindeki iktidar koalisyonu, aday adayına destek vermek yerine onu yalnızlaştırarak eleme stratejisini tercih ediyor. Bu da hem parti içi demokrasiyi zayıflatıyor hem de seçmen nezdinde büyük hayal kırıklığı yaratıyor.”
Dr. Selin Karahan (Medya ve İletişim Uzmanı): “Medya dinamikleri, adaylık süreçlerini ‘medya bombardımanına’ dönüştürüyor. Parti içinden çıkan eleştirmenler, sosyal medyada ‘trolleri’ kullanarak hedeflere yoğun saldırılar düzenliyor. Bu durum, aday adayları için psikolojik bir savaş alanı yaratıyor; dolayısıyla aday olma niyeti olanlar bir adım geriye çekiliyor.”
6. Parti İçi Rekabetin Tarihsel Arka Planı
CHP tarihine baktığımızda, parti içinde güçlü aday adaylarının bir anda marjinalize edildiği veya parti dışına itildiği örnekler az değildir. 1980’lerden bu yana yaşanan kurultay süreçleri, genel başkan adaylarının “delegeler nezdinde” kısıtlandığı, hiziplerin birbiriyle rekabet ettiği bir tabloyu ortaya koymuştur. 1990’larda Erdal İnönü’nün adaylığı, Deniz Baykal’ın liderliği sürecindeki çatışmalar, günümüzde Muharrem İnce ve Kılıçdaroğlu örnekleriyle devam etmektedir. Bu tarihsel döngü, “demokratik merkez parti” iddiasını zedeleyen iç çelişkileri de temsil eder.
7. Cumhurbaşkanı Adayı Olmanın Maliyetleri ve Riskleri
CHP’den cumhurbaşkanlığı aday adayı olmak, maddi-manevi ciddi fedakârlıklar gerektirir. Seçim kampanyası masrafları, parti içi lojistik ağ oluşturma, medya ve sosyal medya bütçeleri, hepsi bir aday için yüksek maliyet kalemleridir. Fakat en büyük maliyet, adayın kariyerinden ve prestijinden ödün vermesidir. Aday başvurusunda bulunmak, zaten mevcut milletvekilliği veya belediye başkanlığı gibi pozisyonun kaybedilme riskini barındırır. Ayrıca, parti içinden çıkacak rakipler tarafından “hainlik” ve “işbirlikçilik” lekelemeleri de psikolojik olarak yıpratıcıdır.
8. İleriye Dönük Senaryolar ve Olası Stratejik Hamleler
CHP’nin 2028 cumhurbaşkanlığı sürecine yönelik stratejileri henüz netleşmiş değil. Olası senaryolar şu şekilde sıralanabilir:
- Mevcut Aday Profillerini Destekleme: Kılıçdaroğlu veya İmamoğlu gibi tanınmış isimler, birlik mesajı vererek “adayları birleştirici güç” olarak öne çıkarılabilir.
- Genç ve Dinamik Bir Aday: Parti gençlik kollarından veya akademik çevrelerden öne çıkacak sürpriz bir aday, “taze kan” mesajıyla seçmene sunulabilir.
- Kamplaşmayı Azaltacak Aday Seçimi: Parti içi çatışmaları hafifletecek, her kanadın kabullendiği bir “uzlaştırıcı aday” modeli devreye sokulabilir.
Bu senaryolardan hangisinin tercih edileceği, partinin genel başkanlık seçimleri, kurultay delegelerinin iradesi ve medya baskısına bağlı olarak şekillenecektir.
9. Uzmanların Önerileri: CHP’ye İçeriden Bakış
Prof. Dr. Ayşe Yılmaz’ın Önerisi: “Parti içi şeffaflığın artırılması ve aday belirleme süreçlerinin olabildiğince erken açıklanması, adayların motivasyonunu yükseltecek ve gereksiz spekülasyonları azaltacaktır.”
Doç. Dr. Ahmet Taner’ın Tavsiyesi: “Kurultay delegelerinin demokratik temsiliyetini güçlendirmek, aday adaylarının fikirlerini özgürce ifade edebileceği platformlar oluşturmak, parti içindeki kutuplaşmayı minimize edecektir.”
Dr. Selin Karahan’ın Vurguladığı Nokta: “Aday adaylarının medya eğitimlerine ağırlık verilmesi, sosyal medya kriz yönetimi stratejilerinin önceden belirlenmesi, adaylar üzerindeki trollerin şiddetini azaltabilir.”
10. Genel Değerlendirme ve Gelecek Perspektifi
CHP’de cumhurbaşkanı adayı olmak, siyasi kariyer açısından bir dönüm noktasıdır. Bir aday, bir kere yarışa girdi mi tüm gözler üzerindedir; hem parti içi eleştiriler hem de medyanın acımasız takibiyle yüz yüze gelir. Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu örnekleri, aday olmanın sadece seçim değil, aynı zamanda bir parti içi mücadele, psikolojik savaş ve prestij sorunu olduğunu gösteriyor. Aday adayları, maddi-manevi fedakârlık yapmanın yanı sıra, “parti içi iktidar koalisyonları” ve hizipleşmelerle baş etmeyi öğrenmek zorunda kalıyor. Uzmanlar, şeffaflık, demokratik katılım ve medya stratejilerinin iyileştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Gelecek dönemde CHP, genç ve dinamik adaylarla mı yoksa tecrübeli siyasetçilerle mi yola devam edecek, kesinleşmiş değil. Ancak tek bir gerçek var ki, “siyasi rekabet” kavramı CHP içinde her zaman “yüksek risk, yüksek gerilim” misyonunu taşımaya devam edecek. Partinin, içindeki sorunları aşması ve “birlik mesajı” vermesi, hem seçmen desteğini artıracak hem de aday adaylarının motivasyonunu yükseltecektir. Seçimden yıllar sonra bile “çeşitli kesimler tarafından dışlanıp geri dönülemez bir hınçla hedef alınan” siyasetçilerin hanesine eklenen isimler, CHP’nin demokratik gelenek sınavını her defasında yeniden yazdığını gösteriyor. Tüm bu dinamikler, CHP’nin gelecekteki liderlik yapısını belirleyecek ve Cumhuriyet’in temel değerlerine uygun bir büyüme stratejisi geliştirmesine zemin hazırlayacaktır.
Kaynak: Analizvakti.com


















